Melike
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bavul Hazırlayanlar ve Sabretmeye Hazırlananlar

Bavul Hazırlayanlar ve Sabretmeye Hazırlananlar

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Temmuz güneşi herkese eşit doğmuyor. Kimileri bavulunu Ege’ye, Akdeniz’e ya da yurtdışına hazırlarken; kimileri sadece yeni bir elektrik faturasına, çocuğun okul giderine ya da marketteki fiyat etiketine hazırlanıyor. Tatil, artık sadece bir dinlenme değil; bir ayrıcalık, bir lüks. Sosyal medyada uçuşan deniz manzaralarıyla dolu hikâyelerin arasında, klimasız bir odada hayal kurmaya çalışan binlerce insan var. Tükenmişlik dediğimiz şey bazen bir uyanış değil, hiç uyanamamak gibi: Aynı sabaha, aynı hisle, aynı boş cüzdanla başlamak…

Artık çoğumuz hasret kaldı dinlenmeye, eğlenmeye. Zaman su gibi akıp giderken biz, sosyal medyanın da etkisiyle bir tür kolektif tükenmişlik yaşıyoruz. Herkes bir yerlere gitmek, bir şeyler yapmak, “iyi hissetmek” zorundaymış gibi… Oysa gerçek hayatta, insanlar yorgun. Hem bedenen hem zihnen. Kimse bir süreliğine bile olsa durabilmenin, hiçbir şey yapmak zorunda kalmadan sadece var olmanın kıymetini çıkaramıyor. Çünkü sistem, hep daha fazlasını istiyor: daha çok çalış, daha çok tüket, daha çok göster.

Bu döngüde en çok yıprananlar ise alt-orta sınıfı oluşturan geniş kitleler. Tükenmişlik sendromu bir zamanlar sadece “beyaz yakalılar” için konuşulurken, artık sabahın köründe uyanıp servisle işe giden, eve dönerken çocuğuna alacak ekmeği düşünen herkesin ortak hissi oldu. Tükenmişlik artık sadece bireysel bir ruh hali değil; toplumsal bir gerçeklik.

Tatilsiz geçen yazlar, aslında yalnızca birer yaz mevsimi değil; dinlenme hakkından mahrum kalmış hayatlar demek. Ve bu durum, sadece bir ekonomik eşitsizlik sorunu değil, aynı zamanda görünmeyen bir sınıfsal baskı. Sosyal medya ise bu baskının sesi değil, yankısı oluyor. Tatil yapanların mutluluğu doğal olabilir; ancak sürekli gösterilen, filtreden geçmiş ve “ideal hayat” olarak sunulan içerikler, diğer herkesin yetersizlik hissini pekiştiriyor.

Fransız sosyolog Pierre Bourdieu’nün dediği gibi, “kapitalist sistem sadece zenginliğin değil, yaşam tarzının da mirasla aktarıldığı” bir düzen kurar. Tatil yapabilmek, doğayla baş başa kalabilmek ya da sadece hiçbir şey yapmadan bir hafta geçirmek… Artık bunlar da birer “sınıfsal ayrıcalık” oldu. Ve çoğu insan, sadece çalışarak değil, dinlenemeyerek de yorgun düşüyor.

Tatil yapamasak da, birbirimize nefes aldırabiliriz. Birbirimizi anlayarak, yargılamadan dinleyerek… Belki o zaman, ruhumuz biraz serinler.

 

Bavul Hazırlayanlar ve Sabretmeye Hazırlananlar

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.