Kasım Devrimi’nin ‘Ilımlı İsyan’ından İstanbul’a uzanan ‘Özgürlük’

Kasım Devrimi’nin ‘Ilımlı İsyan’ından İstanbul’a uzanan  ‘Özgürlük’
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şu sıralarda Almanya’nın Berlin kentinin birçok müzesinde gösterimde ve gösterime girecek olan sergilerin teması önemli bir yıl dönümüne işaret ediyor; ‘Kasım Devrimi’ ve ‘Bauhaus Okulu’. Şüphesiz bunlardan bizim için en ilginç olanı, Türkiye’nin sanat-tasarım eğitimini derinden etkilemesi açısından ‘Novembergruppe’ yani ‘Kasım Grubu’nun Sanatı Sergisi’dir. Sergide; Rudolf Belling, Otto Dix, Walter Gropius, George Grosz, Hannah Höch, Paul Klee, El Lissitzky, László Moholy-Nagy, Piet Mondrian, Georg Scholz, Max Taut gibi 69 sanatçının 48 resmi, 14 heykeli ve 12 mimari maketi, çizimler, filmler bulunuyor. Serginin başlıkları ise, adeta Kasım Grubu’nun manifestosunu betimliyor; yeni sanatın enerjisini özgürleştirme, uyumsuz radikal, yapısalcılık ve nesnellik, yeni mimarlık için bir güç arzusu, ılımlı isyan.

‘Kasım Devrimi’, 1. Dünya Savaşı’nı ağır yenilgiyle kapatan imparatorluk Almanya’sında 9 Kasım 1918 sabahı işçilerin ve askerlerin hükümet binasına yürümesiyle başlar. Bu yürüyüş, Alman İmparatoru’nun Sosyal Demokrat Partisi’yle bir araya gelmesini sağlıyor. İki saat süren toplantı sonunda, Rusya Devrimi sonrası bir modele benzer, seçilmişlerden oluşan bir meclis sistemiyle yönetilecek özgür sosyalist bir ‘Alman Cumhuriyeti’ ilan edilir. Böylece, 1918 Kasım’ı ve 1919 baharı arasında Berlin’de modern bir demokrasi hareketi başlamıştır. Bu kısa sürecek devrimi takiben ve Bauhaus Okulu’nun kurulmasına bir yıl kala Almanya’da radikal bir sanat grubu ortaya çıkar; Kasım Grubu (Novembergruppe). 3 Aralık 1918’de kurulan bu Alman dışavurumcu sanatçıların ve mimarların grubu, Weimar Cumhuriyeti’nde sanat politikasının şekillenmesinde önemli bir rol alacaktır. Sanat ve tasarım alanlarında uğraşı veren Kasım Grubu üyeleri kendilerini, sanatçıları etkileyen yasaları ve eğitimi nasıl değiştirebileceklerini araştıran, radikal ve devrimci sanatçılar olarak tanımladılar. 1919’da yeni bir sanat anlayışı ve yeni bir başlangıç için sayısız programlar önerildi, bildiriler yayımlandı. Bunlardan biri de, 1919 Ocak’ında Kasım Grubu Bürosu’nun üyelerine gönderdiği ‘Kasım Grubu’ yol haritasının listesiydi. Bildiride üyelere çağrı yapıldı; “Aşağıdaki konularda katılımcıları ve ilgilileri arıyoruz; Kamusal konularla ilgili tüm mimari etkinlikler, sanat okulları ve eğitiminde yeniden yapılanma, müzelerin değişimi ve yenileştirilmesi, sergi salonlarının yeni projeler için tahsis edilmesi, sanatçı ve eser hakları yönetmeliklerinin düzenlenmesi” Kasım Grubu’nun katılımcı aradığı konulardan en önemlisi aynı yıl kurulacak olan Bauhaus Okulu’nun yapısını ve programını da özetliyordu. Sanat okulları ve eğitiminde yeniden yapılanma maddesi; sanat eğitiminde ‘devlet baba’ tavrının son bulması, sanat eğitimcilerinin öğrenciler ve sanat kuruluşları tarafından seçilmesi, burslara son verilmesi, sanat okulunun dekoratif sanatlar, resim, heykel ve mimarlık dallarının uyumlu ve verimli çalışmasını sağlaması, uygulama ve çalışma yerlerinin sağlanması konularını ele alıyordu. Aynı yıl, Kasım Grubu liderlerinden olan Walter Gropius, bir sanat okulunun yönetimi için Weimar’a davet edilir ve böylece ‘Bauhaus’ kurulur. Bu doğrultuda Gropius, Bauhaus’un kuruluş hedeflerinin: “yontu, resim, uygulamalı sanatlar ve el sanatlarından oluşan tüm sanat dallarını yeni bir mimarlık sanatı çerçevesinde birleştirmek” olduğunu vurgular. Kasım Grubu’nun Bauhaus’la ilişkisi bununla sınırlı değildir. Moholy Nagy, Kandinsky gibi Bauhaus’un bazı hocaları Kasım Grubu Berlin sergilerine katılır.

(*) İDGSA’DA REFORM

Aslında, İ.D.G.S. Akademisi’nin Kasım Grubu’nun gelecekteki üyeleriyle tanışma koşulları, 1916’daki Osmanlı ile Almanya arasındaki ittifak neticesinde açılan bir mimarlık proje yarışmasına dayanır. Ancak, proje savaş koşulları yüzünden uygulanamaz. Yarışmaya katılan ama İstanbul’a gelemeyen, M. Wagner, B. Taut ve Bauhaus kurucusu W. Gropius, Kasım Grubu üyesiydiler ve Akademi reformunda önemli rol oynayacaklardı. 1930 sonrası Kasım Grubu için işler ters gitmeye başlar. Bazı grup üyeleri artan Nazi propagandası sonucu Almanya’dan ayrılır. Wagner ve Gropius’un belediyedeki işine son verilir ve mimarlık yapması yasaklanır. Bu sırada, Türkiye Cumhuriyeti, uygulanacak projeler için mimar aradığını büyükelçiliklerine bildirir ve Gropius davet edilir. Böylece, çeşitli bağlantılar sonucunda, İ.D.G.S. Akademisi’ne 1930-1958 yılları arasında Bauhaus’la doğrudan ya da dolaylı ilişkileri olan birçok öğretim üyesi gelir ve Mimarlık Şubesi’ndeki eğitimde reformlar başlatır. Bunun sonucu, bir Fransız ekolü olan Vallaury’in programı değişir. Bu Alman ekolünün en önemli hocaları başta Bruno Taut (Akademi’deki yılları 1936-1938), Rudolf Belling (Akademi’deki yılları 1937-1954), Martin Wagner (Akademi’deki yılları 1936-1937) ve Poelzig’in asistanı E. Zimmermann’dı (1936-1939). Bauhaus Ekolü’nün kurucusu Gropius’e yakınlıkları olan bu hocalar ‘Kasım Grubu’nda sanat eğitimi konusundaki düşüncelerini birbirleriyle paylaşıyorlardı.

HEYKEL BÖLÜMÜ’NDE BİR ‘KASIM GRUBU’ ÜYESİ: BELLİNG

Diğer yandan, Nazi karşıtı görüşü nedeniyle Almanya’yı terk eden diğer Kasım Grubu üyesi Rudolf Belling İstanbul’a geldi. Heykel Bölümü’nün başına getirilen Belling, Akademi’nin sanatsal içerikli mimarlık eğitimi geleneğine önemli katkı sağladı. Mimarlıkta; Sedad Hakkı Eldem, Ercüment Tarcan ve heykelde; Şadi Çalık, İlhan Koman, Zühtü Müridoğlu, Yavuz Görey gibi isimler Belling’in öğrencileri oldular. Belling’in bu göreve gelmesiyle, Heykel Bölümü eğitimindeki köklü değişimlere yapılan öğrenci ve analiz yazılarının yorumları olumluydu: “…Ve heykel eğitimi tamamen değişti: ‘Heykel’ doğayı kopya etmek değildi artık. Onun geometrik yorumudur, plastik tercümesidir. Bu hususları model üzerinde gösterir ve açıklardı. Ve ‘heykel’i geometrik bir problem konusu olarak irdelerdi. Biz, o zamandan sonra, soyut heykeli kavramıştık…” Belling’in heykel sanatını tek başına bir sanat eylemi olarak değil, mimarlık, resim ve heykel sanatıyla ‘bir bütünlük içinde olma’ hedefini vurguladığı ve üç sanatın birbiriyle dans etmesini betimleyen ‘üçlü grup’ heykeli Berlin’de devam eden ‘Özgürlük’ sergisinde yer almaktadır.

Bu arada, Almanya’daki varlığını sürdüren Kasım Grubu’nun, 1918’den 1936’ya kadar, 120’den fazla sergisi ve 480’den fazla sergi katılımcısı oldu. Ancak, 1936 sonrası Nazi propagandası tarafından ‘kültürel bolşevik’ olarak karalanması sonucu bürolarından atıldılar, bazı üyelerinin akademi’deki işlerine son verildi, bir Yahudi üyenin ise toplama kampında öldürüldüğü tahmin ediliyor. Aradan geçen 100 yıl boyunca, Kasım Devrimi’nin bir meşruiyet aracı ve politik silah olarak, bazen idealize edilmesi bazen de kötülenmesi dışında, sanatsal bir motif ve yeni bir sanat eğitimi modeli olarak görev yapmasında grup önemli bir rol oynamıştır. Kasım Devrimi gibi bir asırlık yaşını kutlayan Kasım Grubu’nun Berlinische Galerie’de 9 kasım 2018’de açılan bu kapsamlı sergisi ‘Özgürlük: Kasım Grubu’nun Sanatı 1918-1935’, 11 Mart 2019’a kadar devam edecektir.

* İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (İDGSA) bugünki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

 

0
kat_l_yorum_1
Katılıyorum +1
0
hatal_d_n_yorsun
Hatalı Düşünüyorsun
0
bilgi_in_te_ekk_r
Bilgi İçin Teşekkür
0
_a_rd_m
Şaşırdım
0
kat_lm_yorum_-1
Katılmıyorum -1
Kasım Devrimi’nin ‘Ilımlı İsyan’ından İstanbul’a uzanan ‘Özgürlük’

Türkiye Aktüel Haber Bültenine Ücretsiz Abone Olabilirsin

Yeni eklenen makalelerimizden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini şimdi başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!