Buse Köseer
  • 2713 Puan
  • 37 Yazı
  • 1 Yorum

Buse Köseer - Tüm Yazıları

SORU DEĞİŞTİĞİNDE AĞRI DA DEĞİŞİR: NEDEN BEN’DEN NE ZAMAN’A

Neden benim başıma geliyor?’ sorusunu bir adım geriye çeksek, ne görürüz? Yaşadığın şey bir talihsizlik değil de, sana bir yerden seslenen bir iz olsaydı…
Başına gelmiş bir olaydan çok, seni bir noktaya çağıran bir işaret…
Ne dediğini hemen anlamak zorunda değilsin; ama...

Devamını Oku

HER ZAMAN İYİ OLMAK ZORUNDA MIYIZ?

Bize kötülük yapanlara hâlâ iyi olmak zorunda mıyız? İnsan, kendisine defalarca zarar verene hâlâ kapıyı açık bırakırken neyi savunur: erdemi mi, korkuyu mu? Birine iyilik yapmaya devam ettiğimizde içimizde büyüyen o ince sızıyı neden görmezden geliriz? Yoksa biz iyiliği, kendimizi...

Devamını Oku

ÇOCUKLUĞUNU ÇALANLAR: EBEVEYN ROLÜYLE BÜYÜMÜŞ RUHLARIN İTİRAFLARI

Evden dışarı çıkarken küçük bir terlik sesi duyarsınız; koşuşturma, acele, birinin hep eksik kalan sabahını tamamlamaya çalışması... Bu sesin sahibine baktığınızda çoğu zaman yetişkin görürsünüz: iş yerinde saygı görür, sohbetlere katılır, hatta “çok olgun” bulunur. Fakat bakışı takip edin; gözlerinin...

Devamını Oku

HAYATI YARINLARA ERTELEYENLER İÇİN…

Bazı insanlar, hayatı hep “yarın”a bırakır.
Bir cümleyi, bir buluşmayı, bir özrü…
Sanki zaman, onları bekleyecekmiş gibi yaşarlar.
Oysa zaman beklemez. Sessizce akar, geçer, ve bir gün farkında bile olmadan bizi geride bırakır. “Bir gün yaparım.”
“Henüz hazır değilim.”
“Şartlar biraz daha uygun olmalı.”
İşte bu...

Devamını Oku

HAYAT; GERİDE BIRAKTIĞINIZI, KÖŞEYİ DÖNDÜĞÜNÜZDE BULACAK KADAR ADİL DEĞİLDİR..!

Biri gider, biri gelir derler ya… Aslında hayatın bize söylediği en büyük yalandır bu. Gidenin yerine kimse gelmez. Bir insanın dokunuşu, sesi, susuşu, hatta kırılışı bile kendine özgüdür. Hiç kimse bir başkasının yerini dolduramaz. Çünkü her insan, başka bir duygunun...

Devamını Oku

SEVİLMEK İÇİN YETERİNCE İYİ OLMAK ZORUNDA MIYIZ?

Bir çocuğun kalbine atılan ilk tohum sevgidir. Ama ne yazık ki o tohum, çoğu zaman koşullarla sulanır. “Seni seviyorum” cümlesi, bir ödül gibi sunulur; iyi not aldığında, uslu davrandığında, başkalarını memnun ettiğinde… Oysa sevgi, bir ödül değil, varoluşun kendisidir. Sevgi,...

Devamını Oku

KADIN, NEDEN HEP ONARAN TARAF OLUYOR?

Kadın severken tükenir bazen.
Birini onarmaya çalışırken, kendi içindeki çatlakları unutur.
Aşkı bir sığınak sanır, ama çoğu zaman kendini bir savaşta bulur.
Ve bir sabah, aynaya baktığında yorgun bir yabancıyla göz göze gelir.Neden hep kadın yıpranır ilişkide?
Belki toplumun ona biçtiği rollerden,
belki çocukluktan beri...

Devamını Oku

ERKEKLERİN KRİZİ: AŞK AĞIR GELDİĞİNDE, YALNIZLIK BİLİNÇLİ BİR TERCİH OLUR

“Bekar erkeklerin %80’i ciddi ilişki istemiyor” diye bir cümle okudum ya da belki duyduklarımızdan böyle bir oran türettik. Önemli olan oranlar değil, arkasındaki mesaj. Bugün birçok erkeğin ‘hayır’ demesi, yalnızlığa sığınması bir kaçış değil, hesaplı bir tercih. Şöyle de diyebiliriz;...

Devamını Oku

MASKEYİ İNDİR! MANİPÜLATÖRÜN OYUNUNU BOZ!

İnsanın en derin yaralarından biri, kendi gerçeğine yabancılaşmasıdır; bu yabancılaşma, çoğu zaman farkında olmadan kabul ettiğimiz maskeler yüzünden başlar. Manipülatör, sahnede başkasını oynayan bir tiyatrocudur. Gülüşü sıcak, eli kalbine uzanır gibi naziktir. Ama uzanan el, sizi özgürlüğünüzden mahrum edecek ipleri...

Devamını Oku
GÜNDEM

TEPKİSİZLİK Mİ TEPKİ Mİ BİTİRİR? PEKİ BU İLİŞKİNİN LİDERİ KİM?

Sessizlik, ilişkide yalnızca bir boşluk değildir; kimi zaman derin bir vadi, kimi zaman ince ince toprağa sızan bir yağmur gibi işler. Dışarıdan dingin görünür; içine eğilen kulağa ise usul usul acı fısıldar. Yutulan her kelime, cevapsız bırakılan her bakış, toprağın...

Haberi Oku

KALP LABİRENTİNDE DÖRT ANAHTAR; BAĞLANMA STİLLERİ VE DÖNÜŞÜM

İnsan ilişkilerinde güven duygusunun kökeni, genellikle ilk bağlandığımız kişiyle kurduğumuz ilişkiye dayanır. John Bowlby’yi etkileşimsel psikolojiye taşıyan, gelişimsel ve evrimsel temelleri olan bağlanma kuramıdır: çocuk davranışları, sadece beslenmeye değil, aynı zamanda duygusal güven ve korunmaya da yöneliktir. Mary Ainsworth’un “Strange...

Devamını Oku

SESSİZ ZAFERLERİN HİKAYESİ

Güneş, sokakların dar omuzlarına usulca yaslanırken, bazı insanlar dünyayı gözleriyle değil, kalplerinin görünmeyen pencereleriyle görür. Kimileri sessizliğin karanlığında bile yankılanan notaları duyar, hayata ise parmak uçlarının kırılgan ama inatçı temaslarıyla dokunur. Onlar için mucize; gökyüzünden düşen bir yıldız ya da...

Devamını Oku

FIRTINAYA KARŞI DİRENEN DÜŞÜNCELER: BİR AYDINLIĞIN GÜNCESİ

Gözlerimizi kapattığımızda bile bir ışık ararız; bir yol gösteren, usulca cesaret fısıldayan bir ses… Toplumun aydın insanları, bu ışığın peşinden sessizce yürür. Onlar, sadece bilgiyle donanmış kişiler değil; bilgiyi hayatın içine taşır, karanlıkla yüzleşir ve kötülüğü bildiği hâlde iyiliği seçer....

Devamını Oku

OKUMAK RUHUN GIDASI, HAYAL GÜCÜ IŞIĞIDIR

“Okuyunca bir şey olmuyor.” Çocukların dudaklarından dökülen bu cümle, sadece bir umutsuzluk ifadesi değil; toplumsal bir aynadır. Çünkü yıllardır onlara okumayı, merakın ve hayal gücünün kanatları olarak değil; bir merdivenin son basamağı, bir unvanın anahtarı gibi anlattık. “Oku, yükseleceksin” dedik....

Devamını Oku

KADER GAYRETE AŞIKTIR

Bazı hikâyeler vardır; başlangıcı umutla, ortası sabırla, sonu ise ya kavuşma ya da geç kalmış pişmanlıkla yazılır. İnsan bazen, elinde en değerli cevheri taşırken bunun farkında olmaz. Ona kötü davranır, mesafeler koyar, yaralar açar… Oysa her kalp, sevdiğini ancak kaybetme...

Devamını Oku

EKOLOJİK YASIN EŞİĞİNDE

"Doğa intikam almaz. Hatırlar. Ve hatırlattığında, biz çoktan unuttuğumuzu sanırız." Geceleri uykudan uyandıran artık vicdan değil, ani bastıran sıcaklar. Yağmurun gelişi bir şifa değil, selin ön habercisi. Gökyüzü değişti. Ve biz hâlâ balkonumuza çiçek koyarak doğayla barıştığımızı sanıyoruz. Doğa sesini...

Devamını Oku

ÖZGÜRLÜK ÇAĞINDA ESARETİN YENİ YÜZÜ

“İnsan, zincirlerini kırmadan özgürlüğü sevemez.” – Epiktetos Tarihin en eski savaşı ne toprak, ne din, ne de ideoloji uğruna verildi.İnsanın en kadim savaşı, kendi iç zaaflarıylaydı.Epiktetos özgürlükten söz ettiğinde köleydi. Ve diyordu ki: “Zincir ayakta değil, zihindedir.” Bugün bağımlılık dediğimiz...

Devamını Oku

HAYALLERİN GÖLGESİNDE KAYBETME KORKUSU

Kaybetmek… İnsan kalbinin en eski yarası, en sessiz fısıltısı. Bir çocuğun parmaklarının arasından kayan kırmızı bir balon gibi; gökyüzüne yükselirken arkasında bıraktığı boşlukta duyulur bu korku. Bir bakış, bir dokunuş, bir ev, bir hayal… Hepsi avuçlarımızdayken bile sanki bir an...

Devamını Oku
Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!