Türkiye Aktüel

Aşkın ve doğurganlığın şenliği

 İsveç’in en önemli, en renkli şenliklerinden biri yaz gündönümünde, 21 Haziran’da tüm ülkede coşkuyla kutlanıyor. Şenlikle doğa, bereket, aşk ve doğurganlık kutsanıyor 

Aşkın ve doğurganlığın şenliği
37
27 Haziran 2019 - 12:25

Bir halk eğlencesi olarak özellikle kırsal kesimlerde kutlanan şenlik nedeniyle büyük şehirler neredeyse boşalıyor. Ama gidecek köyü kalmayanlar için de şehirlerde de kutlamalar yapılıyor. Biz de uzun kışın ardından uyanan ve ilk hasatlarını veren doğanın, bereketin, doğurganlığın ve aşkın kutsandığı bu halk şenliğini Stockholm’de Skansen’de izledik.

Yükselen milliyetçiliğin halk bilimcisi

Skansen’in kurucusu Artur Hazelius, bir dil araştırmacısı, öğretmen, halk eğitimcisi ve halk bilimcisi. Sadece Skansen’in değil İsveç’in en önemli müzelerinden Nordiska Museet/Kuzey Müzesi’nin de kurucusu. Asker ve politikacı olan babasının etkisiyle eski kuzey kültürünü de kucaklayan bir vatan sevgisiyle büyümüş Hazelius. Daha çocuk yaşlarında İsveç kültürel ögelerini tanımış, halk danslarına ve kıyafetlerine ilgi duymuş.

1872 yılında İsveç’i bir ucundan diğerine dolaşırken endüstrileşmenin ve tarımın makineleşmesinin bir sonucu olarak insanların iş ve ekmek peşinde şehirlere göçtüğünü, kırsal kesimin giderek insansızlaşacağını görmüş. Eski köy toplumunun yok olmasıyla halkın kendi kültürüne ait ögelerinin de yok olacağı endişesine kapılmış. Sahip olunan kültür birikiminin gelecek nesillere aktarılmasını kendisine görev edinmiş. Bir halk bilimci olarak ancak tarihini bilen insanların kendisini de tanıyacağı inancını taşıyan Hazelius, Avrupa’da yükselen milliyetçilik dönemiyle de uyumlu olan “kendini tanı” ana fikriyle yola çıkmış.

İskandinav Etnoğrafya Koleksiyonu

Halkın ürettiği, kullandığı her türlü el işi, dokuma, giysi, ev ve mutfak eşyası, araç ve gereçler gibi İskandinav kültürüne ait her şeyi çoğu gönüllü yardımcılarıyla köy köy toplamış. İlginç gördükleri her ögeyi kendi deyimiyle “mümkün olduğunca bağış olarak” almışlar, satın almak zorunda kaldıklarında “sıkı pazarlık” etmişler. Toplama işleri yeterince hızlı yürümediğinde o bölgenin yetkilisinden “eski kıyafetlerin bağışlanması yasası” çıkarmasını talep etmişler, halktan “anavatan uğruna cömert olmalarını” istemişler. Hazelius, günden güne büyüyen bir “İskandinav Etnoğrafya Koleksiyonu” sahibi olmuş. Topladıkları sergi alanlarına, depolara sığmayınca koleksiyonunu devlete bağışlamayı önermiş. Bir de vakıf kurmuş. Sonuçta 1882 yılında krala ait “Hayvanat Bahçesi Adası, Aslan Düzlüğü” nde ufak bir kira karşılığında bir arazi almış, müze inşaatı başlamış. Bugünkü muhteşem Nordiska Museet/Kuzey müzesi 1907’de açılmış. Müze yıllar içerisinde 1.5 milyon eser ve eşya, 4 bin metre uzunluğunda belge dolu raf ve en eskisi 1844’ten kalma 6 milyon kültür tarihini betimleyen fotoğrafa sahip dev bir İskandinav kültür müzesi haline gelmiş.

Hazelius bu defa İsveç’te insanların eskiden beri nasıl yaşadığını göstermek, bitki ve hayvan çeşitliliğini yaşatmak üzere yeni çalışmalara başlamış. 1891 yılı baharında yine Hayvanat Bahçesi Adası’nda Stockholm’ü tepeden ve farklı açılardan gören, eski bir tabya arazisini satın almış. Zaten Skansen adı da bu tabyadan gelmekte. En eskisi 1.300 yıllarında yapılmış olan 40 kadar orijinal ahşap köy evini içindekilerle bulundukları yerlerden Skansen’e taşımışlar. Evlerin dış kısmına da o bölgede yetişen bitkiler ekilmiş. Böylece İsveç’in hemen her bir bölgesinde kırsal kesimde yaşayan insanların yaşam ve çalışma alanları gözler önüne serilmiş. Bununla da yetinmeyen Hazelius bir de eski bir mahallenin canlandırılmasını istemiş. Çeşitli şehirlerden özgün ve hiç yapısına müdahale edilmemiş eczane, matbaa, cilt evi, işçi evleri, kilise gibi yapılar da taşınmış ve insanlara eski şehir yaşantısını göstermek üzere bir de mahalle inşa edilmiş. 1891 yılında açılan Skansen’de evlerde ve işyerlerinde önceleri gerçeğe uygun kıyafet ve aksesuarlarla donatılmış cansız mankenlere yer verilmiş. Ancak Hazelius kısa bir süre sonra cansız mankenlerin canlılarıyla değiştirilmesini istemiş ve Skansen birden bir müze yerine yaşayan bir eğitim ve kültür kurumuna dönüşmüş. İsveç’in tarihi, insanların bulundukları bölgenin doğasında nasıl yaşadıkları, dönemin gelenek ve görenekleri, işleri, günlük yaşamları ve eğlenceleri tarihi kıyafetleriyle gezen, eski usullerle üretim yapan dokumacı, demirci, matbaacı, cam ustası gibi zanaatkarlarca anlatılmaya başlanmış, ürünleri ziyaretçilere satılmış, halen de satılmakta.

Hazelius, Skansen’in doğa müzesi kısmında ise İsveç’te yaşayan hayvan türlerinden bir hayvanat bahçesi, tıbbi ve diğer bitkilerden oluşan bitki bahçeleri, göletler yapmış. Daha sonra burası Stockholm Hayvanat Bahçesi haline getirilerek fil, deniz aslanı, penguen gibi hayvanlar da sergilenmiş ancak zaman içerisinde bu hayvanların büyük bir kısmı satılmış. Geniş bir akvaryum ve birkaç değişik tür dışında Hazelius’un ana fikrine dönülmüş. Çocuklar için oyun alanları da yapılan Skansen yaz kış açık. Bugün Skansen doğaya uygun eski tip satış kulübelerinde zanaatkarların, sanatçıların işlerinin satıldığı, konserlere ev sahipliği yapan, bolca dinlenme alanları olan, ailece kırlara oturup mangalsız piknik yapılabilecek bir yer. Yeşili bol Stockholm’de insanların hem doğayla bütünleştiği hem geçmişini öğrendiği yemyeşil bir eğitim kurumu.

Skansen’de sergilenen ve İsveç kültür tarihine ışık tutan 30 bin öge aslında Nordiska Museet’e ait ancak sonsuza kadar sergilenmek üzere Skansen’e verilmiş. Hazelius hayatını Skansen’deki evinde tamamlamış. “İsveç’in sahip olduğu en vatansever kişi” olarak 100 bin Stockholm’lü tarafından uğurlanarak Skansen’de toprağa verilmiş.

Skansen ve Nordiska Museet tek bir kurum olarak yönetilirken, 1963 yılında her ikisi de ayrı vakıflar olarak yollarına devam etmişler. Bugün müze yöneticileri hükümet tarafından atanıyor, ayrıca atanmış politikacılardan oluşan bir kurul da vakıf yönetimlerinin yanında görev yapıyor.

Skansen’e gidip çocukluğumun İstanbul’undaki Gülhane Parkı’nı, dev kayık salıncaklarını, akvaryumunu ve etrafı çivilerle çevrilmiş yuvarlak ve küçücük yerinde ziyaretçilere hortumunu sallayan fili, masamıza semaver gelen çayları, simit reçel ve peynirden oluşan ikindi kahvaltısını hatırlamamak mümkün mü? Ne güzel olur doğa ve kültürü birlikte yaşayabileceğimiz Skansen gibi bir Gülhane Parkımız olsa.

Skansen

Stockholm’ün her yanı yemyeşil ama özellikle doğallığı büyük ölçüde korunmuş olan “Djurgården/ Hayvanat Bahçesi” adası dev çınarları, sahilleri, su kanalıyla bir başka yeşil. Adanın kuzey burnu 1.500 yıllarında kral III. Johan (ünlü İsveç kralı Gustav Vasa’nın babası) zamanında geyikler, karacalar ve kuzeyin sığın geyikleri için park olarak ayrılmış. Öylece de kalmış. Adada büyük bir yapılaşma yaşanmamış. Bu adanın üzerindeki tepede 3000 metrekarelik bir alan üzerinde kurulmuş olan Skansen dünyanın en eski açık hava müzesi.

Skansen’de yaz gündönümü şenliği

Kelime anlamı “yaz ortası” olan şenlikler, gecenin en kısa olduğu günde yaz gündönümünde yapılmakta. İlkel toplum döneminden bu yana, ilk baharda toprağı işleyerek, tohum ekerek gösterilen çabaların karşılığının doğadan ürün olarak alınmasıyla yapılır hasat şenlikleri, bereket kutsanır. Kuzeyde ilk ürünlerin alınması ancak haziran sonuna doğru gerçekleştiği için ilk şenlikler de bu dönemde yapılırmış. Sadece evlerin içi ve dışı değil, tekneler, tören alanları yeşil yapraklar ve dallarla süslenerek yazın gelişi, aydınlık ve coşan doğa kutsanırmış. Kuzeyin bronz çağına ait kaya resimlerinde güneş etrafında dans edenlerin betimlendiği, Viking dönemini de kapsayan demir çağında ise yapılan şenliklerde büyük ateşler yakıldığı, dans edildiği, doğaya ve tanrılara insan dahil adaklar verildiği çeşitli kaynaklarda yer almakta. Bu toplu törenlerde yemek yenirken “tanrıların içkisi” denilen ve mayalandırılmış balla sudan oluşan bal şarabı içildiği de biliniyor. Mayalandırılmış bal ile yapılan bu içkilere ait en eski bulgu İ.Ö. 7.000 yılından kalma ve Çin’de bulunmuş. Mezopotamya, Mısır, Antik Yunan, Roma, Maya uygarlıklarının da tanrıların içkisi olarak bir cins mayalandırılmış ballı içki içtikleri bilinmekte.

Gürbüz çocuklar için…

Kuzeyin şenliklerinde doğanın bereketi kadar aşk ve doğurganlık ta önemli. Günün en uzun olduğu yaz gündönümünde bir sonraki yıl gürbüz çocuklara sahip olmak için tanrı Frej ve Freja’ya kurban verilirmiş. Törenlerde erkekler tarafından bir direk, kadınlar tarafından ise bir halka taşınırmış. Kadınlar başlarında yapraklar ve çiçeklerle süslenmiş bir taç taşırlarmış. Gün boyunca taçlarını hazırlayan kadınlar, süslenen direğe de halkayı bağlarmış. Tören alanına dikilen direk etrafında eğlence başlarmış. Şarkılar söylenip oyunlar oynanırken neslin devamını sağlayacak gençlerin birbirine yaklaşması hedeflenirmiş. Ateş sönüp, eğlence sona erdiğinde gençler “kaynağından su içmek” için büyüklerden uzak su kenarlarına giderlermiş.

Ya rüyaya yat ya da aşk lapası ye

Aşk ve doğurganlık kutsanırken genç kızlar gelecekteki eşlerinin kim olacağını bilmek için doğadan yardım alıyorlar. Zaten şenliklerin büyüsü de buradan geliyor. Yaz gündönümü gecesi hiç konuşmadan evden kaçan kızlar 9 farklı bahçenin çitinden atlayarak 9 farklı çiçek topluyorlar. Sonra eve dönerek yine hiç konuşmadan yatağa giriyorlar. Yastıklarının altına da topladıkları çiçekleri koyarak rüyaya yatıyorlar. Rüyalarına giren erkek evlenecekleri erkek oluyor. İskandinav usulü istihare! Aşk lapası yemek te rüyaya yatmanın bir başka yolu. Un, su ve bolca tuzu kaynatarak yapılan lapayı yiyen kızlar rüyalarında kendilerine içecek verecek erkekle evleneceğine inanıyor. Rüyasındaki erkeğin ne içirdiği ve ne kadar içirdiği onunla birlikte süreceği yaşamın yoksul ya da zengin olacağını gösterirmiş. Yaz gündönümü gecesi sessizlik yemini ederek eski kurban alanlarında, bir yol ayırımında ya da toprakla bütünleşmiş bir kayanın üzerinde de beklermiş genç kızlar. Gelecekleri ile ilgili bir işaret, bir ses duymak için gecenin büyüsünden medet umarlarmış. Aşkını bulan kadınlarsa ilk baharda doğacak bebekler bir sonraki kışa kadar yeterince büyüsün ve güçlensin diye bereket ve doğurganlığın kutsandığı bu gecede hamile kalmaya çalışırmış.

Çiğin büyüsü gündönümü şenliği

Yaz gündönümü kutlamalarının geçmişten kalan adetlerinden biri de çırılçıplak soyunarak çiğ düşmüş çayırlarda yuvarlanmak. Bütün yıl sağlıklı kalmak için tedavi edici özelliği olan çiği ilaçlara karıştırmak, içmek, ekmeğe suya katmak ta önemliymiş. Sağlam ayaklara sahip olmak için çıplak ayakla çayırlarda koşmak büyülü çiğden faydalanmanın diğer bir yoluymuş. Halk doktorlar tıbbi bitkileri üzerinde çiğ damlacıklarını toplar şifalı ilaçlar yaparlarmış.

Kısacası gençlerin, aşkın, bereketin büyülü gecesi yaz gündönümü şenliklerinin kökeni kuzeyin Hristiyanlık öncesi döneminden çok öncesine ait. Bugün belki bu adetlerin hepsi yapılmıyor ama herkes adetleri biliyor ve sonu aşkla biten bu eğlenceleri çok seviyor.

Avrupa’da Hristiyanlığın en son yerleştiği coğrafyalardan biri İskandinavya. Misyonerler önceden adım atsalar da İsveç 1.100 yılından sonra hızla Hristiyanlaşıyor. Ama halkın çok tanrılı inancına ait töreler, örf ve adetler Hristiyanlıkla paralel yaşamaya devam ediyor. Halen de yaşıyor.

İşte yaz gündönümü şenlikleri de bugüne kadar gelen geleneksel bir tören. Tüm tek tanrılı dinlerde olduğu gibi Hristiyanlık da yok edemediği bu şenliklere hemen dini bir kılıf yaratmış ve kutlamalara dahil olarak ele geçirmeye çalışmış. 24 Haziran Hz. Yahya Günü ilan edilmiş. Yaz gündönümü yerine 24 Haziran kutlanmaya çalışılmış. Vikinglerin direği ve halkası yerine dev bir haç yaprak ve çiçeklerle süslenmiş. Kilise Vikinglerin serbest aşkına, büyülü içeceklerine yasaklar getirmiş, çoğu kadın halk doktorlarını cadı ilan edip yakmış ama halkın geleneksel kültürüne de engel olamamış. Yıl 2019. Sadece Skansen’de değil tüm İsveç’te kırsalda ve şehirlerde “yaz gündönümü” coşkuyla kutlandı, eminim dünya durdukça şekli biraz değişse de özde hep aynı şekilde kutlanacak, insanlar eğlenecek, eşler seçilecek ve Mart ayında doğan bebekler aşk, bereket ve doğurganlığın temsilcisi olacak.

Başka bir yazıda buluşmak üzere….

İlgili Aşkın ve doğurganlığın şenliği haberiyle ilgili sizde görüşlerinizi yazarak gündeme dahil olabilirsiniz. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI