Türkiye Aktüel

Dünyadan sonra insan ve sanat bu sergide

 Anna Laudel Sanat Galerisi’ndeki İntergalaktik başlıklı sergi, dünyadan sonraki yaşamı ve sanatın, toplumun evrilişini konu alıyor. Serginin küratörü İpek Yeğinsü ve serginin sanatçılarından Beyza Boynudelik’le sergiye ve insanlığın, sanatın geleceğine dair önermeleri konuştuk. 

Dünyadan sonra insan ve sanat bu sergide
76
17 Ekim 2019 - 2:17

Beyza Boynudelik, Şafak Çatalbaş, Alper Derinboğaz, Emin Mete Erdoğan, Horasan, Ekin Su Koç, Ali Miharbi, Ali İbrahim Öcal, Özcan Saraç, Meltem Sırtıkara, Merve Şendil ve İrem Tok’un eserlerinin bir araya geldiği “İntergalaktik” sergisi, İstanbul Karaköyde’ki Anna Laudel sanat galerisinde sanatseverlere sunuluyor. İpek Yeğinsü’nün küratörlüğünde düzenlenen sergi, uygarlığımızı dünyanın ötesine taşıyıp hayatımızı orada sürdürmeyi başarırsak bizi nasıl bir geleceğin beklediği sorusundan yola çıkıyor. Toplumumuzun varlığını farklı gezegenlerde, hatta belki de galaksilerde devam ettirecek temsilcilerinin kimlik üretme biçimleri, birbirleriyle ve bu süreçte tanıştıkları diğer türlerle iletişim kurma yöntemleri üzerine önermeler içeriyor. Merkez-çevre, yakın-uzak, izleyen-izlenen, geçmiş-gelecek gibi güncel ikiliklere geo-sentrizmden bağımsız bir yaklaşım sunmayı hedefleyen sergide resim, heykel, video, fotoğraf ve yeni medya dahil olmak üzere birçok farklı malzeme ve disiplinde çalışan sanatçıların yapıtları görülebilir. Serginin küratörü İpek Yeğinsü ve sanatçılardan Meltem Sırtıkara ile serginin oluşum sürecine, anlatmak istediğine ve insanlığın, sanatın geleceğine dair konuştuk.

HAYALLER SORUNLARLA GERÇEK GÜNDEME DÖNÜŞTÜ

– Öncelikle neden intergalaktik diye bir konu seçtiniz? Bu konuyu seçiminizde nelerden etkilenerek ya da nerden yola çıkarak böyle bir sonuca erdiniz?

İpek Yeğinsü: Ben aslında ezelden beri ‘’Dünya’nın içinde ne var? Uzayda hayat var mı? Varsa nasıl bir hayat var? İnsanoğlu Dünya’nın dışına giderse orada nasıl bir hayat kurabilir kendine?’’ bunları hep soran birisiydim. Sonra gezegenle ilgili karamsar senaryolar arttıkça, ekolojik denge bozuldukça, aslında bu bir hayal dünyası olmaktan çıkıp, devletlerin, liderlerin baş meselelerinden biri haline geldi. ‘’Mars’ta koloni kurmak, Ay’da üs kurabilir miyiz? İnsanların bir kısmını oralara götürebilir miyiz?’’ gibi senaryolar dönmeye başladı güncel politika tartışılırken. Sanatçılar da belli dönemlerde belli konulara daha çok eğiliyorlar. Önce Beyza Boynudelik ve Meltem Sırtıkara üçümüz bir proje yapmak için yola çıktık. Konu bu uzayda yaşam meselesine geldi. Beyza zaten o konuyla da çok ilgili çok işler yapıyor, şimdi kendisi de daha detaylı anlatır. Meltem biraz daha varoluşsal biçimde yaklaşıyor. Kozmik yasalarla aslında toplumsal dinamikleri örtüştüren bir takım düşünceleri resmediyor. Öyle olunca biz de bu konu üzerine eğilelim dedik. Ben biraz daha bunu teorize ettim, biraz daha çatısını kurdum diyelim. Sonra diğer arkadaşlarımızdan, sanatçı arkadaşlarımızdan davet ettiklerimiz oldu, bir kısmıyla ben daha önce çalışmıştım, bir kısmıyla ilk kez çalıştım. Sonra işte 12 sanatçı bir araya gelmiş oldu ve hepsi farklı alanlardan farklı teknikler kullanan sanatçılar olmasına rağmen bence çok biçimlikli bir sergi ortaya çıktı. Herkes farklı bir tarafından ele aldı konuyu çünkü.

– Sanatçı seçimi nasıl oluştu peki? Siz bu sanatçıları bir araya getirirken neleri baz aldınız, nelere öncelik verdiniz?

İ.Y: Genelde aynı kuşaktan ve belli bir sanatsal olgunluğa erişmiş sanatçılar hepsi ve dediğim gibi daha önce bu konuya değinmiş ya da işleri bu konuya uygun olabilecek kişilerle ilk etapta irtibata geçtik. Onlardan da heyecan duyan ajandası el verenlerle çalıştık. Çünkü bazılarının Bienal’e hazırlanması bazılarının solo sergilerine hazırlanması gerekiyordu. Öyle olunca hem takvimi el veren hem de konuyla ilgilinen, konuyla ilgili yeni bir şey söylemek isteyenlerle yaptık.

DÖNÜŞÜMÜN SORULARINI İÇERİYOR

– Yedinci Kıta Bienali’yle İntergalaktik’in sergisini ortaklaştığı noktalar var mı?

İ.Y: Mutlaka var zaten beni ayrıca mutlu eden şeylerden biri de bu. Çünkü biz bu projeyi oluşturmaya bir yıl önce başladık. O zaman daha Bienal’in konusu da çok belirmemişti ve eş zamanlı olarak böyle paralel konuların konuşuluyor, düşünülüyor olması aslında demin bahsettiğim o genel ortamdaki ortak bilincin bir şekilde paylaşıldığını gösteriliyor. Bienal’de de dünyanın insan tarafından nasıl değiştirildiği, gezegenin nasıl şekillendirildiği, ekolojinin nasıl yok değiştirldiği gündemde bir yandan siyasi konulara da değiniyor. İşte koloniyalizm gibi ya da ırkçılık gibi vs. Yani insanoğlunun aslında kendine yarattığı kaos ortamını betimliyor. İntergalaktik biraz daha şunu soruyor: “Yarın öbür gün biz başka gezegenlere gidersek, başka yerlerde başka medeniyetler kurarsak ya da oralara karışırsak nasıl bir manzara ortaya çıkar? Biz kendimizi oraya aynı şekilde mi götüreceğiz yoksa bir şeyleri değiştirebilecek miyiz? Özellikle kendi sosyal pratiklerimiz, sosyo-politik pratiklerimiz, ritüellerimiz nasıl dönüşecek, kurumlarımız nasıl dönüşecek?” Bütün bunları aslında içeren bir soru.

AYNI GEMİDE OLDUĞUMUZU TEKRAR HATIRLAYALIM

– Benzer konuların işlenmesi, sanatta özellikle post modernizmin getirdiği farklıklıkların öne çıkarılması durumun da sizce sonuna mı işaret?

İ.Y: Şimdi postmodernizm özellikle doksanlardan itibaren, çok kültürlülük, çoğulculuk, çoğul kimlikler meselesine çok odaklanmıştı. Şimdi tekrar bir toplanma söz konusu. Farklarımızı kenara bırakıp aynı gemide olduğumuzu tekrar hatırlayalım ve tekrar toplanalım. Tekrar kendimize bir bütün olarak bakmaya başlayalım gibi bir refleks seziyorum ben sanatta. Çünkü daha samimi dertler ortaya çıktı.

– Peki bu sergide dünyadan bir vazgeçiş var mı?

İ.Y: Çok zora soktuk kendimizi o kesin. Belki şu anda gösterdiğimiz refleksi bi 50 yıl önce gösterseydik, şu an farklı bir yerde olurduk. Ama biraz da biz tür olarak bir şeyler böyle yüzümüze vurulmadıkça çok da onunla ilgili aksiyon almak konfor alanımızdan çıkmak istemiyoruz. Farklı senaryolar geleceğe yönelik. Birileri “uzaya açılacağız, her yere gideceğiz. Artık dünya bize yetmeyecek ama biz de işte yeni dünyalar bulacağız, oralarda müthiş medeniyetler kuracağız” diyor. Bir taraf da ‘’dünya çok yakında yok olacak hepimiz özleceğiz’’ diyor. Hep bu iki uç arasında gidiş geliş yaşıyoruz esasında. Belki arada bir yerdedir aslında, yani belki de yaşadığımız gerçek bu ikisi arasında bir yerlerdedir.

– Sanatın konumu burada nasıl evrilecek?

İ.Y: Sanat bence yaratıcı zihinler olduğu sürece var olacak bir şey. Sanatın ortadan kalkacağını ben hiç düşünmüyorum, sadece bir çağ değiştirebilir. Belki zihinden zihine doğrudan yapılan bir şey haline gelebilir. Bir nesneyi aradan çıkartıp iki zihin arasındaki bir diyaloğa dönüşebilir.

ORTAK BİLİNÇ MESELESİ DEVREDE

-Sergide yer alan sanatçılardan birisiniz. Bu sergiye nasıl dahil oldunuz?

Beyza Boynudelik: Çok heyecanlı bir süreç oldu benim için çünkü İpek’in de bahsettiği gibi İpek,ben,Meltem bir sürü konuşmalar yapıyorduk. Projeler üretelim derken konu buna evrildi, benimle çok alakalı çünkü ben tatlı tatlı distopyayı anlatıyorum aslında işlerimde ve bu distopya geleceğe ait dursa da bugün yaşanan bir distopya. İpek’in projesinde bu başlık altında o kadar doğru oldu ki çünkü benim figürlerde sürekli doğayla tekrar temasa geçmeye çalışıyor, tekrar habitat yaratmaya çalışıyor kendine ve bizim sergiden öncesinden süregelen bir süreç o yüzden çok uygun oldu yani beni heyecanlandıran kısmı da bu oldu zaten. Figürler tekrar kentle doğa karşıtlığı içerisine geliyorlar, bir taraftan işte fauna ve florayı biraz mahvettiğimiz için onlara tekrar tutunup onları tekrar korumaya veya temas etmeye çalışıyorlar.

-Ne kadar zaman diliminde ürettiğiniz işler var sergide?

B.B: Bu işlere benim muhtemelen bi 2005’lerde 2006’larda benim bir başlangıç tarihim var. Ama son kertede benim bizim sergi için ürettiğim içeride heykellerimiz ve bir tane gravürüm var, onlar da aslında tam bir evren oluşturma bir cosmosun içinde kendi ışıklarıyla var olan figürler yaratma açısından çok iyi oldu. Sanırım bu yaz içerisindeydi, kafamda olan şeyleri de üretmiş oldum, İpek de zaten sürekli bahsettik sergi için.

-Bir yandan Bienal de devam ediyor, orada da yine benzer konu işleniyor. Sizce sanatın önümüzdeki dönemdeki gündemi doğa tahribatı, çevresel yok oluşlar ve yeni yaşam arayışları mı olacak?

B.B: Ortak bilinç meselesi burada devreye giriyor. Çünkü hepimizin ortak gördüğü bir manzara var. Bu manzarada işte yedinci kıtanın adının neden yedinci kıta olduğundan başlayarak, çevre kirliliği, hava kirliliği, doğa tahribatı, kentsel dönüşümün bilinçsiz yapılması gibi konuları içine alıyor. Bunlar devam ettikçe insanlar da kendi hikayesini anlatırken, bir taraftan da etrafında o hikayeleri de döndürdüğü için, ondan yararlanmaya devam edecektir. Ama yine dediğimiz gibi bu üretim süreci devam edecek. Çünkü hepimiz bir şekilde muhtemelen çevremizde az görmeye başladığımız doğaya böyle tutunuyor olabiliriz. Ben kendimden onu biliyorum en azından beton gördükçe yeşillik yapmak istiyorum yani böyle bir yan etkisi oluyor.

İlgili Dünyadan sonra insan ve sanat bu sergide haberiyle ilgili sizde görüşlerinizi yazarak gündeme dahil olabilirsiniz. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI