Anons, Uzak İhtimal ve Yozgat Blues’un ardından Mahmut Fazıl Coşkun’un çektiği üçüncü film. Çıkış noktasını 1963 yılında yaşanan Talat Aydemir Olayı’ndan alan Anons’ta, darbenin İstanbul ayağını oluşturan ve görevleri, hazırlanan bildiriyi radyo istasyonunda okumak olan dört askerle karşılaşıyoruz: Teğmen Şinasi, Binbaşı Kemal, Binbaşı Rıfat ve Albay Reha. İlk bakışta sıradan bir görevi yerine getireceklerini düşündüğümüz, büyük bir özgüvene sahipmiş gibi görünen “kahramanlarımız”, gecenin ilerleyen saatlerinde çeşitli zorluklarla karşılaşıyorlar. Araya giren bir muhbir ya da tehdit unsuru oluşturan taksicinin dışında, bir ekmek arabasına mahkûm olan askerleri, radyoevine ulaştıklarında ‘küçük’ sorunları aşmaya çalışırken görüyoruz. Eylemin başarılı olacağından emin olsalar da, kendilerini sürprizlerle dolu upuzun bir gece bekliyor.
BKM ve Chouchkov Brothers ortak yapımı olan Anons’un, sinemamızda darbeleri odağına alan filmler arasında özgün bir yere sahip olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Noir tonların hâkim olduğu bu trajikomik öykü, başarılı oyunculuklarının dışında, etkileyici görüntü yönetimiyle de öne çıkıyor, ama…
SAHİCİ Mİ GERÇEKÜSTÜ MÜ?
Anons’un, ele aldığı ‘ciddi’ konunun ağırlığı altında ezilen ve olguyu hangi bakışla tasvir edeceği konusunda kararsız bir senaryosu var. Giriş bölümünde durumun vahametini aktarmak adına ‘sert’ bir yönelim belirleyen film, başlangıçtaki kasvetli havayla çelişme pahasına, tonunu değiştirmeyi ve ironiye yaslanmayı uygun buluyor. Eylemlerinin başarıya ulaşması adına şiddete başvurmaktan çekinmeyen gözü dönmüş adamların, ilerleyen dakikalarda, koşullara bağlı olarak birer zavallıya dönüşmeleri konusunda yeterince ikna edici olamayan Kesal ve Coşkun, durum komedisinden yararlandıkları anlarda da gerçekçi olmayı başaramıyorlar. Başlangıçtaki sahiciliğin mizahla yumuşatılma süreci filmin aleyhine işliyor; olayların yaşandığı evrenin sürreel olması sonucunu doğuruyor. Bu durumda Anons için -filmin kararsız tonuna uygun olarak-, Latin Amerika’dan çıkan darbe karşıtı bir filmmiş gibi başlayıp, Scorsese’nin After Hours’una dönüşen bir yapım şeklinde nitelendirebiliriz.
UYUM SORUNLARI
Niyetinin politik bir yapımdan ziyade mizahi unsurlara yaslanarak bir darbe parodisi yapmak olduğunu öngörebileceğimiz Coşkun’un, ele aldığı konuyla izlediği yöntem arasındaki uyum sorununun, tekrar sahneleri ve işlevi belirsiz diyaloglarla devam ettiği söylenebilir. Buna, Ruhi Su’nun da bir biçimde adının geçirildiği, soğuk bir şakadan farksız olan “at martini debreli Hasan” esprisi de dâhil!
Anlatılan öykünün, filmin geneline bakıldığına hayli sınırlı olduğunu söyleyebileceğimiz Anons’u, bütün bu eleştiriler bir yana, yönetmenin filmografisindeki en başarılı film olarak ilan edebiliriz. Ali Seçkiner Alıcı ve özellikle de Yük, Albüm ve Toz Bezi filmlerinden anımsadığımız Murat Kılıç’ın başarılı performansları ile Krum Rodriguez’in sinematografisi, Anons’u, yılın dikkat çeken filmleri arsına yerleştiriyor. Ancak aynı şeyleri, ‘dönemin ruhuna’ eleştiri içeren, tartışmalı ve zorlama olmaktan öte bir anlam ifade etmeyen Görkem Yeltan bestesi için söylemek mümkün değil.
Kaynak : Aydınlık
İlgili Anons: Başarısız bir darbenin parodisi haberiyle ilgili sizde görüşlerinizi yazarak gündeme dahil olabilirsiniz.
