Şaban Bozbal
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sarılmanın Unutulan Dili

Sarılmanın Unutulan Dili

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir toplumun çöküşü bazen gürültüyle olmaz.Sessizce olur.

Kimse fark etmeden, kimse “dur” demeden, yavaş yavaş. İnsanlar konuşmayı bırakmaz önce…Selamlaşmayı da bırakmaz.Ama bir şey eksilir.

Gözler eskisi gibi bakmaz, eller eskisi gibi uzanmaz…Ve en önemlisi: İnsanlar birbirine sarılmayı unutur.İşte asıl kırılma noktası.

Sarılmak, insanın doğuştan bildiği bir dildir.Bir bebek dünyaya geldiğinde konuşamaz, yürüyemez…Ama sarılmayı bilir.

Annesinin kucağına sığındığında, aslında şunu söyler:“Ben buradayım… ve güvendeyim.”

Bu kadar basittir.Bu kadar yalın…Ama bir o kadar da derindir.

Ne zaman ki büyürüz, işte o zaman kaybederiz bu dili.Bize “mesafeli ol” derler,“kendini koru” derler,“fazla yakınlaşma” derler…Ve biz farkında olmadan kabuğumuza çekiliriz.

Bugün her şey var gibi…Teknoloji var, hız var, iletişim var…Ama temas yok.Bir mesajla “yanındayım” diyoruz,Ama gerçekten yanında değiliz.

Bir emojiyle sarılıyoruz,Ama kimsenin omzuna başımız değmiyor.Ekranlar büyüdükçe, kalpler küçülüyor sanki. Kalabalık şehirlerde yalnız insanlar çoğalıyor.Aynı evde yaşayanlar bile birbirine uzak. Aynı sofraya oturuluyor ama kimse kimseye dokunmuyor.

Ve sonra soruyoruz: “Neden bu kadar huzursuzuz?”

“Neden bu kadar öfkeliyiz?”

“Neden kimse kimseyi anlamıyor?”

Çünkü artık hissetmiyoruz. Çünkü artık dokunmuyoruz.

Bugün birine sarılmak kolay değil.Çünkü sarılmak, insanın kendini açmasıdır.Savunmasız kalmaktır.Maskeleri çıkarmak,Rol yapmayı bırakmaktır.Sarılırken kimse güçlü görünemez.Çünkü sarılan insan, aslında şunu kabul eder:“Ben de kırılabilirim.”

İşte bu yüzden zor gelir bize. Güçlü görünmek isteriz,Ama içten içe parçalanırız.Oysa gerçek güç, duvar örmekte değil…Birine sarılabilecek kadar açık olabilmektedir.

Bilim bile söylüyor artık: Sarılmak insanı iyileştirir.Birine sarıldığınızda, vücut sadece temas etmez…Aynı zamanda güven hormonu salgılar.Kalp ritmi yavaşlar, stres azalır, kaygı düşer.Ama mesele sadece biyoloji değil…

Bir sarılma şunu hissettirir: “Yalnız değilsin.”Ve insanın en büyük korkusu zaten yalnızlıktır. Ne para bu korkuyu giderir,ne makam,ne de kalabalıklar…

Sadece gerçek bir temas, gerçek bir yakınlık bunu azaltır.

Kırgınlıkların İlacı

Düşünün…

Kaç tartışma, kaç kırgınlık aslında bir sarılmayla bitebilirdi? Ama biz ne yapıyoruz?Gurur yapıyoruz,susuyoruz.Mesafe koyuyoruz.

Sonra o mesafe büyüyor, büyüyor…Ve bir bakıyoruz ki artık geri dönüş yok.

Oysa bazen tek gereken şey şudur:Hiçbir şey söylemeden sarılmak.Bir “özür dilerim” demeden,bir “haklısın” demeden…Sadece sarılmak.

Çünkü sarılmak, kelimelerin yapamadığını yapar.Kalpten kalbe bir köprü kurar.

Bugün sadece bireyler değil, toplum da sarılmayı unuttu. Herkes birbirine karşı mesafeli, öfkeli, hatta düşman gibi…Fikirler ayrılıyor diye insanlar ayrılıyor.Düşünceler farklı diye kalpler kopuyor.

Oysa bir toplumun gücü,aynı düşünmekten değil,birbirine rağmen sarılabilmekten gelir. Farklıyız diye uzaklaşmak kolaydır.Ama farklıyız diye sarılabilmek.İşte bu olgunluktur.

Bir öğretmenin öğrencisine sarılması…

Bir askerin annesine sarılması…

Bir dostun yıllar sonra birbirine sarılması…

Bunlar sıradan anlar değildir. Bunlar insanın hayatında iz bırakan anlardır.Belki unutulur konuşulanlar…Ama o sarılma unutulmaz.Çünkü insan zihni değil, kalbiyle hatırlar bazı şeyleri.

En acı olanı biliyor musunuz? Artık kendimize bile sarılamıyoruz.Kendimizi suçluyoruz,Kendimizi yargılıyoruz,Kendimizi sevmeyi unutuyoruz.

Oysa insan önce kendine sarılabilmeli.Kendi yaralarını kabul edebilmeli.Kendi eksikliğiyle barışabilmeli.

Çünkü kendine sarılamayan, Başkasına da sarılamaz.

Dünya büyük sorunlarla uğraşıyor.Savaşlar, krizler, kavgalar…Ama belki de çözüm sandığımız kadar karmaşık değil.Belki de bu dünyanın ihtiyacı olan şey;Daha fazla teknoloji, daha fazla güç değil…

Daha fazla insanlık.

Ve insanlık bazen tek bir harekete sığar:Birine sarılmak…Bugün kimi seviyorsanız,kimi özlüyorsanız,kimi kaybetmekten korkuyorsanız…Ertelemeyin.

Gidin…Kapıyı çalın…Ya da sadece yaklaşın…

Ve sarılın.

Çünkü bazı şeyler için yarın geç olabilir.Ama bir sarılma tam zamanında yapılırsa, bir ömrü değiştirebilir.

Sağlıcakla kalın.

Sarılmanın Unutulan Dili
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!