Gül Akpınar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yanılgıya Düşen Doğru

Yanılgıya Düşen Doğru

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yanlışı alkışlayan bir toplum, aslında kendi çürümesine alkış tutar. Çünkü yanlışın alkışı, yalnızca bir eylemin değil, bir bilincin teslimiyetidir. İnsan, doğası gereği yanılabilir. Fakat yanlışı doğruya tercih ettiği anda artık yalnızca yanılmamış, yitmiştir. Günümüz insanının en büyük kaybı budur. Doğruyu bilmesine rağmen sessiz kalması, hatta sessizliğiyle yanlışı meşrulaştırması. Zira kayıtsızlık, kötülüğün en elverişli ortamıdır. Bir insan, yanlışın karşısında susarak da suç ortağı olabilir.

Vicdan, insana verilmiş en sessiz ama en derin terazidir. Ne akıl kadar hesaplıdır ne de duygu kadar savruktur. O, aklın ölçmediğini, kalbin göremediğini tartar. Vicdan, insanın Tanrı ile arasındaki en çıplak bağdır. Hiçbir yalanın, hiçbir bahanenin saklanamadığı bir iç mahkeme. Bu nedenle vicdanını susturan biri, yalnızca doğruluğunu değil, varoluşunun anlamını da kaybeder. Çünkü vicdan susarsa, insanın iç sesi de ölür.

Bugünün dünyasında vicdan, çoğu zaman bir lüks gibi görülüyor. İnsanlar yanlışla doğru arasındaki çizgiyi bilerek siliyor. Menfaat, korku, çıkar ya da sessizlik uğruna… Böylece yanlışı alkışlayan eller, aslında kendi benliğini yavaş yavaş gömen ellerdir. Oysa insan, en çok kendi suskunluğundan sorumludur. Söylenmeyen bir söz, bazen işlenen bir suç kadar ağırdır.

Akıl, ahlak ve vicdan… Bu üçü birbirinden ayrıldığında, insan sadece düşünen bir varlık olmaktan çıkar; yönünü kaybetmiş bir gölgeye dönüşür. Akıl, ahlaka rehberlik etmezse zeka, kötülüğe hizmet eder. Ahlak, vicdana dayanmazsa yalnızca korkunun maskesi olur. Ve vicdan, susturulursa, geriye sadece insanın boş kabuğu kalır.

Gerçek anlamda yaşamak, yalnızca nefes almak değildir. Her anın hesabını kendi vicdanına verebilmektir. Çünkü vicdanını kiraya vermiş bir insan, kendi ömrünü de başkalarının ellerine teslim etmiş olur. Yaşamak cesaret ister; doğruyu savunmak, yalnız kalmayı göze almak ister. Ama insan, sessizliğe sığınarak kendini koruduğunu sanırken aslında yok olur. Çünkü vicdansız bir huzur, yalnızca geçici bir sessizliktir.

Sonunda, insan kendi vicdanıyla baş başa kalır. Alkışlar diner, kalabalıklar dağılır, gerekçeler anlamını yitirir. Geriye sadece o iç ses kalır: 

“Doğru olanı biliyordun, peki neden sustun?”

İşte o soruya dürüstçe cevap verebilen insan, hâlâ yaşıyor demektir.

Yanılgıya Düşen Doğru
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.