Bir süredir etrafıma baktığımda aynı hissi yaşıyorum.
Adına ne derseniz deyin: yorgunluk, tiksinti, yabancılaşma…
Ama en doğru kelime galiba şu: çürüme.
Dinlenen şarkılarda hissediliyor bu.
Üç kelime, bol tekrar, biraz kaba cesaret.
Mesele yeteneksizlik değil; mesele seçilim.
Duygu değil, algoritma kazanıyor.
Derinlik yavaş olduğu için eleniyor, yüzeysellik hızlı olduğu için ödüllendiriliyor.
Elbette istisnalar var.
Ama sistem, istisnaları büyütmek için değil, ezmek için çalışıyor.
Hizmetler pahalı ama kalitesiz.
Çünkü kimse işini iyi yapmak zorunda değil.
İşini iyi yapan değil, doğru kişiyi tanıyan ayakta kalıyor.
Liyakat bir ölçüt olmaktan çıktı; romantik bir beklentiye dönüştü.
Bu düzen tembelliği değil, umutsuzluğu üretiyor.
Ve umutsuz insan üretmez;
taklit eder, susar, uyum sağlar.
Her şey fazlasıyla yapay.
Yüzler, bedenler, ilişkiler, başarı hikayeleri…
Gerçek olan yavaş, kırılgan ve zahmetli.
Yapay olan parlak, filtreli ve kolay.
Toplum, düşünmek zorunda kalmadığı şeyi tercih ediyor.
Güzellik algısı bunun en görünür vitrini.
Doğallık risk, yaş almak kusur, farklılık cesaret işi.
Herkes birbirine benzemeye çalışıyor çünkü farklı olmak bedel istiyor.
Bu bir estetik meselesi değil; bu bir uyum meselesi.
Ve belki de en yıkıcı alan: çalışma hayatı.
Tanıdığın yoksa, yeteneğin seni korumuyor.
Çabalıyorsan ama karşılık bulamıyorsan, sorun sende sanılıyor.
Oysa sorun bireylerde değil, yapının kendisinde.
Bu çürüme bir anda olmadı.
Hız kültürüyle, güvencesizlikle, görünürlük takıntısıyla yavaş yavaş normalleştirildi.
Kimse zorla aptallaştırılmadı.
Sadece düşünmek pahalı, yüzeysellik ucuz hale getirildi.
Benim için bu düzenin en yorucu tarafı anlamsızlık.
Ne yaptığının, neden yaptığının ve karşılığının sürekli belirsiz olması.
Ama asıl tehlike şu:
Bu duruma alışmak.
Çünkü bir toplum çürüdüğünü fark edip susuyorsa,
sorun artık sistemde değil, kabulleniştedir.
Bu yazı bir şikayet değil.
Bir uyarı.
Çünkü çürüme sessiz ilerler.
Ve bir gün dönüp baktığınızda,
kokuya alıştığınızı fark edersiniz.
İşte o gün,
çürüme tamamlanmıştır.