Bir zamanlar insanlar kalpleriyle konuşur, gözleriyle dua ederdi. Bugünse parmaklarımız dua eder gibi ekrana dokunuyor. Neyi sevdiğimizi, neye inandığımızı, kime yardım ettiğimizi, nasıl ibadet ettiğimizi tüm dünyaya göstermek bir “zorunlulukmuş” gibi. Bir çağdayız artık: Görünmeyen şeyin değersiz sayıldığı bir çağ.
Peki, Melami bu çağda nasıl yaşar?
Melamilik, gösterişten uzak durmayı esas alan tasavvufi bir yoldur. Bir Melami, yaptığı iyiliği duyurmaz. Gösterişli bir kıyafet, makam, hatta çoğu zaman manevi halini bile başkasıyla paylaşmaz. Kalbin görünürlüğüyle değil, gizliliğiyle ölçer kulluğu. Ve işte tam da bu yüzden bir Melami’nin Instagram’ı olmaz. Çünkü Melami, “gören yalnızca O olsun” diye yaşar.
Oysa bugün, bir ihtiyaç sahibine yardım edenin ilk refleksi cebinden telefonunu çıkarıp kayıt tuşuna basmak. Her paylaşım bir “ben” çağrısı:
Ben dua ediyorum.
Ben iyiyim.
Ben yardımseverim.
Ben inançlıyım.
Ama Melamilik “ben”i eritme sanatıdır. Kendinden vazgeçmektir. Ve o yüzden bu gösteri çağında Melamilik, en yüksek düzeyde bir dijital oruç halini alır.
“Sufinin Instagram’ı yoktur” derken kastım sadece literal değil. Bir sufinin kalbi, like aramaz. Bir Melami, özçekim yapmaz çünkü “ben ve Allah” arasında bir hâli başkasının gözüne sokmak istemez. İçte olan, içte kalmalıdır. Çünkü ibadet; pazarlanacak bir kimlik değil, yaşanacak bir mahremiyettir.
Riya, tasavvuf literatüründe en sinsi nefis hastalıklarından biri olarak geçer. Modern dünyada ise riya, artık “özgüvenli bir iletişim biçimi” kılığına girdi. Sosyal medya ile riya, evrim geçirdi:
Eskiden biri görsün diye dua edilirdi,
Şimdi bin kişi beğensin diye paylaşım yapılıyor.
Melamilik bu çağda bir arınma teklifidir. “Görmeden sev, göstermeden ver, bilinmeden yaşa” der. Bugün bu üçlü, dijital çağın tam karşısında duran bir devrimdir. Belki de Melami olmak, bugün sessiz bir başkaldırıdır.
Peki ya biz?
Kaç defa yardım ederken gizli kalmayı seçtik?
Kaç defa iyi bir şey yaptıktan sonra paylaşmamak için mücadele ettik?
Kaç defa, “bunu kimse görmesin, sadece Allah bilsin” diyebildik?
Sufinin Instagram’ı yoktur. Belki bir Facebook’u da yoktur. Ama bir kalbi vardır — ki orası algoritmalarla ölçülmez.
Ve belki de bu çağda gerçek özgürlük, görünmemeyi seçebilmekte saklıdır.
Özden Çetin
Sükûtun sesine kulak vermeye çalışan bir modern Melami