Edebiyat dergilerinde yayımladığı öyküleriyle dikkat çeken Ferdi Çetin’in ilk kitabı ‘Evimizi Böyle Yaktım’ yakın zaman önce okur karşısına çıktı. Böylelikle edebiyat dergilerinden, o eski okuldan yetişmiş bir yazar daha kazanıldı. Dergilerde dikkat çeken öykülerinde Çetin, farklı bir görsellikle ve ‘(kıp)kısa’ metinleriyle özgün bir dünya kurmayı başarabilmişti. Üstelik bu dünyayı, öykünün en ayırt edici özelliği olan dil ile de zenginleştiriyordu Çetin. Kısacık metinlerle öykünün izin verdiği kadar derinlere inip, hayatın görmezden gelinen ayrıntılarına dair çok iyi kanallar açıyordu.
Çetin’in kitabı gelince anlaşıldı ki, yazarın öykülerinde kurduğu o kendine has görselliğin ve öykü dilinin nedeni tiyatroyla olan yakın bağıymış. Çetin’in biyografisinde öykülerle birlikte güçlü bir nehir olarak tiyatro da akıyor. Dolayısıyla kaleminden çıkanlar da teatral fikirleri ve temaları sürekli içinde barındırıyor. Bir söyleşisinde “Yönetmen Yusuf Demirkol ile ba-tiyatro’yu
kurduğumuzda kitapta da yer alan bazı öyküleri sahneledik” diyor Çetin ve şöyle devam ediyor: “Sahneleneceğini bilen öyküler diyoruz onlara. Öykünün dünyasından başlayıp sahnede tamamlıyorlar yolculuklarını. O sebepten öykü yazarken bu fikir de hep benimle birlikte ama alışılagelmiş anlamda bir tiyatro metninden bahsetmiyorum. Roman değil öykü dediğimiz gibi, tiyatro metni değil öykü demek bu aynı zamanda.”
Çetin’in öykülerine bu yönüyle yaklaşıldığında sahneye hazır kelimeleri görüyorsunuz. Öykülerdeki karakterler, mekanlar, diyaloglar sahne tozu yutmuş hâliyle okurun karşısına çıkıyor. Günlük konuşmanın rahatlığına yaslanan fakat kendi içinde de bir ahengi yakalamış, aynı şekilde disiplini de olan bir öyküler dünyası Çetin’in kaleminden dökülenler. ‘Sahne fikri’ ise bu öykülerin yanına artı olarak koyabileceğimiz ve yazarının kendi üslubunu bulmasında önemli bir etken olarak öne çıkıyor. Biçim kaygısı da dikkat çekiyor ‘Evimizi Böyle Yaktım’da bir araya gelmiş öykülerde. Minimalist anlatımına Çetin, bu minimalist dünyayı destekleyecek bir biçimle kalemini oynatıyor.
Öyküde biçim önemli. Cümlelerin akışıyla, paragrafların sayfada nasıl aktığıyla bile çok şey anlatabilir yazar. Öykü, tür olarak bunu ister, yapısıyla destekler de… Ferdi Çetin de bunun bilincinde hareket ediyor yazdıklarında. Biçimde sergilediği zekice buluşlarla biçimi de anlatım enstrümanlarından biri olarak kullanabilmeyi başarıyor. Fakat yazarın biçimi önemsemesi, biçeme; yani anlattıklarına, değindiklerine, ele aldıklarına çok kulak asmadığı anlamına gelmesin. Ferdi Çetin bu noktada da kendi buluşlarının peşinde. Zengin bir duygu dünyası daha ilk bakışta dikkat çekiyor.
Genel anlamda aile yapısına, hane içine tutulan aynalar gibi Ferdi Çetin’in öyküleri. Görülmeyeni görmek değil bu bağlamda yazarın yaptığı. Görülen ama görmezden gelineni, çok da umursanmayanı anlatma peşinde yazar.

