SANTOSHA: YETİNMEK Mİ DAHA FAZLASINI İSTEMEKTEN VAZGEÇMEK Mİ?

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

İstediğimiz şeyleri elde ettikçe neden hâlâ eksik hissedebiliyoruz?

Daha iyi bir iş. Daha güçlü bir beden. Daha fazla para. Daha güzel bir ev. Daha başarılı bir kariyer. Daha iyi bir ilişki.

Bir şeyleri istemek hayatın doğal bir parçası. Bir hedefe ulaşırız. Kısa süre sonra yeni bir hedef belirleriz. Sonra çıta biraz daha yükselir. Ve bazen fark etmeden hayatımızı şu cümle üzerinden yaşamaya başlarız:

“Bir sonraki şey olduğunda daha iyi hissedeceğim.”

Yoga felsefesindeki “santosha” tam da bu noktada ilginç bir soru ortaya çıkarır: Yetinmek, daha fazlasını istemekten vazgeçmek midir?

Yoksa başka bir şeyden mi bahsediyoruz?

Santosha kavramı, Yoga Sutralar — Niyamada arasında yer alır. Genellikle “memnuniyet”, “kanaatkârlık” veya “olanla yetinme” şeklinde çevrilir. Fakat “yetinmek” kelimesi günümüzde bazen yanlış bir çağrışım yaratabilir. Oysa santoshayı bu şekilde düşünmek, kavramı pasif bir kabullenişe indirger. Çünkü bir insan hem bulunduğu yerle gerçek bir temas içinde olabilir hem de değişmek, öğrenmek, gelişmek isteyebilir. O halde santosha daha az istemekle değil, istediğimiz şeyin bizi yönetmesine izin vermemekle ilgilidir.

Bir şeyi istemek ile kendimizi eksik hissetmek aynı şey değildir. “Bunu istiyorum.” cümlesi zamanla “Buna sahip değilsem yeterli değilim.” cümlesine dönüşür. Böylece arzu, yalnızca bir yön gösteren şey olmaktan çıkar. Kendimizi değerlendirdiğimiz ölçüye dönüşür. Sorun, huzurumuzu sürekli gelecekteki bir koşula bağlamaktır. Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Santosha, “Hiçbir şey isteme.” demek değildir. Asıl soru şudur:

Gelişmek istediğim için mi ilerliyorum, yoksa şu anki halimi yeterli bulmadığım için mi?

Dışarıdan bakıldığında ikisi aynı davranışa benzeyebilir. İkisi de çalışır. İkisi de hedef koyar. İkisi de değişmek ister. Ama içeride farklı bir yerden hareket ederler. Birinde merak vardır. Diğerinde eksiklik. Santosha daha temel bir soru sorar:

“Kendi hayatımı değerlendirirken ölçüyü nereden alıyorum?”

“Olduğu kadar” demek bazen huzurlu olabilir. Ama bazen de değişmesi gereken bir duruma razı olmak anlamına gelebilir. Bu yüzden santoshayı pasif kabulleniş olarak anlamak tehlikeli olabilir. Bir insan kötü bir çalışma koşulunda kalmak zorunda değildir. Bir ilişkide mutsuzsa hiçbir şey yapmamak zorunda değildir. Kendisini geliştirmek istiyorsa bundan vazgeçmek zorunda değildir.

“Şu an olanı olduğu haliyle görebiliyorum ve yine de bundan sonra ne yapacağımı seçebilirim.”

Burada önemli bir özgürlük vardır. Çünkü değişim, mevcut durumu inkâr ederek değil, onu görerek başlayabilir. Modern kültürde yeterlilik çoğu zaman bir son nokta gibi görünmez. Her zaman biraz daha vardır. Hatta kişisel gelişimin kendisi bile bir noktada sonsuz bir projeye dönüşebilir.

“Henüz yeterince bilinçli değilim.”

“Henüz yeterince iyi değilim.”

“Henüz kendimin en iyi versiyonu değilim.”

Böyle düşündüğümüzde kendimizi geliştirmek bile kendimizden kaçmanın bir yolu haline gelebilir. Çünkü sürekli gelecekteki bir “daha iyi ben” için çalışırken, mevcut benliğimizle hiç karşılaşmıyor olabiliriz. Santosha burada rahatsız edici bir soru sorar:

“Ya sürekli ulaşmaya çalıştığım o yeterlilik, hiçbir zaman varılması gereken bir yer değilse?”

Bir şeyi istediğimizde zihnimiz onunla ilgili bir gelecek kurar. “Buna sahip olduğumda…” Ve o gelecek bize bugünden daha iyi görünür. Fakat istediğimiz şey gerçekleştiğinde yeni durum kısa süre içinde normalleşebilir. Sonra zihin yeniden bir eksik bulur. Bu yüzden bazen sorunun gerçekten sahip olmadığımız şeylerle ilgisi olmayabilir. Zihnin eksik olanı arama alışkanlığıyla ilgili olabilir. Bir hedef bize yön verebilir. Ama kim olduğumuzu belirlemek zorunda değildir.

Peki insan hem istemeyi hem de yetinmeyi nasıl yapabilir?

İlk bakışta bu iki durum çelişkili görünebilir. Ama aslında aynı anda mümkün olabilir. “Daha fazlasını istemiyorum” demek değil; “daha fazlasını istemem, şu an yeterli olmadığım anlamına gelmiyor” diyebilmek. “Bu anı yalnızca ulaşmak istediğim şeyin bir basamağı olarak mı görüyorum?” Eğer öyleyse, hayatın önemli bir kısmı sürekli bir sonraki noktaya dönüşür. Ve bugün, yarının hazırlığı olmaktan öteye geçemez. Ve belki insanın kendisine söyleyebileceği en zor cümlelerden biri şudur:

“Şu an olduğum hal, üzerinde çalışabileceğim bir yer olabilir; ama bu düzeltilmesi gereken bir hata değil.”

Bu noktada değişim kendinle kurduğun ilişkinin içinden doğar.

“Henüz istediğim yerde olmayabilirim. Ama bulunduğum yeri yaşamak için daha sonraki hayatımı beklemek zorunda değilim.”

Ve belki kendimize sorabileceğimiz en önemli soru şudur:

“Gerçekten daha fazlasını mı istiyorum, yoksa sahip olduklarımın beni yeterli hissettirmesini mi bekliyorum?”

SANTOSHA: YETİNMEK Mİ DAHA FAZLASINI İSTEMEKTEN VAZGEÇMEK Mİ?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!