1. Haberler
  2. ÜNLÜ YAZARLAR
  3. PAÇA ÇORBASI MEĞER İŞE YARAMAZMIŞ

PAÇA ÇORBASI MEĞER İŞE YARAMAZMIŞ

Yeni Birlik Gazetesi'nde yazılan 'PAÇA ÇORBASI MEĞER İŞE YARAMAZMIŞ' köşe yazısını aşağı kısımdan okuyabilirsiniz. Yoo, siyasi gönderme, oradan alıp buraya sallama falan yok. Düpedüz paça çorbası yazısı. Meğer kemikleri iyi geleceği düşünülen paça çorbası bir işe yaramazmış. Üstelik karaciğere ve böbreklere de zarar verirmiş. Bin yıldır doğru bildiğimiz meğer yanlışmış.  Gençlik zamanımda bir otomobilin altında kalıp 6 ay yatmıştım. Parçalanmış diz kapağı, çatlamış kalça kemikleri falan. 6 ay fizik tedavi. Annem sağ olsun her gün, ama her gün paça çorbası içirmişti. Sonra da ben iyileşince bunu ailecek paça çorbasının hikmetine saymıştık. Ancak ortaya çıktı ki, öyle bir hikmeti yokmuş. Türk bilim adamları oturmuş, araştırmış. Meğer paça çorbasının içinde bulunan kolajen iri taneliymiş. Yani bağırsaklar tarafından emilemiyormuş. O yüzden de bir işe yaramıyormuş. Bağırsaklar tarafından emilemeyen kolajen de ne yapsın vücut dışına olan yolculuğu sırasında doğal olarak böbreklere uğrayınca, böbreklere ciddi bir yük oluşturuyormuş. Yani anlayacağınız fayda yerine zarar verebiliyormuş. Peki paça çorbası işe yaramıyorsa ne işe yararmış dersiniz? İşte o ilginç. Meğer Morina balığının derisinde bulunan bir madde çok işe yarıyormuş. Buradaki sorun bizim denizlerimizde Morina balığı yok. Okyanusta çıkıyor bol bol. O da okyanusun her yerinden değil kuzey, yani soğuk tarafında. "Yani zaten balık tüketmeyen bir milletiz, Morina'yı nereden bulacağız?" derseniz, benim de buna verecek cevabım yok.  70 yaşında 2 bin yıl yaşayacak ağaç dikmek Şimdi 96 yaşında olan Hayrettin Karaca ile bundan 25-26 yıl önce röportaj yapmıştım. Yalova'daki arboretumunda. Bana gezdirmiş, anlatmıştı. Gözleri nasıl gururla parlıyordu, hala aklımda. Sonra bir ağaca sarılıp, elleriyle okşayarak anlatmıştı: "Bu ağacı ben diktim. 2 bin yıl yaşayacak" diye. O zaman belli ki gençliğin de etkisiyle bu söze pek de bir önem vermemiştim. Hatta abartılmış bir sevgi diye düşünmüş bile olabilirim. Dün Hayrettin Karaca ile yapılmış bir röportaj okudum. İşte o an geldi aklıma. Aradan geçen zamanda, ben de Toprak Dede'nin o ağacı ektiği yaşa yaklaştığımı fark ettim. Ve o zamanlar ne kadar aptal olduğumu.     Yazarın Son Yazıları DİP DALGA Pazartesi 11 Haziran 2018 00:00 KİFAYETSİZ MUHTERİS Cuma 08 Haziran 2018 02:20 YPG MEĞER DANIŞMANLIK VERİYORMUŞ Perşembe 07 Haziran 2018 02:20 AZİZ YILDIRIM OLMAK Çarşamba 06 Haziran 2018 02:25 FENERBAHÇE SEÇİMİ SİYASİ GÖSTERGE Mİ? Salı 05 Haziran 2018 02:20 Yazarın En Çok Okunan Yazıları ROMANTİZME ZORLANAN 'ZAVALLI' ERKEKLER Çarşamba 15 Şubat 2017 03:00 ALMAN CEPHESİNDE "GARİP" BİR ŞEYLER VAR Salı 21 Mart 2017 03:00 İLAÇ YERİNE AĞAÇ KABUĞU ÇİĞNEMEYİN Cuma 03 Mart 2017 03:00 DİP DALGA Pazartesi 11 Haziran 2018 00:00 ​YURT DIŞINA KAÇMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER Cuma 11 Ağustos 2017 02:00 ​WİLLİAM CHURCHİLL Cuma 13 Ekim 2017 02:30

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gençlik zamanımda bir otomobilin altında kalıp 6 ay yatmıştım. Parçalanmış diz kapağı, çatlamış kalça kemikleri falan. 6 ay fizik tedavi. Annem sağ olsun her gün, ama her gün paça çorbası içirmişti. Sonra da ben iyileşince bunu ailecek paça çorbasının hikmetine saymıştık. Ancak ortaya çıktı ki, öyle bir hikmeti yokmuş.

Türk bilim adamları oturmuş, araştırmış. Meğer paça çorbasının içinde bulunan kolajen iri taneliymiş. Yani bağırsaklar tarafından emilemiyormuş. O yüzden de bir işe yaramıyormuş. Bağırsaklar tarafından emilemeyen kolajen de ne yapsın vücut dışına olan yolculuğu sırasında doğal olarak böbreklere uğrayınca, böbreklere ciddi bir yük oluşturuyormuş. Yani anlayacağınız fayda yerine zarar verebiliyormuş.

Peki paça çorbası işe yaramıyorsa ne işe yararmış dersiniz? İşte o ilginç. Meğer Morina balığının derisinde bulunan bir madde çok işe yarıyormuş. Buradaki sorun bizim denizlerimizde Morina balığı yok. Okyanusta çıkıyor bol bol. O da okyanusun her yerinden değil kuzey, yani soğuk tarafında. “Yani zaten balık tüketmeyen bir milletiz, Morina’yı nereden bulacağız?” derseniz, benim de buna verecek cevabım yok. 

70 yaşında 2 bin yıl yaşayacak ağaç dikmek

Şimdi 96 yaşında olan Hayrettin Karaca ile bundan 25-26 yıl önce röportaj yapmıştım. Yalova’daki arboretumunda. Bana gezdirmiş, anlatmıştı. Gözleri nasıl gururla parlıyordu, hala aklımda. Sonra bir ağaca sarılıp, elleriyle okşayarak anlatmıştı: “Bu ağacı ben diktim. 2 bin yıl yaşayacak” diye. O zaman belli ki gençliğin de etkisiyle bu söze pek de bir önem vermemiştim. Hatta abartılmış bir sevgi diye düşünmüş bile olabilirim. Dün Hayrettin Karaca ile yapılmış bir röportaj okudum. İşte o an geldi aklıma. Aradan geçen zamanda, ben de Toprak Dede’nin o ağacı ektiği yaşa yaklaştığımı fark ettim. Ve o zamanlar ne kadar aptal olduğumu.

 

 

Alican DEĞER 04 Haz 2018

Bu köşe yazısı Türkiye’nin en genç gazetelerinden Yeni Birlik’te yazılmıştır. Eğer köşe yazarının yazısıyla ilgili düşüncelerinizi paylaşmak istiyorsanız aşağıdaki yorum kısmından yazabilirsiniz.

0
kat_l_yorum_1
Katılıyorum +1
0
hatal_d_n_yorsun
Hatalı Düşünüyorsun
0
bilgi_in_te_ekk_r
Bilgi İçin Teşekkür
0
_a_rd_m
Şaşırdım
0
kat_lm_yorum_-1
Katılmıyorum -1
PAÇA ÇORBASI MEĞER İŞE YARAMAZMIŞ
+ - 0

Türkiye Aktüel Haber Bültenine Ücretsiz Abone Olabilirsin

Yeni eklenen makalelerimizden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini şimdi başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!