Burcu Atıcı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Toksik Özlemin Gizemi

Toksik Özlemin Gizemi

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bazı ilişkiler her ne kadar yıpratıcı, zararlı ve zorlayıcı olsa da ayrıldıktan sonra pek çok insanın bu ilişkilerini özlediğini, geçmişte bırakamadıklarını ve sürekli bu ilişkilerin gölgesinde yaşadıklarını duyarız. Bu tarz hikayeleri kendimiz yaşamış ya da bunlara şahit olmuş olabiliriz. Bu, bu tip ilişkilerin yaygınlığı ve toplumsal olarak ‘normal’ sayılma eğilimiyle açıklanabilir. Bu tür ilişkilerin ‘normal’ olarak kabul edildiğini duymak şaşırtıcı olabilir, ancak bu yaygınlığı kabul etmek önemlidir.

Aylarca, yıllarca bu tarz ilişkileri özleyen ve hatta geçmişte yaşadığı bu ilişkileri hayatında isteyen kişilerin, öncelikle kendine yüklenmesi kadar bu durumu çıkmaza sokacak bir tavır olmadığını bilmek, rahatlatıcı bir faktördür. Hala neden böyle düşündüğünü ve hissettiğini sorgulayarak kendine daha fazla acı çektirmek, sonrasında yaşanacak ilişkilere de bir duvar örmek anlamına gelebilir. Bu çoğu insanın yaşadığı bir problemdir ve kişinin problem olduğu anlamını taşımaz. Böyle ilişkilere çekilmenin bilimsel sebebi anlaşıldığında çözmenin de daha kolay olduğunun farkındalığıyla ilerlemek, sağlıklı ilişkilere doğru giden ilk adım olarak değerlendirilebilir.

Öncelikle bu toksik ilişkinin kişinin hayatına neden girdiğini fark etmek, bunun bilincinde olmak, gerçeklik perdesini aralayan ilk hamledir. Kişinin çocukluğunda öğrendiği sevgi tanımı, ailesinin sunduğu sevgi paketi içinde şekillenmiştir. Kişi, çocukluğunda sevgiyi peşinden koşulacak, ulaşılması zor ve alınamayacak ya da kaos içeren şekilde kodlamışsa, yetişkinlikte de kendini bu tarz ilişkilerde bulması oldukça normaldir.

Beyin, insanın ne kadar acı çektiğini umursama eğilimine sahip değildir. Bilinçaltının görevi, insanı ayakta tutmaktır ve yaptığı şey tanıdık olanı seçmektir. Kişi sevgiyi ailesinden kaosla, huzursuzlukla, değersizlikle bağdaştırmışsa, ilişki kurarken bu durumu “güvenli” olarak kodlar ve bu tarz ilişkilere çekilmek kaçınılmaz hale gelir.

Bunu çözmeye, öncelikle bunu anlayarak başlanması en sağlıklı yoldur. Kişi bunu eski sisteminin, yani aslında arınmak istediği kalıbın koruma biçimi olduğunu fark ettiğinde, bu yolda gerçek bir çözüme ulaşmaya adım atabilir. Her toksik ilişkisini özleyenin, o ilişkiye dönmek istediği anlamına da gelmez. Öncelikle bunun ayrımının yapılması gerekir. Bu kişi eski sistemine ait diye etiketleme yaptığında bile; beyinde ve dolayısıyla zihinde yeni inanç yolları ve sinir patikaları oluşmaya başlar.”

Çözüm aşamasında, kişi kendine çok sağlıklı fakat otoriter bir ebeveyn gibi davrandığında, aslında durumun o kadar korkunç olmadığı görülebilir. Bilinçli ve sağlıklı düşünen bir ebeveyn, çocuğuna her şekerleme istediğinde bu isteğine yanıt vermez. Sorumlu ebeveynlik bunu gerektirir. Çocuğun iyiliğini düşünmek bu anlama gelir. Çocuk şekerlemenin ona zarar verdiğini fark etmese de sorumlu ebeveyn bu farkındalıkla hareket eder.

Toksik ilişkiye dönmek yeniden istenebilir, bunun sebebi de beynin bunu güvenli sanmasıdır. Bu da aslında bir süreçtir. Burada yapılması gereken, kişinin kendine sorumlu bir ebeveyn gibi davranmasıdır. Bu da “hayır” demekten geçer. Bu süreçte bu ilişki biçimine hayır diyerek, sağlıklı olanı seçmek öğrenilebilir. Toksik ilişkiye her “hayır” denildiğinde, kendi değerine “evet” dendiği de bu süreçte hissedilir. Aynı zamanda gelecekteki sağlıklı ilişkiye de “evet” demenin yolu budur.

Toksik Özlemin Gizemi
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!