Gül Akpınar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Umutsuzluğun İçindeki Çiçekler

Umutsuzluğun İçindeki Çiçekler

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zaman burada farklı akıyordu. O odada saat yoktu, pencere yoktu; sadece nefesim vardı ve nefesimin duvarlarda titreyen yankısı. Sessizlik var ama sessizlik boş değil; kendi içinde bir gürültü, bir hareket, bir ağırlık taşıyor. Gölgem köşede uzuyor ve kısalıyor, sanki kendi içinde bir bilinmezlik taşıyor. Toz zerrecikleri ışıkta dans ediyor; farkında olmadan izliyorum onları. Her biri, küçük bir evren, kendi zamanında büyüyen bir yaşam.

Kendi iç sesim o kadar çok katmanlı ki, hangisine odaklanacağımı bilmiyorum. Korkularım var, kaygılarım var, geçmişin kırıkları var, geleceğin belirsizliği var. Ve hepsi sessizce birbirine karışıyor; hepsi bir arada, birbirine değiyor, ama hiçbirini tek başına tutamıyorum. O karmaşa içinde bir noktada donup kalıyorum; hiçbir şey hissetmediğimi sanıyorum. Ama sessizlik bana gösteriyor ki, hissetmemek de bir tür his. Hiçlik, varlığın en yoğun hali.

Bir filiz belirdi fark etmeden. Minicik, kırılgan, neredeyse gözle görülmezdi. Umutsuzluğun karanlığında çatlamayı bekleyen bir tohumdu bu; toprağın derinliklerinden sessizce sıyrılıp gün yüzüne çıkmıştı. Ellerimle dokunabilirdim belki; kelimelerimle sulayabilirdim. Ama bir yandan biliyordum ki, dünya bu kadar karmaşayla doluyken, tek bir el ne kadar fark yaratabilirdi? Ve yine de dokundum. Yavaşça, dikkatle. Çünkü bir çiçeğin açması, bazen tek bir nefes kadar kırılgan, bazen bir yıldız kadar güçlüydü. Zamanın akışı burada başka türlü; saniyeler nefes kadar kısa, yıllar bir boşluk kadar uzun. İçimdeki karmaşa bu akışta yüzüyor; ben ise izliyorum, küçük bir kayık gibi sallanıyorum. Sessizliğin ağırlığı bedenimde, zihnimde; ama aynı zamanda özgürlük de var. Hiçbir şeyin dış etkisi yok; sadece ben ve kendi vicdanım, kendi farkındalığım.

Sessizlik bir boşluk değil. Bir alan. Bir alan ki, içinde her şey açılabilir, her duygu, her düşünce filizlenebilir. Kaygılarım kenara çekiliyor, korkularım biraz duruluyor, geçmişin ağırlığı azalıyor. Bu sessizlikte, varlığımın farkında oluyorum; nefesimin, kalbimin, ellerimin. Her bir hareketim bir çiçeğin filizi gibi. Kendi ellerimle, kendi farkındalığımla bir güven alanı kuruyorum; küçük ama gerçek, kırılgan ama mümkün.

Ve işte o an fark ediyorum: umutsuzluk ne kadar ağır olursa olsun, çiçekler hâlâ açabilir. Ellerimle, kelimelerimle, varlığımla… Onları açmaya hazır bekleyen bu çiçekler, aslında benim vicdanımın ve umudumun simgesi. Sessizlik akıp gidiyor, zaman dalgalanıyor, ama ben hâlâ varım. Ve belki de en önemlisi, varlığımın farkında olarak, dünyaya bırakabileceğim en küçük ışığı bırakıyorum.

Umutsuzluğun İçindeki Çiçekler
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!