Berdel Çelik Tokay
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Dijital Çağda Odaklanmak: Zihinsel Esneklik

Dijital Çağda Odaklanmak: Zihinsel Esneklik

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bilginin erişilebilirliği hiç bu denli kolay olmamıştı; ancak zihinlerimiz de hiç bu kadar dağınık olmamıştı. Bir taraftan devamlı olarak kulağımızda çınlayan bildirim sesleri, kaydırdığımız ekranlar ve sürekli akan görseller… Diğer taraftan artık hiçbir şeye net olarak yoğunlaşamayan bilinçlerimiz. Dijital çağ, insanların dikkatlerini artık görünür biçimde dağıtan bir hale geldi.

Önceden herhangi bir şeye odaklanmak, sadece bir çalışma disipliniydi; şimdi ise bir zihinsel direniş biçimi. Zihin, bu devamlı uyaran rüzgarı içinde kendi sakinliğini korumaya çaba gösteriyor. Fakat bu rüzgar o kadar yoğun ki, çoğu insan artık kendi fikirlerinin sesini dahi duyamıyor.

Odaklanmak bu sebeple sadece bilişsel bir beceri değil, zihinsel esnekliğin, psikolojik dayanıklılığın ve kendini yeniden toparlama gücünün bir göstergesidir.

İnsan zihni, evrimsel olarak sınırlı sayıda uyarana yanıt verecek bir biçimde şekillendi. Fakat modern çağ, bu kapasiteyi devamlı olarak aşındırıyor. Dakikalar içinde yüzlerce mesaj ve bildirimlerle boğuluyoruz. Beynimiz bu akışta önemli olanı filtrelemeye çalışırken devamlı yeniden ayarlanıyor. Karar verme ve dikkat merkezimiz aşırı mesai yapmakla birlikte bu her yeni uyaranda dopamin sistemini tetikliyor. Ve bu da bizde haz duygusunu ortaya çıkarıyor. Uzun vade de dikkatimizden sıyrılıp anlık tatminlere yönelmemize yol açıyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, çoklu görev davranışının aslında üretkenliği azalttığını, dikkatin kapasitesini aşındırdığını gösteriyor. Beyin birden fazla şeyi aynı anda yapamıyor. Saniyede ard arda geçişler yaparak her defasında enerjisini tüketiyor. Bu yüzden insanlar gün sonunda ‘çok yoğun çalıştım’ duygusuna kapılıyor. Gerçekte ise hiçbir şeye tam olarak odağını vermemiş oluyor.

Devamlı çevrimiçi olmak, fark etmeden bir zihinsel yük oluşturur. Dijital yorgunluk kavramı tam olarak budur. Zihin sürekli gelen uyaranlara maruz kaldığında savunma mekanizması geliştirmeye başlar. Bazı bilgilere red verir, bazılarını yüzeysel kabul eder. Nitekim farkındalık gittikçe azalır, stres hormonu artar ve duygusal denge bozulmuş olur. Bu denge bozukluğu sadece bilişsel değil bir tükeniş biçimine evrilir. Dikkatin bu denli dağılması içsel bütünlüğü de bozar. İnsanlar aynı anda birçok şeye yönelmek ister. Ama hiçbir yerde de bulunmak istemez. Sosyal medyada yapılan paylaşımları beğenip geçme alışkanlığı birçok şeyi tüketir. Algıda seçiciliği ve bahsettiğimiz filtreleme olayını ortadan kaldırır. Bu husus çağımızın görünmeyen depresyonudur. Sosyal medyanın bu kaydırmalı kısa videolarının bizdeki dejenere sonuçları acımasızdır. Üretken olmayan, tatminsiz, meşgul ve huzursuz insan profilleri.

Dijital çağda odaklanmak, zihinsel esnekliğin profesyonel yönetimidir. Bu esneklik insanların değişen koşullara uyum sağlama ve dikkati gerektiğinde yönlendirme becerisidir. Psikolojide bu süreç ‘bilişsel yeniden çerçeveleme’ olarak tanımlanır: zihnin dikkatini dağıtacak unsurlarla mücadele etmek yerine onları işlevsel hale dönüştürme yeteneği. Bu yaklaşımın en kayda değer yöntemlerinden biri de bilinçli farkındalık (mindfulness) uygulamalarıdır. Dikkat otomatik tepkilerden kurtulur, anda kalır ve mental enerji korunur. Yapılan araştırmalar bilinçli farkındalık çalışmalarının beyinde dikkat ve odak problemlerini giderebileceğini, stres hormonlarını azalttığını, odaklanma süresini arttırdığını, duygusal farkındalığı beslediğini ortaya koymuştur.

Odaklanmak sadece bir işlev değil aynı zamanda neler yaptığımızı ve bizi yansıtan bir bilinç halidir. Beynimiz yöneldiğimiz herhangi bir şeyi algılamaya çalışırken dış uyarıcılara maruz kalır. Ve benlik merkezimiz dışa taşmak durumunda kalır. Biz başkalarının neler yaptığına devamlı odaklanırsak kendi iç sesimizi kaybederiz. Odaklanmayı reddeder hale geldiğimizde kaçmaya başlamışızdır. Dolayısıyla zihnimiz herhangi bir sıkıntı ile karşılaştığında dış dünyaya sığınır. Sosyal medya ise bu kaçışın en çok tercih edilen yeridir. Kendi sesini unutan kişiler, başkalarının gürültüsünde kaybolmaya başlamıştır bile. Bu yüzden odaklanmak, yalnızca bilişsel bir yetenek değil, var olmaya çalışan eylem bütünüdür. Kendi sesini unutmamak demektir.

Peki odaklanmayı güçlendirmek için yapabileceğimiz birkaç taktik üzerine konuşalım. Bir anda sadece önümüzdeki işe odaklanmak. Bildirimleri sessize almak, belirli saatlerde sosyal medya ile meşgul olmak. Gün içinde kendi iç sesimizi dinlemeye yönelik anlar yaratmak. Yeterli ve düzenli uyku alışkanlığı geliştirmek. Bu saydıklarım biyolojik ritmimizi korur ve odaklanma yeteneğini geliştirir. Odaklanmak çalışan bir kas gibidir, çalıştıkça güçlenir ve doğrudan farkındalığı besler.

Sonuç olarak, zihnimizi neyin biçimlendirdiğini fark ettiğimizde, sessizlik artık bir kaçış değil, yeniden doğuştur. İnsanın odaklanması bir direniş, kendini anlaması değişimdir. 

Dijital Çağda Odaklanmak: Zihinsel Esneklik
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!