Fatma YILDIZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Fatmanur Öğretmen ve Eğitim Sisteminin Ahlaki İflası

Fatmanur Öğretmen ve Eğitim Sisteminin Ahlaki İflası

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bugün Türkiye; gencecik bir fidanın, idealleri uğruna ömrünü adadığı sınıfın ortasında, cehaletin ve kontrolsüz öfkenin kurbanı olarak hayattan koparılmasının yasını tutuyor. Ancak Fatmanur Öğretmenimizin kaybı, sadece bir “asayiş vakası” ya da münferit bir “öfke patlaması” değildir. Bu acı kayıp; bir eğitim sisteminin can çekişmesinin, toplumsal dokunun lime lime edilmesinin ve uzun yıllardır ilmek ilmek işlenen bir yönetim anlayışının fikri ve ahlaki iflas vesikasıdır. Biz bugün sadece bir öğretmeni toprağa vermedik; biz bugün o sınıflarda can çekişen geleceğimizi ve yıllardır adım adım örülen bu karanlık enkazın altında kalan umutlarımızı da o mezara defnettik.

​Kuşkusuz, bir insanın karakterinin yoğrulduğu ilk ocak ailesidir; dolayısıyla bugün sokaklarımızı ve sınıflarımızı kuşatan bu şiddet sarmalında, ebeveyn sorumluluğunun payı yadsınamaz. Evladına temel insani değerleri, saygıyı ve merhameti aşılayamayan, çocuğunun yanlışını savunmayı “ebeveynlik” sanan bir aile yapısının bu trajedideki payı büyüktür. Ancak bu toplumsal çürümenin asıl müsebbibi olan siyasi irade; sanki bu karanlık tablonun sorumlusu kendisi değilmiş gibi faturayı sadece anne ve babalara kesiyor. Bu yaklaşım ise meselenin kökünü tamamen görmezden gelmektir. Nitekim bu zihniyetin vitrindeki yüzü olan Özlem Zengin’in, Fatmanur Öğretmen’in vefatının ardından topu tamamen ailelere atarak “Bu gençler niye böyle yapıyor? Aileler çocuklarını eğitemiyor.” demesi, sorumluluğu sistemden kaçırma çabasının en somut örneğidir.

​Evet, aileler çocuklarını eğitemiyor; çünkü mevcut ekonomi politikalarıyla geçim derdine mahkûm edilen, sabahın erken saatinden gecenin yarısına kadar üç kuruş için ter döken ebeveynler, artık çocuklarına ayıracak zamanı ve dermanı bulamıyor. Ebeveynlerin bu mecburiyetle boş bıraktığı o kritik alanı ise; dürüstlüğün “enayi”lik, kaba kuvvetin “erk”lik, torpilin ise “beceri” kabul edildiği o çarpık toplumsal model dolduruyor. Böyle bir düzende aileler artık çocuklarını hangi değerlerle yetiştireceklerini, onlara kimi örnek göstereceklerini şaşırmış durumdadır. Toplumu kutuplaştıran, şiddet dilini siyasetin ana damarı haline getiren ve “güçlü olanın haklı sayıldığı” bir sosyal cinnetin zeminini bizzat bu zihniyet hazırladı. Sokakta, trafikte, ekranlarda şiddetin ödüllendirildiği bu çorak iklimde, aile kurumu da bu çürümeden nasibini aldı ve içten içe dağıldı. Oysa aileyi korumak sadece ekranlarda manevi nutuklar atmakla olmaz; aileyi korumak o eve huzuru, adaleti ve ahlakı koruyacak bir sosyal düzeni getirmekle olur.

​Mesele sadece ailedeki bu çözülme de değildir; asıl büyük yıkım bizzat eğitim sisteminin temeline indirilen darbelerdedir. Yıllardır “öğrenci odaklılık” adı altında öğretmenin elindeki tüm pedagojik ve disiplin yetkileri alındı. Bugün bir öğretmen, sınıfında otorite kuramıyor; yanlış yapan bir öğrenciye “dur” bile diyemiyor. Her şeyi “şikâyet” mekanizmasına bağlayan popülist yaklaşımlarla öğretmen, sınıfta savunmasız bir “hedef tahtası” haline getirildi. Öğretmenin saygınlığını bitirip onu velinin ve öğrencinin karşısında bir “hizmetli” konumuna iten bu süreç; bugünkü kanlı sonucu en acı haliyle gözler önüne sermiştir. Bir öğretmenin dokunulmazlığı ayaklar altına alınırsa o sınıftan ilim değil, bugün şikâyet edilen o kontrolsüz cinnet çıkar. Fatmanur Öğretmen gibi binlerce eğitimciyi bu şiddet sarmalının göbeğinde korumasız bırakan, bizzat bu sistemin kendisidir.

​Eğitimde hakkaniyeti bitirip mülakatlarla sadakati tek kriter haline getiren bu anlayış, sınıfları birer diploma matbaasına, eğitimi ise içi boş bir tiyatroya dönüştürdü. Bugün “Gençlik neden şiddete meyilli?” diye hayıflanmaktan ziyade; mafyatik dizi karakterlerinden sokaktaki cezasızlık kültürüne kadar her alanda şiddeti sıradanlaştıran düzene bakılmalıdır. Eğer bir genç öğretmenine el kaldıracak kadar savrulmuşsa; bu, onun yetiştiği okulun niteliksizleşmesinin ve her gün tanık olduğu liyakatsizliğin doğrudan sonucudur. Nezaketin yerini kaba kuvvete, emeğin yerini torpile bıraktığı bu toplumsal model, adım adım hazırlanan bu karanlık tablonun kaçınılmaz bir sonucudur.

​Tüm bu tabloyu yan yana getirdiğimizde açıkça görülüyor ki; bu karanlık düzeni oluşturan asıl odakların, bugün ne eğitim sistemindeki çöküşten ne de çaresiz bırakılan ailelerden şikâyet etmeye hiçbir meşruiyeti kalmamıştır. Fatmanur Öğretmen sadece öfkeli bir saldırganın kurbanı değil; o, yetkisi elinden alınmış öğretmen kimliğinin ve sorumluluk almak yerine suçu başkasına atan bu yönetim anlayışının kurbanıdır. Fatmanur Öğretmenimizin mekânı cennet olsun; ancak bu ağır vebal, bu sistemi elleriyle oluşturanların boynunda, ömür boyu çıkmayacak kara bir leke olarak kalacaktır.

​Fatma YILDIZ

Fatmanur Öğretmen ve Eğitim Sisteminin Ahlaki İflası
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!