İran’da yaşananlar, anlık bir protesto dalgası ya da geçici bir huzursuzluk olarak okunamaz. Bugün sokaklara yansıyan tablo, yıllardır biriken ekonomik baskının, siyasal tıkanmışlığın ve toplumsal sabrın tükenişinin açık bir göstergesidir. İran, sessizce ama derinden bir iç sıkışma yaşamaktadır.
Ekonomik tablo ağırdır. Enflasyon günlük hayatı yaşanmaz hâle getirmiş, işsizlik özellikle genç nüfusta umutsuzluğu kalıcı kılmıştır. Para biriminin değersizleşmesi, halkın alım gücünü eritmiş; temel ihtiyaçlar dahi erişilmesi zor kalemler hâline gelmiştir. Ancak mesele sadece ekonomi değildir. Ekonomi, bu büyük krizin görünen yüzüdür.
Asıl sorun, toplumun kendini ifade edebileceği kanalların giderek daralmasıdır. Siyasi sistemin kapalı yapısı, eleştiriyi tehdit olarak algılayan yaklaşım ve güvenlik merkezli yönetim anlayışı, halk ile devlet arasındaki mesafeyi büyütmüştür. Özellikle gençler ve kadınlar, hayatlarına dair söz sahibi olmak istemektedir. Bugün sokakta yükselen ses, sadece pahalılığa değil, yok sayılmaya karşıdır.
Devletin sert refleksi ise tansiyonu düşürmek yerine artırmaktadır. Güvenlikçi yöntemler kısa vadede kontrol sağlayabilir; ancak uzun vadede öfkeyi bastırmaz, biriktirir. İran’da yaşanan tam da budur. Bastırılan her itiraz, bir süre sonra daha güçlü bir dalga olarak geri dönmektedir.
İran yönetimi için kritik soru şudur: Bu tabloyu sadece dış güçlerin oyunu olarak görmek yeterli mi? Dış etkenler elbette vardır; fakat sokaktaki tepkinin ana kaynağı içeridedir. Halk, hayatının neden bu kadar zorlaştığını ve neden değişimin mümkün olmadığını sorgulamaktadır.
Bugün İran bir yol ayrımındadır. Ya toplumun taleplerini ciddiyetle ele alan bir reform sürecine girilecek ya da baskıyla zaman kazanılmaya çalışılacaktır. Tarih, ikinci yolun yalnızca gecikmiş ve daha ağır krizler ürettiğini defalarca göstermiştir.
İran’daki gelişmeler, sadece bu ülkenin değil, tüm bölgenin meselesidir. Çünkü İran’da yaşanacak her sarsıntı, sınırları aşan dalgalar üretir. Ancak en büyük gerçek şudur: Hiçbir devlet, halkının sesini sonsuza kadar bastıramaz.