Türkiye Aktüel

ENTEKLEKTÜEL ÖĞRETMEN ve ÖĞRENCİ YETİŞTİREMİYORUZ

ENTEKLEKTÜEL ÖĞRETMEN ve ÖĞRENCİ YETİŞTİREMİYORUZ
Avatar
Kubilay Muhammet Özdemir( benimtarihim1923@gmail.com )
Giresun Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu ve aynı üniversitede pedagojik formasyon eğitimini tamamlayıp Öğretmen olmaya hak kazandı. Bir ilkokulda birinci sınıflara ücretli öğretmenlik yaptı. Halen Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü okumaktadır. Kişisel Gelişim ile alakalı 9 tane sertifikası vardır. Ücretli Öğretmenlik yaptığı süreçte Milli Eğitim Bakanlığından 11 tane teşekkür yazısı almıştır. Tarihçi, siyaset Bilimci ve Köşe Yazarıdır ve hâlâ Orta Öğretimde Öğretmenlik yapmaktadır ve ayrıca Yüksek Lisans öğrencisidir.
141
01 Ekim 2019 - 1:04

Türkiye, Köy Enstitülerinin kapatılmasından sonra Milli eğitimde çağ atlayamadı. Bu da ne yazık ki çocuklarımızın gelişimine olumlu yansımadı. Maalesef  2019’da milli eğitim ile ilgili çıkan haberlere göre öğrencilerimizin yüzde kırkının okuduğunu anlamadığı, matematikte ise yüzde elli bir başarısız oldukları anlaşıldı. Bu çok vahim bir durum özellikle kendi dilinde okuduğunu anlayamamak ayrıca vahim bir netice doğurmaktadır.

Ne yazık ki son yıllarda öğrencilerimizi iyi yetiştiremiyoruz. Bu konuda her ne kadar devlet büyükleri kendi öz eleştirilerini yapsalar da öğretmeninden öğrencisine kadar mağdur edilen bir sistemle karşı karşıyayız.

Çocuklarımızı sadece sınava odaklı hazırladığımız için çok büyük yanlışlar yapıyoruz. Halbuki çocuklarımızı kitap okumaya yönlendirmeli test usulü eğitimden vazgeçilmelidir. Çocuklarımızı ders kitapları içinde boğmaktan kurtarmalı ve onları bilimselliğe yöneltmeliyiz. Hepsinin birer hayat felsefesi ve dünya görüşü olmalıdır. Ancak böyle ilerleyebiliriz. Çocuklarımızı entelektüel olarak yetiştirmeliyiz.

İlber Ortaylı’nın dediği gibi “entelektüel; üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. Örneğin mesleği kimyacılıktır ama coğrafya veya tarihle uğraşır, resim yapar. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir.”

Aslında bu durumun sancıları geçmiş yıllara dayanıyor. Çünkü geçmişte cumhuriyeti kuran kadrodan sonra gelecek nesil savaşlarda şehit düştü.

Örneğin; Çanakkale Savaşında yetişmiş binlerce  gençlerimizi şehit verdik. Çünkü yeni kurulmakta olan birliklerimizin subay ihtiyacı İstanbul’daki üniversite ile Anadolu’daki liselerden karşılandı. Bu yüzden Çanakkale savaşına Subaylar savaşı denildi. Kaybımız ise 100.000 aydın gencimiz oldu.

Mustafa Kemal ise bu durum için “Biz buraya bir darülfünun (üniversite) gömdük” diyecekti.

İleri ki yıllarda yeni kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti için yetişmiş gençlerimizi kaybetmenin sıkıntısı çok çekecektik. Nitekim cumhuriyeti kuran elit kadro savaştan sonra eğitime yoğunlaşacak ve Köy Enstitülerini kuracaktı. Amaç biran evvel eğitimde ileriye atılmak idi. Köy enstitülerinin kapatılmasıyla milli eğitim başka bir safhaya doğru ilerledi. Bugün ise gelinen nokta belli okuduğunu anlamayan bir nesil yetişti.

Öncelikle zorunlu eğitim süresinden başlayarak okullardaki disiplin sorunlarının halledilmesi, tarih gibi milletin hafızasını oluşturan derslerin seçmeli ders olarak okutulmaması zorunlu dersler kapsamına alınması gereklidir. Öğrenciler test çözmeye değil okumaya, araştırmaya ve yazmaya yönlendirilmelidir.

Öğretmen olacak adayları ise bir sürü sınavla yormamalı ve alanında en iyisi olması için çalışmalıyız. Bir öğretmen olacak kişi bir sürü sınava tabi tutuluyor. Haliyle bir sürü alanı olmayan derslere çalışmak zorunda kalıyor. Öğretmen atamaları sadece kendi alanıyla ilgili yapılacak sınav ile belirlenmelidir. Alan dışı derslerle öğretmen adayları yorulmamalı ve boşa vakit kaybetmemelidir. Öğretmenlerimiz atandıktan sonra ise entelektüel olarak bakanlık tarafından yenilenen hizmet içi programlarla yetiştirilmelidir. Ayrıca öğretmenlerimize yüksek lisans ve doktora imkânı sağlanmalıdır. Bununla beraber alanlarında kitap veya makale yazma imkânları verilmelidir. Böylelikle hem öğretmenlerimizi alanları dışındaki derslere çalışmak durumunda bırakıp boşa vakit kaybettirmemiş hem de alanlarına daha iyi çalışmalarını sağlamış oluruz. Ayrıca öğretmenlerimize atandıktan sonra farklı alanlarda çalışma imkânı teşvik edilmelidir. Bununla beraber üniversitedeki öğretim üyeleri gibi öğretmenlerimize de unvanlar verilmelidir. Örneğin profesör doktor öğretmen veya Doçent Doktor Öğretmen gibi gibi…

Okul müdürleri profesör doktor öğretmen unvanlarından seçilmelidir. Böylelikle hem okul yönetiminin kalitesini hem de öğretmenlerimizin kalitesini arttırmış olacağız. Buda eminim ki eğitime çok katkı sağlayacaktır.

Öğretmen kaliteleri artırıldıktan sonra öğrenci disiplini konusunda değişimler yapılmalıdır. Okulda disiplin sağlanması için kurallar gözden geçirilmelidir. Öğretmenlerimizin eli kuvvetlendirilmelidir. Çünkü disiplinin olmadığı yerde ders işlenemez. Buda eğitime zarar verir.

Bu yazdıklarım devlet ricali tarafından görüşülmeli ve eğitimde en kısa sürede köklü yenilikler yapılmalıdır. Çünkü bir devleti zirveye taşıyan da çöküşüne neden olan da eğitimin kalitesidir.

Unutmayalım koskoca Osmanlı Devletinin çöküşüne neden olan en önemli sebeplerden birisi de eğitimin gerilemeye başlamasıdır.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI