Türkiye Aktüel

Muzaffer İzgü doğdu, okudu, düşler kurdu, yazdı ve öldü

 ‘Ben bütün yapıtlarımda hele çocuk yapıtlarımda; paylaşmayı, Atatürk ilkelerine sahip olmayı, güçsüzden yana olmayı, emeğe saygı duymayı, emek üretmeyi, doğayı sevmeyi, doğayı korumayı, bunları verdim ben çocuklara… Eğer böyle olmazsa, o yapıtı amacına ulaşmış saymam.’ 

Muzaffer İzgü doğdu, okudu, düşler kurdu, yazdı ve öldü
11
29 Ağustos 2019 - 2:17

Hikâye, tiyatro, roman yazarı ve öğretmen Muzaffer İzgü, 29 Ekim 1933 günü Cumhuriyetin 10. Yılında Adana’da dünyaya geldi. Annesinin doğum sancısı, ailecek izlemek için gittikleri Cumhuriyet törenlerinde tutmuştu. İzgü, tahta parçaları, portakal sandıkları ve muşambalarla yapılmış bir barakada gözlerini hayata açtı. İzgü’nün anlattığına göre, babası Adana’da ilk gecekonduyu yapan kişi olmuştur. Çocukluk günlerindeki evlerini ve durumlarını bir röportajında şöyle özetler: “Bir odası olan gecekonduda büyüdüm ben. Yatak odası, yemek odası, mutfak, banyo… Yer yatağında yatardık, balık istifi boy sırasına göre dizilirdik yere. Evde zaten ne masa ne sandalye… Üç kişiye bir yorgan düşerdi. Şubat’ta da odun kömür biterdi. Sonra mangal kömürü var, onu yakardık. O da biterdi.”

Muzaffer İzgü ilkokula başladığı yıllarda, ailesine destek olmak için bulaşıkçılık, garsonluk, sinemada gazoz, darı satma işlerinde çalıştı. Zor yıllardı, elbise yok, ceket yok, palto yok… Çok soğuk ve yağmurlu günlerde okula giderken babasının ceketini giyerdi. Yine böyle bir günde, arkadaşının önerisi üzerine ısınmak için Adana Halk Kütüphanesine gitti ve o gün hayatının dönüm noktası oldu. Hayatında eline ilk kez bir kitap alıyordu, o kitapla bambaşka bir dünyanın içine girmişti ve o dünyayı çok sevdi. O günden sonra kitap okumayı bırakamadı ve ikinci evi Halk Kütüphanesi oldu.

Muzaffer İzgü henüz beş yaşındayken, bir gün babası eve geldiğinde,”yarın Atatürk Adana’ya geliyormuş, sizi götüreceğim” dedi. Ertesi gün büyük heyecanla ailecek İstasyon Meydanı’na gittiler. Atatürk konuşma yaptığı kürsüye çıktığında, İzgü babasının omuzlarında, herkesle birlikte “Atatürk Atatürk” diyerek coşkuyla alkışladı ve o günü hiç unutmadı. Muzaffer İzgü’nün, o gün 23 Mayıs 1938 günü Atatürk’ün sağ işaret parmağını kaldırarak söylediği “Çok çalışacağız arkadaşlar” sözleri çiviyle kazınmış gibi beynine yazılmıştı. Yıllar sonra anılarında, “yazdığım 154 kitabın, 24 tiyatro oyununun arkasında Atatürk’ün o gün söylediği “çok çalışacağız arkadaşlar” sözü var. Ben bunu yerine getirdim” der.

Ortaokulu bitirdikten sonra, Diyarbakır Öğretmen Okulu’nda yatılı olarak okudu ve 1952 yılında mezun olduktan sonra okulda tanıştığı Günsel hanımla evlenerek ilk görev yerleri olan Diyarbakır Silvan’da göreve başladı. On bir yıl ilkokul öğretmenliğinden sonra, ülkenin çeşitli illerinde on beş yıl Türkçe öğretmenliği yaptı ve 1978 yılında emekliye ayrıldı.

Yazın yaşamına Aydın’da öğretmenlik yaptığı yıllarda başlayan Muzaffer İzgü’nün ilk gülmece öyküleri Akbaba dergisinde, ilk öykü kitabı “Gecekondu” ise 1970 yılında yayımlandı. Bu süreç içersinde çeşitli gazete ve dergilerde de yayın hayatını sürdürdü. En çok okunan ve bilinen eserlerinin başında yazarın çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını anlattığı “Zıkkımın Kökü” gelir. Bu eserin 1992 yılında filmi çekildi, yurtiçi ve yurtdışında pek çok ödül aldı. 1977 yılında yayımlanan “Donumdaki Para” adlı öykü kitabı Türk Dil Kurumu ödülünü alır, ancak kitap, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra 12 yıl yasaklanır.

Muzaffer İzgü bazıları sahnelenen pek çok tiyatro ve radyo oyunu da yazmıştır. Nejat Uygur’un oynaması için yazdığı ilk oyun “İnsaniyettin”dir.

Muzaffer İzgü, çocuk edebiyatı alanına bir klasik sayılan “Ökkeş” serisi ile girdi. 1968-1971 yılları arasında tamamladığı bu seri büyük ilgi gördü ve çok sevildi. İstanbul Çocuk Kitapları Fuarı birincilik ödülü alan “Uçtu Uçtu Ali Uçtu” (1979) kitabının yanında, pek çok çocuk kitabı ve serisi yazdı. Yazarın kendi çocukluğunu anlattığı “Ekmek Parası” adlı kitabı çocuklar için yazdığı en güzel romanlarından biridir. Ancak 12 Eylül’de bu romanına da 14 yıl yasak gelir.

VARSILIN GÜLMECESİ OLMAZ

Muzaffer İzgü, içinde yaşadığı toplumun sevinçlerini, hayallerini, özlemlerini ve hayal kırıklıklarını yazarken topluma ve insana ayna tutmuştur. Toplumcu ve gerçekçi bakış açısıyla bireylere ve olaylara eleştirel bir tutumla değinen İzgü, bu eleştiride gülmeceyi kullanır. Gülmecenin içinde düşünce ve emeğin olmasını istemiş, gülmece yazarının olaylara mutlaka sınıfsal açıdan bakması gerektiğini savunmuştur. İzgü’ye göre varsılın gülmecesi olmaz. Gülmece yoksulundur. Kitaplarında anlattıkları emek veren insanlar ve emekçiler olmuştur.

Fakirlik içinde ve çok zor şartlarda okuyup öğretmen olan İzgü’nün eserleri yaşadığı o dönemlerin izlerini taşır. Daha çok öyküye yönelen yazarın gözlemlerine dayanarak yazdığı üç romanı vardır. İlk romanı olan “Gecekondu”da Güneydoğu Anadolu kentlerinden birinde gecekondu halkının yoksul yaşantısını, “İlyas Efendi” bir nüfus memurunun parasızlık yüzünden çektiği sıkıntıyı anlatır. “Halo Dayı” ise köyden kente göçü anlatan romandır.

KİTABIN GÖREVİ İNSANI BİREY YAPMAK OLMALI

Kendine özgü bir mizah anlayışıyla, gözlemleriyle, Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından İzgü, edebiyatımızın ve çocuk romancılığının mizah türündeki en önemli yazarlarından biri kabul edilir. Eserlerinde güldürürken düşündürmeyi ve öğretmeyi amaçlamış, çocuklara her zaman düş kurdurmayı hedeflemiştir. Okuyunca düş kuran çocuğun soru soracağını, soru soran çocuğun ise artık “bir birey” olacağını savunmuş, “Kitabın görevi insanı birey yapmak olmalı” ilkesini hep dikkate almıştır. Kahramanları hayata olumlu bakan, karamsar olmayan tipler, paylaşmayı bilen ve birbirlerine saygılı olan kişilerdir. Çocuklara yönelik eserlerinde, eğitimi, paylaşımcılığı, okuma sevgisini, hayvan sevgisini, doğaya ve çevreye saygılı olmayı, dostluğu ve sevgiyi öğretmeye, vurgulamaya çalışmıştır. Her eserinde olduğu gibi çocuk kitaplarında da Öz Türkçe kullanmış, pek çok yöresel ve genel halk söyleyişine de yer vererek çocukların hem sözcük dağarcıklarını hem de kültürel alt yapılarını geliştirmeyi hedeflemiştir. “Çocuk okuru olmayan bir toplumun büyük okuru da olmaz” sözleriyle okuma alışkanlığının çocuk yaşta edinilmesi gerektiğini her zaman vurgulamıştır.

O’na göre olması gereken şudur; “Ben bütün yapıtlarımda hele çocuk yapıtlarımda; paylaşmayı, Atatürk ilkelerine sahip olmayı, güçsüzden yana olmayı, emeğe saygı duymayı, emek üretmeyi, doğayı sevmeyi, doğayı korumayı, bunları verdim ben çocuklara… Eğer böyle olmazsa, o yapıtı amacına ulaşmış saymam.” 26 Ağustos 2017 tarihinde kaybettiğimiz Muzaffer İzgü, son sözleri olarak “Muzaffer İzgü doğdu, okudu, düşler kurdu, yazdı ve öldü” diye anılmayı istedi. Eserleriyle daima yaşayacak olan, çocukların kuşaklar boyu okuyacağı değerli yazarımızı saygıyla anıyoruz.

İlgili Muzaffer İzgü doğdu, okudu, düşler kurdu, yazdı ve öldü haberiyle ilgili sizde görüşlerinizi yazarak gündeme dahil olabilirsiniz. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Yerel Seçimlerde Oyunuzu Hangi Partiye Vereceksiniz?

Yerel Seçimlerde Oyunuzu Hangi Partiye Vereceksiniz?

  • AK Parti --> 45
  • CHP --> 62
  • İYİ Parti --> 21
  • MHP --> 14
  • HDP --> 7
Gönder
Sonuçlar

Sitemizde Turkiyeaktuel.com 'da yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri lütfen kopyalamayınız.