İŞÇİLERİN ORTAK ÇAĞRISI: “ASGARİ ÜCRETLE GEÇİNEMİYORUZ, MAAŞLAR EN AZ 40 BİN TL OLMALI!”
Türkiye’de milyonlarca çalışanın en önemli gündem maddelerinden biri geçim sıkıntısı olmaya devam ediyor. Her geçen gün artan gıda, kira, elektrik, su, doğal gaz ve ulaşım masrafları karşısında çalışanların aldığı ücretler yetersiz kalıyor.
2026 yılında net 28.075,50 TL olarak uygulanan asgari ücretin günümüz ekonomik koşullarında temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz olduğunu dile getiren çalışanlar, ücretlerde acil iyileştirme yapılmasını istiyor.
Farklı sektörlerde çalışan vatandaşlar, artık yalnızca çalışarak geçinmenin bile zorlaştığını ifade ediyor. İşçiler, emeklerinin karşılığını almak ve aileleriyle birlikte insanca yaşayabilecekleri bir gelire sahip olmak istiyor.
MÜSLÜM HAFO: “ÇALIŞIYORUZ AMA GEÇİNEMİYORUZ”
Oto tamircisi Müslüm Hafo, geçim sıkıntısının çalışan kesimin en büyük sorunlarından biri hâline geldiğini belirterek şunları söyledi:
“Biz sabah erkenden işimizin başına geçiyoruz. Gün boyu çalışıyoruz, yoruluyoruz, alın teri döküyoruz. Ancak ay sonunda kazandığımız para temel ihtiyaçlarımızı karşılamaya yetmiyor. Bir evin kirası, mutfak masrafı, faturaları ve çocukların ihtiyaçları derken maaş daha ele geçmeden bitiyor.
Eskiden insan çalıştığında bir kenara üç beş kuruş koyabiliyordu. Şimdi bırakın para biriktirmeyi, ay sonunu getirebilmek bile mesele oldu. Biz lüks istemiyoruz. Sadece çalışarak geçinebileceğimiz, ailemizin ihtiyaçlarını karşılayabileceğimiz bir ücret istiyoruz.
Asgari ücretin en az 40 bin TL civarında olması gerektiğini düşünüyorum. Yetkililer artık çalışanların sesini duymalı. İşçinin emeği bu kadar değersiz olmamalı.”
RAMAZAN ÇUFADAROĞLU: “YILLARIMIZI FİRMALARA VERİYORUZ, GEÇİM MÜCADELESİ VERMEKTEN YORULDUK”
Yıllardır bir firmada işçi olarak çalışan Ramazan Çufadaroğlu, uzun yıllar çalışmasına rağmen geçim sıkıntısının devam ettiğini belirterek çalışanların ekonomik şartlarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Biz yıllardır firmalarda çalışıyoruz. Sabah işe gidiyoruz, akşam eve dönüyoruz. Hayatımızın büyük bir bölümünü çalışarak geçiriyoruz. Ancak bugün geldiğimiz noktada aldığımız ücretle rahat bir yaşam sürmek mümkün değil.
Market alışverişi yapmak bile insanı düşündürüyor. Bir ürünü alırken fiyatına bakıyoruz, diğer ihtiyacımızı ertelemek zorunda kalıyoruz. Çalışan insanın sürekli borç düşünmesi, ay sonunu nasıl getireceğini hesaplaması gerçekten üzücü.
Biz kimsenin sırtında yük olmak istemiyoruz. Alın terimizle yaşamak istiyoruz. Yıllardır çalışan insanların emeğinin karşılığı verilmeli. Asgari ücretin 40 bin TL seviyesine çıkarılması artık bir lüks değil, ihtiyaçtır.”
ÖMER KADĞA: “İŞÇİNİN DE BİR AİLESİ, HAYALLERİ VE GELECEĞİ VAR”
Yıllardır bir firmada çalışan Ömer Kadğa da mevcut ekonomik koşulların çalışanları zorladığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“İşçi demek sadece işe gelip çalışan insan demek değildir. İşçinin de bir ailesi var, çocuklarının ihtiyaçları var, ödemesi gereken faturaları ve hayalleri var.
İnsan bütün ay çalışıp maaşını aldığında borçlarını ödeyemiyorsa, temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa burada ciddi bir sorun var demektir.
Bugün çalışanlar geçinmek için değil, adeta ayakta kalabilmek için mücadele ediyor. Her geçen gün hayat pahalılaşıyor. Ancak maaşlar aynı hızla iyileşmiyor.
Bizim talebimiz çok açık: Asgari ücret en az 40 bin TL olmalı. Ücret artışı yapılırken sadece rakamlara değil, vatandaşın gerçek yaşam koşullarına bakılmalı. İşçinin hakkı korunmalı.”
İSMAİL ALBAYRAK: “İNSAN GİBİ YAŞAMAK İSTİYORUZ, FAZLASINI DEĞİL!”
İşçi İsmail Albayrak ise çalışanların artık seslerinin duyulmasını istediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Biz çalışmaktan kaçmıyoruz. Alın terimizle para kazanmak istiyoruz. Ancak insanın bütün gün çalışıp kazandığı parayla evinin ihtiyaçlarını karşılayamaması çok ağır bir durum.
Çocuğuna istediğini alamayan, ailesini bir yere götürmekte zorlanan, ay sonunu getirebilmek için borçlanan çok sayıda çalışan var.
Bir işçi maaşını aldığında önce kirasını, faturalarını ve mutfak masrafını düşünüyor. Kendisine bir şey almak, ailesiyle güzel bir gün geçirmek artık çoğu zaman hayal oluyor.
Yetkililere sesleniyorum: İşçinin sesini duyun. Biz sadaka değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz. Asgari ücretin bir an önce en az 40 bin TL seviyesine yükseltilmesini talep ediyoruz.”
İŞÇİLERİN ORTAK TALEBİ: 40 BİN TL VE ACİL İYİLEŞTİRME
Farklı sektörlerde çalışan vatandaşların ortak noktası ise aynı: Mevcut ücretlerle geçinmek giderek zorlaşıyor.
Çalışanlar, asgari ücret belirlenirken yalnızca ekonomik tabloların değil, gerçek hayat şartlarının da dikkate alınmasını istiyor.
İşçilerin talepleri şöyle sıralanıyor:
- Asgari ücretin en az 40.000 TL seviyesine çıkarılması.
- Artan hayat pahalılığı karşısında acil ücret iyileştirmesi yapılması.
- Gıda, kira, ulaşım ve faturalar karşısında çalışanların alım gücünün korunması.
- Çalışanların insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine ulaşması.
- Ücret artışlarının enflasyon karşısında zamanla erimesinin önüne geçilmesi.
“EMEĞİN KARŞILIĞI İNSANCA YAŞAMAK OLMALI”
İşçilerin ortak mesajı oldukça net: Çalışanlar lüks bir hayat değil, insanca yaşayabilecekleri bir düzen istiyor.
Sabahın erken saatlerinde işinin başına geçen, gün boyunca alın teri döken ve akşam evine yorgun dönen milyonlarca çalışan, emeğinin karşılığını almayı bekliyor.
Yetkililere çağrıda bulunan çalışanlar, asgari ücretin günümüz şartlarına göre yeniden değerlendirilmesini ve 40 bin TL seviyesinde bir ücretin gündeme alınmasını istiyor.
Çünkü çalışanların beklentisi çok açık: Bir insan bütün ay çalışıyorsa, kazandığı parayla ailesini geçindirebilmeli. Emek veren insan yoksullukla değil, geleceğe umutla bakarak yaşamalı.