Fatma YILDIZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dilsiz Canlar: Vicdanın Sessiz Sınavı

Dilsiz Canlar: Vicdanın Sessiz Sınavı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

​İnsanoğlunun yeryüzündeki konumu bir hükümranlık değil, bir gözetmenlik ve denge kurma vazifesidir. Kâinatın her bir cüzü gibi, çevremizdeki dilsiz canlılar da varlık hiyerarşisinin kopmaz birer halkası ve bizlere tevdi edilmiş birer emanettir. Şehirleşme adı altında yükselen beton yığınları bu sessiz komşularımızın yaşam alanlarını daraltırken, günümüz insanının merhamet ufkunu da kısıtlamaktadır. Gökyüzüne yükselen binalar ve asfalta hapsedilen toprak, sadece hayvanları evsiz bırakmıyor; aynı zamanda insanın doğayla olan o kadim bağını da koparıyor. Onlara karşı takındığımız tavır, yalnızca bir nezaket meselesi değil; “insan” kalabilme, fıtratı koruma ve varoluş gayesini idrak etme mücadelesinin en somut göstergesidir.

​Modern insan, kendi elleriyle meydana getirdiği bu steril labirentlerin içinde, doğanın ruhundan koptukça aslında kendi özüne de yabancılaşmaktadır. Toprakla, ağaçla ve hayvanla arasına ördüğü kalın duvarlar, sanılanın aksine güvenli bir sığınak değil; merhametin sızamadığı soğuk bir yalnızlık hücresi inşa etmektedir. Oysa bir kapının önünde yiyecek bekleyen bir çift gözde, aslında yitirdiğimiz masumiyetin bir yansıması vardır. Bizler bu dilsiz dostlarımıza sahip çıkarak sadece onların hayatını kurtarmıyoruz; aslında kendi körelen vicdanlarımızı yeniden uyandırıyor, mekanikleşen dünyamıza insani bir soluk katacak yeni pencereler açıyoruz. Bir canlının yaşama tutunma çabasına şahitlik etmek, insana kendi varlığının kırılganlığını ve aynı zamanda bu büyük ekosistemdeki onurlu sorumluluğunu hatırlatır.

​Bu büyük ekosistem içinde her bir canlının varlığı, aslında görünmez bir dengeyi temsil eder. Bir kuşun kanat çırpışından bir kedinin miyavlamasına kadar her ses, kâinatın muazzam döngüsünün birer parçasıdır. Bizler bu seslere kulaklarımızı tıkadığımızda, sadece dış dünyadaki yaşantıyı değil, kendi içimizdeki huzuru da kaybederiz. Bir bireyin hayvana karşı tutumu, onun ruhsal derinliğini ve karakter yapısını ortaya çıkaran en saf ölçüdür. Aynı zamanda bu ilişki biçimi, toplumun genel ruh sağlığına dair hayati ipuçları sunar. Savunmasız bir canlıya kasten acı çektirebilen bir zihin, insani bir yeti olan empatiyi tamamen yitirmiş demektir. Şiddetin bu karanlık kökeni, genellikle daha büyük toplumsal trajedilerin ve insani zulümlerin habercisidir. Temelinde derin bir sevgisizlik ve manevi boşluk yatan bu karanlık tabloya karşı, ruhsal sağaltım süreçleri merhamet ekseninde yeniden yapılandırılmalıdır.

​Manevi sorumluluk penceresinden baktığımızda, her canlının Yüce Sanatkâr’ın bir eseri ve bizlere emaneti olduğunu görürüz. Onların dertlerini lisanla anlatamıyor oluşu, bizim sorumluluğumuzu azaltmaz; aksine ilahi adalet terazisinde bu sessizliği daha ağır bir hale getirir. Burada kesin bir gerçeği idrak etmek gerekir: Dilsiz bir canlıya reva görülen işkencenin, canice yapılan eziyetin ve kasten yaşatılan acının ahirette asla bir affı ve telafisi yoktur. İnsanlar arasında helalleşme kapıları açık olsa da, hakkını dille arayamayan o canların davası doğrudan Allah’a emanettir. Mahşerde adalet terazisi kurulduğunda, dünyada dilsiz bırakılan o canlar dile gelecek, maruz kaldıkları her bir zulmü tek tek haykıracak ve zalimlerden şikâyetçi olacaklardır. Bir canlıyı imkân varken aç bırakmak veya ona eziyet etmek, ilahi gazabı üzerimize çeken ağır bir vebaldir. Bu bilincin kökleşmesi için toplumda kalıcı, sürdürülebilir ve sevgi temelli bir eğitim modeli tesis edilmelidir.

​Özellikle kışın o buz kesmiş sabahlarında, bir kuytuda büzülmüş küçük bir canın titreyişi, aslında tüm şehrin medeniyet karnesidir. Isınmayan küçük patilerin, buz tutmuş suların ve karla örtülmüş yiyeceklerin olduğu bir iklimde, bizim konforumuz manevi bir sızı doğurmalıdır. Bizler sıcak yuvalarımızda çayımızı yudumlarken, dışarıda zaman onlar için her saniyesi yaşam mücadelesiyle dolu bir süreçtir. Besinsiz kalan bir canlının vücut ısısını koruması imkânsızdır. Vicdan, sadece iyi günlerde sergilenen bir aksesuar değil; dondurucu ayazda bir canın nefesine nefes katma çabasıdır. Bir kap su, bir lokma yiyecek veya rüzgârdan koruyan mütevazı bir yuva; bir canlı için tükenmek üzere olan bir umudun yeniden yeşermesini ve yaşama sevincini oluşturur. Her mahallede bu yardımları sistematik hale getirecek gönüllü ağlar kurulmalı, bu şuur sokak aralarına kadar yayılmalıdır.

​Toplumlar, en zayıf olanı koruma yetenekleri nispetinde medenileşirler. Can taşıyan varlıklara karşı duyarsızlaşan bir toplum, zamanla kendi içinde de duygusal bir çürümeye mahkûmdur. Merhamet, sadece teorik bir bilgi değil, çocuk yaşta kalbe işlenen bir erdemdir. Bir çocuğun bir kuşun susuzluğunu gidermesi veya bir kedinin başını okşaması, geleceğin barışçıl toplum yapısının en güçlü temel taşını oluşturur. Hayvan sevgisiyle büyüyen bir çocuk, yarın öbür gün insana, çiçeğe ve dünyaya da aynı zarafetle bakacaktır. Bu sebeple okul müfredatlarından şehir mimarisine kadar her alan, bu dostlarımızın ihtiyaçlarını da karşılayacak şekilde duyarlılıkla yeniden düzenlenmelidir.

​Sonuç olarak; hayvanlara merhamet etmek bir tercih veya lütuf değil, insan olmanın getirdiği asli bir vazifedir. Onlara gösterilen şefkat, toplumsal huzurun ve daha yaşanabilir bir dünyanın tohumlarını ekecektir. Kışın ayazında bir cana uzatılan el, aslında kendi yarınlarımız adına toprağa emanet ettiğimiz bereketli bir tohumdur. Unutmayalım ki, bu dünyada sergilediğimiz her merhamet eylemi, aslında kendi insanlığımızı tamamlama yolunda attığımız bir adımdır. Mahşer günü bizden davacı değil, bize şahitlik edecek bir hayat tarzı, el birliğiyle ve kalp birliğiyle yeniden şekillendirilmelidir. Isınan her bir küçük kalp, aslında bizim donmaya yüz tutmuş vicdanlarımızın ısınmasıdır. Yarınlarımızı bu sıcaklık üzerine inşa etmek en temel insani görevimizdir.

​FATMA YILDIZ

Dilsiz Canlar: Vicdanın Sessiz Sınavı
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!