Gül Akpınar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Göz Göre Göre Silinenler

Göz Göre Göre Silinenler

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir Halkın ve Vicdanın Sessiz Çığlığı: Doğu Türkistan

Televizyon karşısında otururken içimde biriken öfkeyi hissettim. Kadınlar Günü yaklaşıyor, ama konuşmalar başka yerlerdeki acılara odaklanıyor. Suriye’deki, Afganistan’daki, Afrika’daki insanlar anlatılıyor; kayıpları, korkuları, gözyaşları. Her biri için uzun uzun konuşuluyor, empatiyle dile getiriliyor. Ama Doğu Türkistan hâlâ görünmez; sanki oradaki kadınlar kadın değil, anneler anne değil, çocuklar çocuk değil… Oradaki kadınların, annelerin, çocukların hayatları göz göre göre silinirken, bir halkın yokluğu siyasi hesaplar uğruna görünmez kılınabiliyor. Sanki orada yaşanan hiçbir acı, hiçbir çığlık değer taşımıyor. Bu sessizlik, içimde hem derin bir hüzün hem de keskin bir öfke bırakıyor.

Bunu anlamıyorum. Aklım almıyor. Bir insanın acısı coğrafyaya, dine, etnik kökene göre mi değer kazanıyor? Oradaki insanların hangi inanca sahip olduklarının, hangi kökten geldiklerinin hiçbir önemi yok. Sonuçta hepsi insan. Hepsi anne, baba, çocuk… ve hepsinin hayatı değerli. Ama dünya bunu hatırlamıyor, duyurmuyor, umursamıyor.

Ve şimdi, Müslümanların en kutsal ayı olan bu Ramazan’da, gelecek Ramazan Bayramı’nı tuttukları oruçla, kıldıkları namazla kutlamaya hazırlanan insanların vicdanlarını sorgulamak, ruhumu dipsiz bir kuyunun kenarına itmekten başka bir şey yapmıyor. İnsanlığın bu kadar kör, bu kadar seçici ve bu kadar sessiz olması… öfke ve çaresizlik arasında sıkışmış kalbimi parçalıyor.

Oradaki kadınların ve çocukların çektiği acılar, kayıplar, korkular… hepsi sessiz çığlıklar olarak kalıyor. Bir bakıyorsun dünya, büyük bir gösteriyle başka yerlerdeki acılara ağlıyor ama burada, Doğu Türkistan’da, ölümler, işkenceler, yitip giden hayatlar… neredeyse yok sayılıyor. Ve insan soruyor: Vicdan bu kadar mı seçici, bu kadar mı kör? İnsanlık bu kadar mı çıkar odaklı?

Eğer içimdeki öfke elle tutulabilseydi, keskin bir bıçak gibi her yalanı, her iki yüzlü sözleri, her görmezden gelmeyi parçalardı. Ve o zaman belki dünya, oradaki hayatların da değerli olduğunu fark ederdi. Ama sessizlik hâlâ devam ediyor; diplomatik denge, siyasi hesaplar, çıkarlar… milyonlarca insanın çığlığına tercih ediliyor.

Belki benim sesim hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Ama vicdanımın susmasına izin vermeyeceğim. Bu sessizlik, bu görmezden gelme hali… insanın ruhunu parçalıyor ama ben sessiz kalamam. Bir gün herkes susarsa, o zaman gerçekten kimse kalmayacak o çocukların adını anacak. Ve unutulmamalı ki, dinleri ve etnik kökenleri ne olursa olsun, sonuçta hepsi insan. Hepsi anne, baba, kardeş ve en nihayetinde çocuk. Ve hepsi yaşama hakkına sahip senin gibi benim gibi.

Sessizlik, en ağır suç ortaklığıdır.

Göz Göre Göre Silinenler
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!