Toplumsal yapımızın temel direği olan aile, günümüzde şiddetli bir fırtınanın merkezinde bulunuyor. İletişim boşlukları, ekonomik stres ve aşırı bireyciliğin yükselişi, boşanma oranlarını dramatik bir şekilde tırmandırıyor. Bu toplumsal erozyonun pençesindeki çiftler, son bir umutla bir kurtarıcı el arıyor: Aile Danışmanlığı.
Ancak ne yazık ki, bu hayati hizmetin kalitesi, son yıllarda hızla düşen bir standarda mahkûm edilmiş durumda. Piyasayı saran, üç-dört ay gibi kısa sürelerde edinilen yetersiz ticari sertifikalar, umut kapısı olması gereken danışmanlık odasını, ailenin çekirdek yapısına kalıcı hasar veren bir yıkım merkezine dönüştürüyor.
Analizimizin temel dayanağını şu fikir oluşturmaktadır: Bir ailenin geleceği ve on yıllardır birikmiş sorunları, uygulamadan, etik denetimden ve klinik derinlikten yoksun, hızlı kurslarla alınan bir kağıt parçasına emanet edilemez.
I. Kısa Eğitim: Derinliksizliğin Anatomisi
Aile danışmanlığı, yüzeysel bir sohbet sanatı değil, derinlemesine bilimsel bir alandır. Başarılı bir aile terapisti; sistem teorilerini, psikopatolojiyi ve kuşaklararası travma aktarım mekanizmalarını derinlemesine kavramak zorundadır.
1. Kapsamlı Psikopatoloji Eksikliği: Üç-dört aylık kurslar, bir uzmanın sahip olması gereken kapsamlı psikopatoloji bilgisine erişimi olanaksız kılar. Danışman, depresyon, Sınırda Kişilik Örgütlenmesi (Borderline) veya narsisizm gibi bireysel sorunların aile dinamiği üzerindeki karmaşık etkileşimini tam olarak saptayamadığı zaman, hatalı teşhis ve dolayısıyla yanlış müdahale kaçınılmazdır.
2. Sistemik Körlük ve Kolaycılık: Aile çatışmaları, lineer (doğrusal) değil, döngüsel etkileşimlerdir (Sistemik Görüş). Kısa eğitimler, bu döngüsel yapıyı es geçer ve suçu tek bir bireye yükleme kolaycılığına kaçar. Bu durum, sorunu çözmek yerine, aile içinde zaten var olan kutuplaşmayı ve günah keçisi arama eğilimini güçlendirir. Bu derinliksiz müdahale, ailenin hassas dengesini yeniden kurmak yerine, mevcut kaosu hızlandırarak yuvanın dağılmasını tetikler.
II. Etik Çöküş: Yuva Yıkan Hükümler
Yetersiz danışmanlar, bilimsel bilginin eksikliğini ve klinik tecrübesizliğini, etik sınırları aşan uygulamalarla telafi etmeye çalışır. Bu etik sapmalar, yuvanın dağılmasına giden en kritik adımlardır.
1. Taraflı Yargılama ve Güven Kaybı: Bir uzman, mesleki olarak duygusal açıdan tarafsız kalmakla yükümlüdür. Ancak yetersiz danışman, kendi kişisel yargılarını veya duygusal tepkilerini kontrol edemeyerek, bir eşi haklı, diğerini ise “suçlu” ilan etme pervasızlığına düşer. Bu eylem, danışmanlık odasını bir çözüm alanı olmaktan çıkarıp, güvenilmez bir yargılama mekanına dönüştürür. Çiftler, yardım alma umuduyla geldikleri yerden, yaralı ve hasarlı bir güvenle ayrılırlar.
2. Kolaycı Boşanma Tavsiyesi: Bir ailenin yıllarını, çocuklarını ve ortak değerlerini barındıran yuvayı onarmak, disiplinli ve zorlu bir süreçtir. Kısa kurslarla bu zorluğa hazırlanamayan danışmanlar, çatışma karşısında çaresiz kalıp, en ufak bir zorlukta boşanmayı kolay bir kaçış yolu olarak sunabilir. Gerçek bir uzman, boşanmayı ancak tüm yollar denendikten sonra, en son çare olarak önerir. Oysa yetersiz sertifikalı kişiler, bu etik yükümlülüğü hiçe sayarak, ailenin kutsal değerlerini ve çocukların psikolojik sağlığını riske atar. Bu yıkıcı tavsiye, yuvanın kurtarılma potansiyelini yok ederek, doğrudan dağıtıma hizmet eder.
III. Terapiden Gelen Kalıcı Hasar: İyatrojenez
Yanlış danışmanlık, sadece mevcut çatışmayı çözememekle kalmaz; aile üyelerine yeni bir travma katmanı ekler. Bu duruma, literatürde Terapötik İyatrojenez denir.
Profesyonel Yardıma Güven Kaybı: Yıkıcı veya taraflı tavsiyeler alan bireyler, gelecekteki sorunları için dahi profesyonel bir uzmandan yardım almaktan çekinirler. Pope ve Vasquez’in (2016) etik literatürde vurguladığı gibi, bu durum, bireyin sorunlarıyla yalnız ve çaresiz kalmasına neden olur.
Çocukların Bağlanma Biçimlerine Darbe: Yanlış danışmanlık sonrası ebeveynlerin daha da kutuplaşarak eve dönmesi, çocukların sağlıklı ve güvenli bağlanma stilleri geliştirmesini engeller. Amato ve Keith’in (1991) araştırmaları, bu ailevi istikrarsızlığın, çocukların ilerideki romantik ilişkilerinde sürekli tekrar eden güvensizlik ve çatışma kalıplarını benimsemelerine zemin hazırladığını gösteriyor.
Kısacası, üç-dört aylık bir sertifika ile donatılmış bir danışmanın hatası, sadece bugünü değil, bir sonraki neslin ilişki kurma kapasitesini de tahrip etmektedir.
IV. Çözüm: Yüksek Standartları Geri Getirmek
Bu yıkımı durdurmak ve aile kurumunu korumak için, mesleki standartlar radikal bir şekilde yükseltilmelidir:
Zorunlu Yüksek Lisans: Aile Danışmanlığı, acilen ticari kursların elinden alınmalı ve ilgili lisans alanları üzerine inşa edilmiş, yoğun uygulamalı ve etik odaklı, kapsamlı Yüksek Lisans programı zorunluluğu getirilmelidir.
Klinik Süpervizyon Şartı: Danışman adayları, uluslararası standartlara uygun olarak, deneyimli bir gözetmen (süpervizör) eşliğinde, minimum 300-500 saat denetimli klinik pratik yapmalıdır. Teorik bilginin güvenilir bir beceriye dönüşmesi bu zorunlulukla mümkündür.
Ulusal Yeterlilik Sınavı: Meslek icra edilmeden önce, teorik ve uygulamalı yetkinliği ölçecek ulusal düzeyde bir yeterlilik sınavı zorunlu hale getirilmelidir.
Yuvalarımız, toplumumuzun en değerli varlığıdır. Bu kadar hayati bir kurumun geleceği, ticari kazanç hırsıyla hazırlanmış, yetersiz sertifika programlarına kurban edilemez. Aksi takdirde, yuvayı kurtarmak bahanesiyle dağıtan bir mekanizmanın parçası haline geliriz. Bu, toplumsal vicdanımızda derin bir yara açan, geri dönülmez bir vebaldir.
FATMA YILDIZ