Gökdelenler yükseliyor, yollar genişliyor, şehirler büyüyor. Peki ya insan? Aynı oranda büyüyor mu, yoksa bu devasa yapıların arasında giderek küçülüyor mu?
Modern şehirler verimlilik üzerine kurulu. Hız, erişilebilirlik ve kontrol ön planda. Ama bu düzen çoğu zaman insan ölçeğini gözden kaçırıyor. Yaya olmak zorlaşıyor, durmak lüks hâline geliyor, nefes almak bile planlanmış alanlara sıkıştırılıyor.
Şehir büyüdükçe insanın alanı daralıyor. Fiziksel olarak değil belki ama zihinsel olarak. Gürültü, kalabalık ve sürekli uyarılma hâli; bireyin iç dünyasını bastırıyor. Şehir, insana alan açmak yerine onu sürekli meşgul ediyor.
Akıllı şehir uygulamaları hayatı kolaylaştırırken, bazen insanı edilgenleştiriyor. Her şey önceden hesaplanmış, yönlendirilmiş ve optimize edilmiş. Ama insan yalnızca optimize edilmiş bir varlık değil. Yanılmaya, durmaya, beklemeye de ihtiyacı var.
Belki de asıl mesele şehirlerin büyümesi değil; insanı merkeze alıp almadığı. Çünkü şehirler yalnızca binalardan değil, insanlar arasındaki ilişkilerden oluşur. Eğer bu ilişkiler zayıflıyorsa, şehir ne kadar büyürse büyüsün, insan küçülmeye devam eder.
✒️ Tuba Nazlı
Akıllı Şehir Teknolojileri ve Dijital Toplum Üzerine Çalışan Araştırmacı & Yazar
Şehircilik – Sosyal Bilimler – Yeni Nesil Kent Modelleri