ilhan Ezel

YAŞLILIK ENGEL Mİ?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Çocuk kitapları, Çocuk Eğitimi O’nun 6 günlük bebeğini kaybettiği gün sığındığı bir mekân olmuştu. Bebeği Cennete uçmuş, kolları bomboş kalmıştı. Lakin her şey bitmemişti. Dünya çocuk doluydu. Acısını onlarla giderebilir ,             onları sevgiyle bağrına basabilirdi.

İşte böyle bir kalp sızısı, bembeyaz kâğıtlarda ve klavye tuşlarında teselli bulmaya çalıştı ve O yazmaya başladı.

Yazdıkça içi ferahlıyor, ferahlarken eksiklerini görerek düşünüyordu. Bir şeyler yapması gerekiyordu.

Lise yıllarındayken Edebiyat hocası O’nun yazdığı kompozisyonları çok beğeniyor her birine 10 veriyordu. O günleri hasretle hatırladı ve kararını verdi.

Önce ilgilendiği konularda eğitim alması gerekiyordu. Kaleme alacağı konuları sadece kompozisyonlardaki Edebiyat hocasının verdiği 10 larla ifade etmeye çalışmak imkânsızdı. Çocuk eğitimi hafife alınacak bir konu değildi ve emek, zaman isteyen  uzun soluklu bir yolculuktu.

Önce bu konuda yazılmış ünlü yazarların kitapları ile işe başladı. Konu, her öğrendiği bilginin kendinden daha büyük bir kuyu açtığı çok derin bir girdaptı. Bunu görüyor ve birbirini takip eden boşlukları doldurmağa gayret ediyordu. Zaman hızla akıp geçiyor ve çalışmaları günden güne yoğunlaşıyordu. Bu iş sadece kitap okumakla olacak şey değildi. O masum yavruları anlamak, davranışlarındaki gizemi çözebilmek, onlarla birebir çalışmak gerekiyordu.

Bir Ana Okulu açmaya karar verdi. Hazırlıklarını tamamladı ve bir pedegog bir de Ana Okulu öğretmeni ile bu yolda yürümeye başladı. Pedegog ve öğretmen çocukların eğitimini üstlenmişlerdi, O’da onları izliyordu.

Her sanatkâr, işi ile ilgili mateyalleri tanımak, dokularına kadar tüm özelliklerine vakıf olmak zorundır. Bu iş de bir sanatkârlıktı ve materyalleri de çocuklardı.

Çocukları tanımaya sıfır yaştan, hatta daha da önceden  başlayıp, önce gelişim aşamalarını ve gelişimine paralel eğitim şeklini plânlaması gerekiyordu.

15 senelik evliydi, iki çocuğu ve bir sürü O’nu bekleyen sorumlulukları vardı. İşler çok, zamanı azdı. Önce bir Üniversitenin Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümüne girebilmeyi düşündü. İmthanlara girdi ve İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünü kazandı. Lakin çok sevinmesine rağmen aile içi kurulda kendisine izin çıkmadı. Çocuklar, ev işleri ve daha bir sürü meşguliyeti önüne dağ gibi dikilmiş, geçit vermiyordu. Bunun için çok geç kalmıştı. Eğitim süreci ise çok kıskançtı….Asla ortak kabul etmiyordu.

Şimdi ne yapmalıydı, vaz mı geçecekti. Bu olamazdı çünkü başarı azimli, kararlı, gayretli, devamlı ve sebatlı bir perde arkasındaydı. Bu işi online kurslara havale etmeye karar verdi. O zaman hem evinde çoluğu çocuğu ile beraber olacak hem de istediği eğitimi alabilecekti. Açtığı Ana Okulundaki çocuklar da O’nu Bekiliyordu.

Yıllar bir birini takip ediyor, her geçen gün O’na

“Meğer ne kadar çok eksiğim varmış” dedirtiyordu!

Epey yol almıştı. Bu arada çocukları da büyümüş, bir tane de da kızı olmuştu. Şimdi üç çocuklu bir öğrenci, hem de Ana Okulu yöneticisiydi.

Günler, aylar geçiyor peş peşe aldığı sertfikalarla hedefe yaklaşmaya çalışıyordu.

İnsan kaderde neler var bilebiliyor mu? İşte tam o arada hiç beklenmedik bir gelişme ile hayatı tamamen değişti. Dinî tabirle “Hidayete erdi” İslâmla tanıştı. Yavaş yavaş Müslüman olmanın şartlarını öğreniyor, karınca kararınca onun kurallarına uymaya çalışıyordu. Bu hiç de kolay olmamıştı. Günahları, sevapları….Helâlleri Haramları öğrendikçe paniğe kapılıyor, yeni hayatını nasıl plânlayacağını düşünüyordu. Bir taraftan bu yeni yaşam biçimini benimseyemeyen yakınlarının eleştirileri, kırk yıllık alışkanlıklarını terk etmekte çektiği zorluklar ve eşinden ayrılma noktalarına gelmesi O’nu bayağı yormuştu.

Netice de sular durulmaya başlamış, îmanı olan eşi onunla uğraşmayı bırakmıştı fakat akrabalar halâ tenkitlere, alaycı bakış ve eylemlere hiç ara vermeden, bıkmadan usanmadan her geçen gün arttırarak devam ediyorlardı. Hemen hemen eşinin tüm  ailesi onlarla ilişkiyi tamamen kesmiş, “Bu asırda böyle şey mi olur diyerek tesettürüne, ibadetlerine müdahale etmeyi deniyorlardı. O ise artık kimseye taviz vermeden yoluna devam ediyor İslâm dinini de detayları ile inceliyor aldığı Çocuk Gelişimi, Çocuk Psikolojisi, Ana Okulu Öğretmenliği, Eğiticinin Eğitimi ve konunun gereği olan daha bir çok eğitimi  başarı sertifikaları ile yükseğe taşımaya gayret ediyordu.

İlerleyen günler içinde aldığı dinî eğitimlerle Çocuk Eğitim kazanımlarını birleştirerek okulunda uyguladığı derslere, çocukların gelişim dönemlerine paralel dinî bilgileri de ekleyerek yeni bir müfredat programı  hazırlayarak yola devam etti.

O şimdi emekli bir emekçi olarak çalışmalarına devam etmekte. Bu uğraşıları çocukları tarafından pek tasvip edilmediği “Sen artık yaşlandın, bunlarla halâ ne uğraşıyorsun. Köşene çekil rahatına bak. Bu yaştan sonra eğitim görmek, kitap yazmak, çocuklarla uğraşmak sana ağır gelmiyor mu?. Ne gerek var, artık istirahat et” deşeler de O’nun cevabı her defasında  şu oluyor.

“Beşikten mezara kadar ilim talep ediniz! H.Ş

Ve halâ yoluna devam ediyor

YAŞLILIK ENGEL Mİ?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 20 Mart 2024, 23:04

    Teşekkür ederim.

    Cevapla
Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!