Buse Köseer
  • 3352 Puan
  • 45 Yazı
  • 1 Yorum

Buse Köseer - Tüm Yazıları

KALP LABİRENTİNDE DÖRT ANAHTAR; BAĞLANMA STİLLERİ VE DÖNÜŞÜM

İnsan ilişkilerinde güven duygusunun kökeni, genellikle ilk bağlandığımız kişiyle kurduğumuz ilişkiye dayanır. John Bowlby’yi etkileşimsel psikolojiye taşıyan, gelişimsel ve evrimsel temelleri olan bağlanma kuramıdır: çocuk davranışları, sadece beslenmeye değil, aynı zamanda duygusal güven ve korunmaya da yöneliktir. Mary Ainsworth’un “Strange...

Devamını Oku

SESSİZ ZAFERLERİN HİKAYESİ

Güneş, sokakların dar omuzlarına usulca yaslanırken, bazı insanlar dünyayı gözleriyle değil, kalplerinin görünmeyen pencereleriyle görür. Kimileri sessizliğin karanlığında bile yankılanan notaları duyar, hayata ise parmak uçlarının kırılgan ama inatçı temaslarıyla dokunur. Onlar için mucize; gökyüzünden düşen bir yıldız ya da...

Devamını Oku

FIRTINAYA KARŞI DİRENEN DÜŞÜNCELER: BİR AYDINLIĞIN GÜNCESİ

Gözlerimizi kapattığımızda bile bir ışık ararız; bir yol gösteren, usulca cesaret fısıldayan bir ses… Toplumun aydın insanları, bu ışığın peşinden sessizce yürür. Onlar, sadece bilgiyle donanmış kişiler değil; bilgiyi hayatın içine taşır, karanlıkla yüzleşir ve kötülüğü bildiği hâlde iyiliği seçer....

Devamını Oku

OKUMAK RUHUN GIDASI, HAYAL GÜCÜ IŞIĞIDIR

“Okuyunca bir şey olmuyor.” Çocukların dudaklarından dökülen bu cümle, sadece bir umutsuzluk ifadesi değil; toplumsal bir aynadır. Çünkü yıllardır onlara okumayı, merakın ve hayal gücünün kanatları olarak değil; bir merdivenin son basamağı, bir unvanın anahtarı gibi anlattık. “Oku, yükseleceksin” dedik....

Devamını Oku

KADER GAYRETE AŞIKTIR

Bazı hikâyeler vardır; başlangıcı umutla, ortası sabırla, sonu ise ya kavuşma ya da geç kalmış pişmanlıkla yazılır. İnsan bazen, elinde en değerli cevheri taşırken bunun farkında olmaz. Ona kötü davranır, mesafeler koyar, yaralar açar… Oysa her kalp, sevdiğini ancak kaybetme...

Devamını Oku

EKOLOJİK YASIN EŞİĞİNDE

"Doğa intikam almaz. Hatırlar. Ve hatırlattığında, biz çoktan unuttuğumuzu sanırız." Geceleri uykudan uyandıran artık vicdan değil, ani bastıran sıcaklar. Yağmurun gelişi bir şifa değil, selin ön habercisi. Gökyüzü değişti. Ve biz hâlâ balkonumuza çiçek koyarak doğayla barıştığımızı sanıyoruz. Doğa sesini...

Devamını Oku

ÖZGÜRLÜK ÇAĞINDA ESARETİN YENİ YÜZÜ

“İnsan, zincirlerini kırmadan özgürlüğü sevemez.” – Epiktetos Tarihin en eski savaşı ne toprak, ne din, ne de ideoloji uğruna verildi.İnsanın en kadim savaşı, kendi iç zaaflarıylaydı.Epiktetos özgürlükten söz ettiğinde köleydi. Ve diyordu ki: “Zincir ayakta değil, zihindedir.” Bugün bağımlılık dediğimiz...

Devamını Oku

HAYALLERİN GÖLGESİNDE KAYBETME KORKUSU

Kaybetmek… İnsan kalbinin en eski yarası, en sessiz fısıltısı. Bir çocuğun parmaklarının arasından kayan kırmızı bir balon gibi; gökyüzüne yükselirken arkasında bıraktığı boşlukta duyulur bu korku. Bir bakış, bir dokunuş, bir ev, bir hayal… Hepsi avuçlarımızdayken bile sanki bir an...

Devamını Oku

SEVGİ; KANIT DEĞİL, CESARET İSTER

Sevgi, insanın kalbine dokunan en saf his… Ama modern çağ, bu safiyeti parçalayıp testlere, kuşkulardan örülmüş duvarlara mahkûm ediyor. İlişkilerde, dostluklarda, hatta kendimize karşı bile sevgi artık bir imtihan gibi yaşanıyor. Oysa sevgi, sorguya çekilmek için değil; kendini bırakmak, teslim...

Devamını Oku

ALKIŞLARIN SUSTUĞU ZİRVEDE VE EN DERİN ÇUKURDA İNSAN

"İnsan, en yüksek zirveye vardığında değil, en derin çukura düştüğünde kendini tanır." – Carl JungBaşarı… Toplumun en büyük putu. Bir çocuğa sorarlar: “Büyüyünce ne olacaksın?” Sanki varoluşumuz, meslekler ve unvanlar üzerinden ölçülür. Yıllarca yükseleceğimiz bir merdivenin basamaklarını sayarız; ama kimse merdivenin...

Devamını Oku

OLASILIKLARIN SONSUZ DANSINDA RUHUN KUANTUM NEFESİ

"Ruh, kendi kaosundan yıldızlar doğurur; yeter ki korkularınla yüzleşecek cesaretin olsun." Hayat, bir kuantum parçacığının titreşimleri gibi; aynı anda hem umut dolu hem kırılgan, hem yakın hem de ulaşılmaz. Kuantum felsefesi bize yalnızca atom altı dünyayı değil, kalbimizin en derin...

Devamını Oku

HAYATA YENİDEN TUTUNMAK, KÜÇÜK ADIMLAR BÜYÜK DÖNÜŞ

Bazen bir sabah uyanırsın ve hiçbir şeyin anlamı kalmamış gibidir. Perdeyi aralarsın ama gün ışığı bile içeri uğramakta isteksizdir. Kahvaltı masası boş, ev sessiz, aynadaki bakış yorgun… Ve içinden bir ses fısıldar:“Ne için uyanıyorum? Ne kaldı geriye?”İşte o an, kaybolan...

Devamını Oku

YARALI OLAN YÜRÜRKEN, BİZE YÜRÜMEYİ ÖĞRETİYOR

Geçen hafta bir defileye katıldım. Ama önce şu cümleyi bozalım: Ben bir defileye katılmadım. Ben, bir duruşa tanıklık ettim. Hayatın kıyısında kalmış, sesi kısılmış, eksik denilenlerin biricikliğiyle kurulan bir sahneye göz oldum sadece. Podyumda yürüyenler engelli hayvanlardı. Evet, yanlış okumadınız....

Devamını Oku

KAYIP MI ETTİK, VAZ MI GEÇTİK?

Son zamanlarda, toplumun kalbinde çırpınan bir haçlı ruhun sesini duymak ne kadar zorlaştı. Merhamet, insanoğlunun en derin ve en öz değerlerinden biri olarak bilinirken, günümüzde neden bir kenara itilmiş durumda? Kayıp bir duygu haline gelmesi, belki de toplumsal bağlarımızın zayıfladığını...

Devamını Oku

GÖZLERDEN SAKLANAN KIRIK MASUMİYET

Bir çocuğun suskunluğu, aslında bazen bir toplumun sessiz çığlığıdır. Ama o çığlık ne manşetlere taşınır ne kalabalıklarda yankı bulur. Çünkü biz, duymamayı öğrenmiş bir ülkeyiz. Kulağımız kalabalıklara, gözümüz ekranlara o kadar alışkındır ki, bir çocuğun fısıltısı hiçbir zaman yüksek çözünürlükte...

Devamını Oku

SINIRLARIN ÖTESİNDE: TÜRKİYE’NİN GÖÇMENLERLE ÖRÜLEN VİCDANI

Bu topraklar... Binlerce yıl boyunca türlü kavimlerin gölgesini, dualarını, ağıtlarını, çocuk seslerini barındırdı. Anadolu, her zaman yolda olanın soluğunu içine çekmiş; gidenlerin arkasından rüzgâr kaldı, gelenlerin önünden toz bulutu… Türkiye, kadim medeniyetlerin geçit kapısı, yersizlerin umudu, köksüzlerin durağı oldu. Bir...

Devamını Oku

HALA BURADASIN, HALA SEVİLİYORSUN

Bir parkta oturuyordum. Yan bankta yaşlı bir kadın vardı; sessiz, içine kapanık ama gözlerinde bekleyen bir ifade. Elinde küçük bir poşet: iki simit, biraz peynir. Yanına oturdum. Selamlaştık. “Oğlum Amerika’da,” dedi. “İki yıldır dönmedi. Ama yoğundur… Alıştım. Gelen geçene bakıyorum...

Devamını Oku

ALTINA DÖNÜŞEN KIRIKLARIN SESSİZLİĞİ

“Zaman seni değiştirmiyorsa, acı bunu yapar.” (Carl Gustav Jung)İnsan doğar, büyür, yaş alır… Ama yalnızca bir kısmı olgunlaşır. Zira olgunluk, yaşla değil, fark edişle gelir. Zamanın omuzlarına yüklediği sessiz bir yolculuktur bu. Ve bu yolculukta en büyük rehber, acı ve...

Devamını Oku
Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!