Türkiye Aktüel

S400 MESELESİ

S400 MESELESİ
Avatar
Kubilay Muhammet Özdemir( benimtarihim1923@gmail.com )
Giresun Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu ve aynı üniversitede pedagojik formasyon eğitimini tamamlayıp Öğretmen olmaya hak kazandı. Bir ilkokulda birinci sınıflara ücretli öğretmenlik yaptı. Halen Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü okumaktadır. Kişisel Gelişim ile alakalı 9 tane sertifikası vardır. Ücretli Öğretmenlik yaptığı süreçte Milli Eğitim Bakanlığından 11 tane teşekkür yazısı almıştır. Tarihçi, siyaset Bilimci ve Köşe Yazarıdır ve hâlâ Orta Öğretimde Öğretmenlik yapmaktadır ve ayrıca Yüksek Lisans öğrencisidir.
68
27 Haziran 2019 - 2:04

ABD son zamanlarda Türkiye’yi S400 Meselesi yüzünden tehdit yağmuruna tutmaktadır. Ancak Türkiye bu tehditleri aldırmayarak S400’lerin alımı konusunda Rusya ile anlaştı. Tehditlerini daha da arttırarak devam etmiş ve işi en son ambargo uygularız tehdidine kadar getirmiştir. Bunun ekonomik sonuçlarının hiç iyi olmayacağını söylemiştir. Ancak Türkiye bu tehdide de kulak asmadı. Çünkü Türkiye’nin yanı başındaki Suriye’de YPG/ PYD Terör Örgütleri var. Her ne kadar Türkiye yaptığı operasyonlarla sınırlarının bir kısmını temizlemiş olsa da bu tehdit halen geçerliliğini korumaktadır. Bu yüzden Türkiye’de kendi ulusal güvenliğini korumak için elbette hangi sistem iyiyse onu alacaktır. ABD’nin böyle tehditler savurması Türkiye’nin iç meselelerine karışması anlamına gelir ki bu da Türk Devletine ve Türk Milletine yapılacak en son yanlıştır.

Çünkü bu millet tarihinde de şimdi de egemenliğine karışmak isteyenlere karşı hep mücadele etmiştir. Bunu tarihi bir olay ile örneklemek istiyorum.

ABD yöneticilerinin 1919’da İstanbul’a gelen ve daha sonra Sivas’a Mustafa Kemal’in yanına gelip orada görüşen General J.G. Harbord’un 1920’de ABD Senatosuna verdiği raporu bugünkü ABD Başkanı olan Trump’un okumasını tavsiye ederim.

Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi’nin bitiminden bir hafta sonra 2 Eylül 1919’da önce İstanbul’a gelen ve daha sonra Sivas’a geçen 46 kişilik General J.G. Harbord başkanlığındaki heyet ile bir görüşme yapmıştır. Mustafa Kemal, Yeni Türk Devleti kurma arzusunu ayrıca ABD Manda fikrine kesinlikle sıcak bakılmadığını ve Tam Bağımsızlık hedeflediklerini General’e anlatmıştır. Mustafa Kemal, Hristiyan halk ile olan ilişkiler ve işgalci devletlerin Anadolu’daki yıkıcı faaliyetlerini de bildirmiştir.

ABD heyeti daha sonra, Erzincan, Erzurum, Kars, Erivan, Tiflis, Bakü ve Batum’a uğrayıp buralarda incelemelerde bulunup sonra tekrar İstanbul’a geri dönmüşlerdir.

Harbord 22 Ekim 1919’da Yakın Doğu’da Hakikatler” adındaki raporunu ABD Başkanı Wilson’a sunmuştur.

Bu Raporda;

. Ermenilerin Anadolu’da katledildikleri iddialarının doğru olmadığı,

. Anadolu’nun ABD için gerekli kaynaklara sahip olmadığı,

. Anadolu’da işgale karşı mücadele edenlerin kesin kararlı oldukları

Bilgilerine yer verilmiştir.

Harbord; incelemeleri sonucunda “Türk olsaydım bende ancak Kuva-yı Milliyeciler gibi hareket” ederdim diyecektir. Raporunu ABD Senatosuna göndermiş ve Senato 24 Mayıs 1920’de manda konusunu 52’ye karşı, 23 oyla reddetmiştir.

İşte ABD yöneticileri bir daha Türkiye’ye yaptırım ya da herhangi bir tehditte bulunmadan önce tavsiyem 1919’da Generalleri olan Harbord’un raporunu okumalarını ve özellikle rapordaki  “Anadolu’da işgale karşı mücadele edenlerin kesin kararlı oldukları” maddesini akıllarından çıkarmamalarını ABD Başkanı Trump’a tavsiye ederim.

YAZARIN TAKİP ADRESLERİ

Facebook; Tarih Öğretmeni Kubilay Muhammet Özdemir Facebook Sayfası

İnstağram; kubilay_muhammet_ozdemir

Twitter; Tarih Öğretmeni Kubilay Muhammet Özdemir

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI