(Ankara Milletvekilimiz Dr. Aylin Yaman’a ithafla)
Türkiye artık genç bir ülke değil. TÜİK’in 2024 verileri, gerçeği soğuk bir istatistikle yüzümüze çarpıyor: Ülkemizde 9 milyon 112 bin kişi, yani nüfusun %10,6’sı 65 yaş ve üzerinde. Daha da çarpıcı olanı; bu oranın 2040’ta %17,9’a, 2060’ta ise %27’ye ulaşacak olması. Kısacası, yaklaşık her dört kişiden biri yaşlı olacak.
Yaşlı nüfusun bu denli hızlı artışı; sağlık sistemini, sosyal hizmetleri, ekonomiyi ve aile yapısını doğrudan etkileyecek çok katmanlı bir sorun. Fakat asıl mesele, bu büyük değişimin hâlâ parçalı, dağınık ve günü kurtaran politikalarla yönetilmeye çalışılması.
Bugün yaşlılara hizmet sunan onlarca kamu kurumu, özel kuruluş ve sivil toplum örgütü var. Ancak çoğu zaman birbirinden habersiz, plansız ve koordinasyonsuz hareket ediyorlar. Ortaya çıkan sonuç; karmaşa, kaynak israfı ve en önemlisi, yaşlılarımızın ihtiyaçlarının tam olarak karşılanamaması oluyor.
Türkiye’nin bu “sessiz kriz”i yönetebilmesi için acilen bilimsel, stratejik ve güçlü bir merkez kurulması gerekiyor. Yaşlılık Komisyonu adını vereceğimiz bu yapı; yalnızca rapor hazırlayan değil, aktif olarak politika üreten, uygulayan ve denetleyen bir mekanizma olmalı.
Bu noktada, yaşlıların yaşam kalitesini artırmak adına önemli çalışmalar yapan, konuyu gündemde tutarak bizlere umut veren Ankara Milletvekilimiz Dr. Aylin Yaman’a özellikle teşekkür etmek isterim. Çabaları, yaşlılık konusunun sadece sosyal yardım boyutuyla değil; sağlık, bakım, istihdam ve toplumsal katılım gibi çok boyutlu bir perspektifle ele alınmasına büyük katkı sağlıyor.
Peki, bu merkezi yapı kimde olmalı? Bana göre tek adres var: Sağlık Bakanlığı.
Çünkü yaşlılık, sadece sosyal destekle değil; önleyici sağlık, kronik hastalık yönetimi, rehabilitasyon ve uzun dönem bakım hizmetleriyle yönetilebilecek bir konudur. Üstelik Sağlık Bakanlığı, ülke çapındaki yaygın teşkilatı ve deneyimiyle bu yükü omuzlayabilecek en uygun kurumdur.
Unutmayalım; yaşlılık bir kader değildir. İyi yönetildiğinde ülkeye yük değil, aksine aklı, tecrübesi ve birikimiyle çok büyük bir güç hâline gelir. Ancak bunun için önce görmezden gelmekten vazgeçmeli; akılcı, bilimsel ve samimi adımlar atmalıyız.
Ve biliyoruz ki; bu adımları atmak için atılan her çaba, toplumun en kıymetli kesimine; yaşlılarımıza duyduğumuz vefanın en somut göstergesidir.