AYDIN UZKAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ZAMAN YAYMAK DEDİKLERİ

ZAMAN YAYMAK DEDİKLERİ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zaman, aceleye gelmeyenlerin sırdaşıdır. Kalbin ritmiyle yarışır ve sabredenin hikâyesini sessizce yazar. Onunla birlikte yürüyenler bilir ki bazı kapılar zorlanarak değil, beklenerek açılır. Zamana yaymak, aslında güvenmektir, hem kendine hem de olan bitene. Çünkü gerçek olan, zaten kalacaktır.

Zamana yaymak, bir duyguyu aceleden kurtarıp kendi ritmine bırakmaktır. Bazı şeyler, hızla elde edildiğinde eksik kalır, zamanın içinde dinlenen hisler ise, kök salmayı öğrenir. Bir anı hemen tüketmek yerine, onu günlerin arasına serpiştirmek gerekir. Tıpkı ışığın sabah pencereden ağır ağır süzülmesi gibi.

Bir niyeti zamana yaymak, onu alelacele koparılmış bir meyve olmaktan kurtarıp, toprağın derinliklerindeki o karanlık ve bereketli sessizliğe bırakmaktır. İnsan, arzusunu bir tohum gibi vaktin rahmine ektiğinde, artık onun sahibi değil, gözlemcisi olur. Hakikat, aceleci parmakların arasında ezilmek yerine, mevsimlerin birbirine devrettiği o gizli nöbetleşmeyle olgunlaşır. Bu, varlığı zorlamak yerine, oluşun kendi ritmine, yani suyun mermeri delmesindeki o yumuşak ama kararlı sürekliliğe teslim olmaktır.

İnsan, en çok beklerken tanır kendini. Zamana yayılan duygular, ilk heyecanın keskinliğini yumuşatır, geriye daha derin, daha gerçek bir iz bırakır. O yüzden bazı hisler, hemen söylenmez, kelimeler içte birikir, olgunlaşır, sonra kendi vakti geldiğinde sessizce dile dökülür.

Bir duyguyu zamana yaymak, onu çoğaltmanın en incelikli yoludur. Her gün biraz daha anlamak, biraz daha yaklaşmak, ama asla tüketmemek… Sanki iki insan, aynı hikâyeyi farklı sayfalarda okuyormuş gibi, her buluşmada yeni bir cümle, yeni bir anlam keşfeder.

Hatta zaman, aceleye gelmeyenlerin en büyük sırdaşıdır. Onunla birlikte yürüyenler bilir ki bazı kapılar zorlanarak değil, beklenerek açılır. Çünkü gerçek olan, zaten kalacaktır.

Ve belki de en çok bu yüzden, zamana yayılmış duygular daha az gürültülü ama daha kalıcıdır. Bir anda parlayan değil, yavaş yavaş içe işleyen bir ışık gibi… Sönmez, sadece derinleşir.

Bazı hisler, adını koyduğun anda daralır. Zamana bırakıldığında ise, kendi biçimini kendi seçer. İnsan, böyle anlarda kontrol etmekten çok tanıklık etmeyi öğrenir.

Bazen bir bakışın anlamı bile günler sonra çözülür. O an sadece bir kıvılcım gibi görünen şey, zamanın içinde büyüyerek bir yangına dönüşebilir. Zamana yaymak, o ilk kıvılcımı söndürmeden ama aceleyle büyütmeden taşımaktır.

İlişkiler de böyledir, hemen derinleşen değil, yavaş yavaş köklenen daha sağlam olur. Her gün küçük bir ayrıntı, küçük bir fark ediş eklenir araya. Ve bir bakarsın, farkına varmadan iki insanın arasında görünmeyen ama sarsılmaz bir bağ kurulmuş.

Zamana yaymak biraz da eksik bırakmayı bilmektir. Her şeyi aynı anda söylememek, her duyguyu aynı gün yaşamamak… Ruh, telaşın tozunu dindirdiğinde; ses, sessizliğin içinde yayılarak kendi yankısını bulur ve böylece inşa edilen her şey, geçiciliğin hırçın rüzgârlarına karşı birer kaleye dönüşür. İçinde saklanan o küçük boşluklar, gelecekte tamamlanacak parçalar için yer açar.

Sonunda insan anlar ki, zamana yayılan şeyler unutulmaz. Çünkü onlar bir anda yaşanıp bitmez, hayatın içine karışır, anılara, alışkanlıklara, hatta sessizliklere bile sızar. Ve böylece, fark edilmeden kalıcı hale gelir.

ZAMAN YAYMAK DEDİKLERİ
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!