AYDIN UZKAN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. AFFETMENİN PSİKOLOJİK GÜCÜ

AFFETMENİN PSİKOLOJİK GÜCÜ

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsanın içinde taşıdığı nice görünmez bir yükler vardır. Affetmek, işte o yüklerin yavaşça yere bırakılmasıdır. Kimi zaman bir taş gibi ağır, kimi zaman ince bir sızı gibi sürekli varlığını hissettiren kırgınlıklar, ruhun kuytularında birikir. İnsan, incindiği anı kalbinde tekrar tekrar oynatırken aslında kendi yarasını kanatır. Affetmek ise o yaraya dokunmayı göze almak, kabuğunu acıtarak da olsa kaldırmak ve iyileşmeye izin vermektir.

Kırgınlık, zihnin karanlık bir odasında saklanan eski bir eşyaya benzer. Üzerine örtüler serilir, “unutuldu” sanılır, fakat her kapı aralandığında tozu havalanır. Affedememek, çoğu zaman başkasına değil, en çok kendimize yönelmiş bir cezadır.

Affetmek, unutmak değildir, olanı yok saymak hiç değildir. Tam tersine, yaşananı bütün çıplaklığıyla kabul etmektir. “Evet, incindim,” diyebilme cesaretidir. İnsan, yaşadığı acıyı hikâyesinin bir parçası hâline getirdiğinde, o acı kimliğini belirleyen bir zincir olmaktan çıkar.

Öfke, ilk anda insanı diri tutar, adalet duygusunu ayakta tutan bir ateş gibidir o. Fakat uzun süre taşındığında, sahibini de yakar. Ruh, savaş alanına dönmüş gibidir o an. Affetmek, bu iç savaşı sonlandıran beyaz bayraktır. Beden gevşer, nefes derinleşir, insan, kendi iç barışına bir adım yaklaşır.

Affetmenin psikolojik gücü, kontrol duygusunu geri kazandırmasında yatar. Çünkü affetmeyen kişi, geçmişteki bir anın tutsağıdır. O an, zihinde tekrarlandıkça bugünü gölgeler. Affeden kişi ise “Artık bu an beni yönetmeyecek,” der.

Elbette affetmek kolay bir erdem değildir. Bazı yaralar derindir; ihanetin, haksızlığın, kaybın bıraktığı izler silikleşmez. Bu noktada affetmek, karşı tarafı aklamak değil, kendi ruh sağlığını korumayı seçmektir. Psikolojik sınırlar çizmek, gerekirse mesafe koymak ve yine de kalpteki zehri taşımamayı tercih etmek… İşte olgunluk burada başlar.

Affetme süreci çoğu zaman empatiyle beslenir. İnsan, karşısındakinin kusurlu, eksik ve yanılabilir bir varlık olduğunu fark ettiğinde, öfkenin keskinliği azalır. Bu, yapılanı haklı çıkarmak değildir; insan doğasının kırılganlığını görmek ve kendi kırılganlığını da kabul etmektir. Empati, affetmenin toprağıdır; orada anlayış filiz verir.

Bazen en zor affediş, insanın kendine yönelttiğidir. “Keşke”lerle dolu geçmiş, suçluluk duygusunu diri tutar. Oysa insan, geçmişteki bilgisi ve gücü kadar davranmıştır. Kendini affetmek, hatayı silmek değil; ondan öğrenerek yoluna devam etmektir. Bu, öz-şefkatin kapısını aralar ve ruhun içindeki sert yargıcı susturur.

Affetmek, hafiflemektir. Bir nehrin önündeki seti kaldırmak gibi, su yine akmaya başlar. İnsan, geçmişin gölgesinden çıkarak bugünün ışığına adım atar. Affetmek, başkasına verilmiş bir armağan gibi görünse de aslında kişinin kendine sunduğu en büyük özgürlüktür. Çünkü gerçek güç, intikamda değil, kalbin yükünü bırakabilme cesaretindedir.

AFFETMENİN PSİKOLOJİK GÜCÜ
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!