Kendin Olabilmek: Seçim Değil, Cesaret
Çünkü toplum sana “kendin ol” derken, aslında ” bunu tercih etme ” şeklinde yonlendirmektedir ve her mecra bunu takip etmektedir.
Paradoks
Bir anda fark ediyorsun: Hayat senin tercihlerini yapma cesaretini test ediyor.
Öğretmen sana “kendin ol” diyor, ama 50 çocuktan 49’una aynı soru soruyor. Patron “yaratıcı düşün” diyerek template’i gösteriyor. Sosyal medya “gerçek ol!” diye haykırırken algoritma seni yapay olanla besliyor.
Çelişki değil bu.
Kendi olabilmenin en net öğretisi bu paradoksu görmek. Ama önemlisi: Gördükten sonra ne yapacağını seçmek.
Şeffaflık: Moda, İhtiyaç Değil
“Şeffaf olmak” diye konuşmaya başladık. Ama şeffaflık da, biraz komik şekilde, moda haline geldi.
Bir kurum “transparency report” yayınlarken arkaplanda farklı muhasebe tutuyor. Bir kişi “işte gerçek ben” diye o karesini atıyor; ama geçmiş 30 karenin tamamını silmiş.
Şeffaflık, beklentisi karşılanmayan beklentidir çoğu zaman. Çünkü tam şeffaflık, birisini kırmak demektir ya da şeffaflığın tanımı bu şekilde entegre edilmiş.
Bazen de küstahlığı “ben böyleyim” diye de lanse edebiliyoruz değil mi ?
İşin ilginç tarafı şu: Belki de biz olarak kalabilmek öyle gözümüzde büyüttüğümuz bir şey değildir. Belki küçük, günlük, mantıksız tercihlerdir.
Herkesin takip ettiği o podcast’i dinlemeyip, yerine gerçekten seni güldüren Youtube kanalını izlemek.
Kâr etmeyen işi, gerçekten seni tetikleyen işi seçmek. (Evet, finans avarı olmayacaksın. Ama mutsuz da olmayacaksın.)
Belki de bütün dünya “pozitif kal” derken, 2 saat depresyonlu müzik dinleyip ağlayabilmektir. Olumlu düşünüp, inanmadigimuz cümleleri kurmayı ogretmislerdi bir zamanlar.
İnsan inanmadığı hiç bir şeyin sonucuna varamiyor. Milyonlarca kez olumlama yapsa bile ruhunda yarattığı frekans açığa çıkıyor.
Şişman kalabilmektir mesela. Aptal bir şaka yapabilmek. Yanlış karar verebilmek. Sonra da o yanlışı kabul edebilmek.
Net Olmak: Sadece Kendine Değil, Başkalarına da…
Net olmak demektir. Çünkü eğer sana net değilsem, günün sonunda seni ve kendimi aptallaştırırım.
Çoğumuz net olmaktan korkuyoruz. Çünkü net olmak demek “hayır” demek anlamına gelir. Ve biz “hayır” yerine, milyonlarca küçük yalanla herkesin biraz kırılmasını daha çok tercih ettik.
“Sorun yok” derken aslında “bu konuya giremiyorum” demek istedik.
“Meşgulüm” derken aslında “seni şu anda görmek istemiyorum” dedik.
“Zamanı gelince” derken aslında “hiç” idi cevaplar.
Kendin olabilmek demek, bu yalanları bırakmak demektir, en azından seni tanımlayan yalanları.
Çünkü biliyoruz ki insanlara duymak istediklerini soyleyebildigin kadar kabul görüyorsun.
Aslında bu mücadele, başkalarıyla değil, kendi içinde olan bir mücadeledir.
Her gün sana sorulur: “Kimsin sen?”
Dünün cevabını verirsin. Ama bugün o cevap doğru değildir. Çünkü bu sabah fikrin değişti. Dün koyduğun kuralları bugün çiğneyebilirsin. Ve o tamam. O da normal.
Normal olanı kabul etmek, belki kendi olabilmek için gereken ilk adımdır.
Çünkü kendi olabilmek, sabit kalmaktan ziyade, her gün seçim yapmaktır.
Toplumun önerdiği yoldan değil de bizim frekansimiza uyan yolda olmak . Ama bu yol bir başkasının önerdiği değil, kendi seçimin olmalı.
Çünkü öneriler ile verdiğin kararlarda onaya ihtiyaç duymaya başlıyorsun.
Neden biliyor musun? Kendi seçimlerinin sonuçlarına katlanmak ağır gelmiyor insana. Yaptığın bir yanlışı kabul etmek de kendin olabilmektir. Başarısızlıktan sonra daha güçlü kalkmak ve yeniden seçim yapmak.
Siz bu üç beş dakikada hayatın şifresini çözmüş çok bilmişlerden uzak durun.
Kolay değil ve belki de hiç kolay olmayacak. O yüzden en azından seçimi sen yap.