YETENEKLİ BAĞIMSIZ SİNEMA YAZARLARI İÇİN..
Renkli dünyaları okuyorum. Bu bir sinema ansiklopedisi.. Her sayfasında kamera merceği var. Optik bakış seni bir seviyeye taşıyor. Gel görelim, bu renkli dünyaların kapıları var. Denizleri, dağları, nehirleri tutan kapılar.. Bir film ile başlayan serüveni , Güneş’in ve Ay’ın yeryüzünü gölgelediği noktada sona eriyor.. Bilginin hayat bulduğu bu kitap , Piri Reis’in haritasını tamamlıyor. Bu benim özgün tarzım. Hayata kattığım hayal gücüm, gerçekliğim, ilk filmim..
Sinemanın gücü, ülkemizde yeterince anlaşılamamış olmalı ki ; derya deniz benzerlikleriyle kendini tüketmiş bir çabanın içinde, günden güne artan yapay ve kalıtımsal, konusu değersizleştirilmiş bir yapıya sahip ama bunun farkında bile değil. İyi olan yanı, içimizde yetenekli sinema yazarlarının bulunmasıdır. Sinema sektörünün gelişmesine ve değişmesine katkı sağlayacak bu tabii faktörü , yapay zekanın gücünü arkasına alan ama kendi özünde ve ışığında yolunu çizen ve yol açan bir potansiyele dönüştürecek reformlar gerekir.
Ben bir bağımsız sinema yazarıyım. Benim gibi bu alana odaklanmış kıymetli yazarlara küçük adımlarla başladığım, deneyimlediğim bir süreçten bahsetmek istiyorum. Şimdi bir hikaye ve karakterle yola çıkalım: İroni yapıyorum ; elimde Buz devri olsa , Buzluk macerası olarak formatı belki uygun olacak bir sektöre yeni adım attım. Kendi filmlerinin peşinde koşanların benim filmime karar verdiği oluşumlar, ayrıca yapım şirketi sahibi olan sinema baş makamları ve perde arkasında başvuru dahi yapamayacağın liyakat esaslarını hiçe sayan , asıl kalemleri dışarıda bırakan bir sistem var. Sizi ister istemez yabancı sektöre yönelten, tıpkı binlerce başarılı insanımızı beyin göçü dediğimiz bir aralığa iten bu furyanın sinema ayağı..
Senarist olmak kolay bir iş değil. Ancak ülkemizde başarılı senaristleri bir kümeye toplayan ve emek sömürüsüne birlik olarak, hak ve hukuk tanımayan uygulamalar bulunmaktadır. Ünlü kopyalar, replikleriyle ünlü alıntıların yanı sıra , ekranda gülüp eğlenen yeteneksiz dizi senaristleri, tanınmış yüzler; ancak geride perdeledikleri , her bir bölümü kendi yaratıcı süzgecinden geçen yetenekli kalemler var. Özellikle ülkemizde film endüstrisinin bu denli yanıltıcı olması beni endişelendiriyor. Bunun neticesinde ; yapay zekayı da sunum masası olarak kullanan kolay ve keyifli gösterimler ile sektör oldukça cazibeli hale gelmiş.
Kendileriyle ve birbirleriyle kavgalı, filmlerinde olduğu gibi , uzak kültürlerin kabında yoğrulmuş bir takım yaldızlı film yönetmenliği esasları var. Güzel durmayan , özentisiz , karışık bir durumu olan eğreti sahnelerin esas adamları.. Ödül yağmuruna tutulmuşçasına yerlere göklere sığdıramadıkları kayıp zamana afişe oldular,,
Kulağımıza küpe olsun…