Türkiye Aktüel

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKRİYATI

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKRİYATI
Avatar
Kubilay Muhammet Özdemir( benimtarihim1923@gmail.com )
Giresun Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu ve aynı üniversitede pedagojik formasyon eğitimini tamamlayıp Öğretmen olmaya hak kazandı. Bir ilkokulda birinci sınıflara ücretli öğretmenlik yaptı. Halen Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü okumaktadır. Kişisel Gelişim ile alakalı 9 tane sertifikası vardır. Ücretli Öğretmenlik yaptığı süreçte Milli Eğitim Bakanlığından 11 tane teşekkür yazısı almıştır. Tarihçi, siyaset Bilimci ve Köşe Yazarıdır ve hâlâ Orta Öğretimde Öğretmenlik yapmaktadır ve ayrıca Yüksek Lisans öğrencisidir.
47
07 Haziran 2019 - 6:01

Bu zamana kadar Türkçülük ve Türk Milliyetçiliği etrafında çok fazla tartışma olmuş, kimisi bu fikriyatı savunurken kimisi ise ırkçılık ve İslam karşıtlığı olarak değerlendirmiş ve Türkçülük ve Türk Milliyetçiliğini kavmiyetçilikle suçlamıştır. Biz maalesef tarihimizi geçmişle hesaplaşma olarak görüyor ve tarihimize ön yargı ile bakıp zihnimizi dikte ettiğimiz tarihi kısımları savunuyor. İşimize gelmeyen bir tarihi bilgi doğru olsa bile kabul etmiyoruz. Bazı kesimlerin tıpkı Atatürk gibi, tıpkı Türkçülük ve Türk Milliyetçiliği gibi konuları kabul etmeyip ön yargıyla yaklaşması gibi…

Oysaki birisi yeni bir devlet kurdu, diğeri ise bu devletin temel ideolojik felsefesini oluşturdu. 1789 Fransız İhtilali ile ortaya çıkan hak, hürriyet ve eşitliklerden doğan Milliyetçilik akımı Osmanlı İmparatorluğunu çok uluslu yapısından dolayı etkilemiş ve Osmanlı İmparatorluğu 19.yüzyılda hep azınlık isyanları ile uğraşmıştır. Bu yüzden imparatorluğun dağılmaması için Gayrimüslim ve Müslim herkesi bir arada tutabilme siyaseti olarak Osmanlıcık düşüncesi ortaya atıldı. Yani bir Osmanlılık ruhu inşa edilmek istendi. Osmanlı 1699 Karlofça Antlaşması ardından Avusturya Kralı ile Osmanlı padişahının eşitlenmesi ve bunu takip eden 1720’de Pasarofça Antlaşmasıyla da zayıflamaya başladı. Fakat 19.yüzyıla gelince devletin bekası problemi ortaya çıktı. Buna karşılık Tanzimat Fermanıyla beraber Osmanlı devletinde yaşayan herkes eşitlendi. Sonra Islahat Fermanı ile gayrimüslümlere geniş haklar verildi. Meşrutiyetin ilan edilmesi ile azınlıklar meclise girecekti. Sırf  bu yapılanlar azınlıkların Osmanlı devletinden kopmasını engellemek içindi. Fakat azınlıklardan bir mebus çıkıp “Osmanlı bankası ne kadar Osmanlı ise bende o kadar Osmanlıyım” diyerek kendisini Osmanlı devletinin bir mebusu olarak görmeyecekti. Bu sebeple Osmanlı’yı bir arada tutmak için açılan meclis Osmanlı’nın çözülmesini hızlandırınca  II.Abdülhamit  Osmanlı-Rus savaşını bahane ederek meclisi süresiz tatil etti.

1829 yılında Yunanistan’ın bağımsızlığını ilan edip Osmanlı’nın bunu tanımış olması akabinde; bu durum Sırpları, Bulgarları ve dolayısıyla Ermenileri de harekete geçirdi. Bu gidişata göre Osmanlıcılık siyaseti başarılı olamayacağının anlaşılması üzerine İslamcılık politikası devreye girecekti. Hiç değilse etnik kökeni ne olursa olsun Müslümanları bir arada tutabilmenin siyaseti izlenmiştir. Ancak halifenin çağrısına uyulmaması, bazı Arap kabilelerinin Osmanlı’ya ihaneti bu politikayı da geçersiz kılmıştır.

Birde batıcılık fikriyatı vardır. Batıcılık Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülükle beraber gelişir. Bu üç fikriyatta biraz batıcıdır. Bunlardan hariç  Batıcı Batıcılar vardır. Diğer üç akımın Batıcı olması Batıya karşı bir cevap olmak üzere üretildi. Yani Batının iyi tarafını alıp kötü yanını almamışlardır. Batının bilimi tekniği alınsın fakat kültüründen uzak durulsun diye düşünülmüştür. Fakat Batıcı Batıcıların düşüncesine göre Batıyı bütünüyle kabul etmeyi düşünmüşlerdir. Fark budur. Bu düşünceye göre, Büyük Britanya’dan erkek nüfus getirip Anadolu’daki Türk ırkını bozalım düşüncesi vardır.

İşte bu tür sapkınlıklara ve ihanetlere karşı yeni bir politika ortaya çıkmıştır. Bu politikanın adı Türkçülük’tür.

Ziya gökalp’in Türkleşmek İslamlaşmak ve Muasırlaşmak eserinde yazığına göre; Türk gençliği, bir yandan dil ve edebiyat yalınlaşmazsa, ulusal bir ülkü ruhlarda coşku ve özveri uyandırmazsa, ulusal bir ekonomi hayat mücadelesinde yabancı öğelerden kurtulmayı sağlayamazsa, Türklüğün ve aynı zamanda Osmanlılığın ve İslamlığın yok olacağını anladı. Bunlardan başka, bütün uluslar, ulus olmuşken Türk övünçlerinden söz edilmemesinin Türk gençlerinin öteki kavimcilik öğretileri tarafından asimilasyonu ile sonuçlanacağını da gözden uzak tutmadı. Sonun da bu sebeplerin etkisiyle Türklük ülküsü patlak verdi.[1]

Batılı Türkologların Türk dili ve tarihine ilişkin yaptıkları çalışmalar ile bu çalışmaların Osmanlı aydınlarınca takip edilmesi ve okunması Türkçülük düşüncesini geliştirmiştir. [2]

İlk defa Türk adıyla Osmanlılar 1909’da dernek kuracak, sonra 1911’de Türk Yurdu Cemiyeti, 1912’de Türk ocakları kurulacaktı. Bütün milliyetçilik hareketleri Osmanlıyı parçaladı. Türk Milliyetçiliği Osmanlı devletini kurtarmak için çaba sarf etti. Fakat Osmanlı’yı kurtarmaya gücü yetmedi. Ancak Türkiye Cumhuriyetini kurmaya gücü yetti. Türkiye Cumhuriyetini, Türk Milliyetçileri kurmuştur başkaları değil. Türk milletçiliği felsefesi üzerine bu devlet inşa edilmiştir. İlk zamanlar devletimiz dağılmasın diye Türk kimliğimizi sakladık, milliyetçilik yapmadık. Fakat Osmanlıcılık yapıp Gayrimüslim-Müslüm bir arada tutalım dedik olmadı. Sadece Müslümanları bir arada tutalım diyoruz bakıp görüyoruz ki bir taraftan Arnavutlar bir taraftan Araplar bir taraftan içerideki ayrılıkçı Kürtler bizi çekiştirip elimizi ayağımızı kesmek istiyorlar biz de mecbur devletimiz elden gidecek bu yüzden Türkçülük yapıyoruz.

Ne yapsaydık yani bıraksaydık da devletimiz elimizden mi gitseydi. Hiçbir şey yapmadan bekleyip ulusumuzun yok olmasını mı izleseydik? Dünyada Türk’ün dışında her milliyetçilik bir başka kavme husumete dayalıdır. Dünyada sadece Türk Milliyetçiliği hiçbir kavme husumete dayalı olmaksızın çıkmıştır. Kendi devletini ve milletini koruma refleksi ile vücut bulmuştur. Diğer milliyetçilikler ırkçılık üzerine yükselmişken Türk milliyetçiliği birleştiricilik üzerine yükselme göstermiştir.

Türk milliyetçiliği neden bu kadar önemlidir?

16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildiğinde meclis basıldığında Türk milliyetçiliğine gönül vermiş milletvekilleri tutuklandı. Yetmedi Türk ocaklarını bastılar. Oda yetmedi milliyetçileri evlerinden alıp, tutuklayıp Malta Adasına sürdüler. Farkındaysanız sosyalist, liberal ya da İslamcılara değil milliyetçilere dokunuldu. Çünkü emperyalizmin korktuğu şey milliyetçiliktir.

Ülkesini, vatanını, milletini, değerlerini, şahsi değerlerinden üstün tutan kişilere milliyetçi denir. Milli ruhun gelişmesi için Milliyetçiliğin benimsemesi gerekir. Fakat milliyetçilik yapan insanlara hep ırkçı diye yafta vurup, milliyetçiliği İslam karşıtlığı gibi gösterip, günah diye fetva veren din adamlarının kökenlerine baktığınızda “Gayri Türk” çıkıyorlar.  Türk Milliyetçiliği ırkçılık değildir. Türk Milliyetçiliği İslam karşıtı değildir. Hz. Muhammed efendimiz kavmiyetçilik yapmayın diyor. Fakat kavminizi sevmeyin demiyor. Aynı şekilde kişi kavmini sevmekle kınanamaz diye hadis-i şerif var.

Vasile b. El-Eska’ anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.m)’e “Kişinin kavmini sevmesi asabiyet/ırkçılık sayılır mı?” diye sordum. “Hayır, asabiyet/ ırkçılık, kişinin kavminin yaptığı zulmüne yardımcı olmasıdır.” diye buyurdu. (bk. Ahmed b. Hanbel, 4/107; Mecmau’z-zevaid, 6/244).

Sonuç olarak Türk Milliyetçiliği dün nasıl Çanakkale ruhunu oluşturduysa bu ruh nasıl milli mücadeleyi ateşlediyse ve yeni bir devletin kurulmasını sağladıysa işte bugünde milliyetçilik ve vatan duygusu sayesinde 15 Temmuz gibi bir kalkışmayı bastırıldı. Fırat Kalkanı gibi, Afrin gibi operasyonlar bu milliyetçilik ruhuyla yapıldı. İspatı ise zeytin dalı operasyonunda bir muhabirin Türk askerine istikamet nereye sorusuna karşılık “Kızılelma’ya” yanıtı vermesidir. Bir başka ispat ise Türk askerinin Türklerin sembolü olan bozkurt işaretini yapmaları geçmişten günümüze milliyetçilik ruhunun devam ettiğini ve ilelebet devam edeceğinin göstergesidir.

Not: “Şunu ifade etmek isterim ki bir tarihçi olarak o görüşün ya da bu görüşün tarihçisi değilim. Çünkü tarih bilimi, tarihi kendi görüşüne göre yorumlayanlardan çok çekti ve halen daha çekmektedir. Tarih neyi ifade etmişse ona göre düşünce fikriyatını belirlemiş tarafsızlık ilkesini kendisine düstur edinmiş bir tarihçiyim. Bu yüzden bu yazımda yazıklarım tarihi gerçeklerdir.”

 

YAZARIN TAKİP ADRESLERİ

Facebook; Tarih Öğretmeni Kubilay Muhammet Özdemir Facebook Sayfası

İnstağram; kubilay_muhammet_ozdemir

Twitter; Tarih Öğretmeni Kubilay Muhammet Özdemir

 

[1] Ziya Gökalp, Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak, Bordo Siyah, İsyanbul 2010, s.58-59.

[2] Hilmi Ziya Ülken, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, s.,209-210

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Yerel Seçimlerde Oyunuzu Hangi Partiye Vereceksiniz?

Yerel Seçimlerde Oyunuzu Hangi Partiye Vereceksiniz?

  • AK Parti --> 45
  • CHP --> 62
  • İYİ Parti --> 21
  • MHP --> 14
  • HDP --> 7
Gönder
Sonuçlar

Sitemizde Turkiyeaktuel.com 'da yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri lütfen kopyalamayınız.