Bugün ne okuyacağımızı, ne izleyeceğimizi, hatta neye sinirleneceğimizi çoğu zaman biz seçmiyoruz. Algoritmalar seçiyor. Sessizce, fark ettirmeden, “senin için” diyerek… Ama gerçekten bizim için mi?
Dijital platformlarda görünür olmak artık yalnızca üretmekle ilgili değil; algoritmaların tercih ettiği biçimde üretmekle ilgili. Kimin sesi daha çok duyuluyor sorusu, kimin daha haklı ya da daha nitelikli olduğu ile değil; kimin daha çok etkileşim yarattığı ile cevaplanıyor. Bu da içeriğin niteliğinden çok, tepkiselliğini ödüllendiren bir düzen yaratıyor.
Bu sistemde sakin olan geri planda kalıyor. Düşünen bastırılıyor. Bağıran, provoke eden, kutuplaştıran öne çıkıyor. Algoritmalar tarafsız gibi görünse de aslında belirli bir davranış biçimini teşvik ediyor: Hızlı tüketilen, çabuk öfkelendiren, kolayca paylaşılabilen içerikler.
Böyle bir ortamda kamusal tartışma da dönüşüyor. Derinlik yerini yüzeyselliğe, diyalog yerini monoloğa bırakıyor. İnsanlar konuşmaktan çok performans sergiliyor. Görünürlük, düşüncenin önüne geçiyor.
Belki de en tehlikeli olan şu: Zamanla bu düzeni normalleştiriyoruz. Görünmeyeni değersiz, az izleneni önemsiz sanıyoruz. Oysa bazen en önemli sözler, algoritmaların sevmediği sessizliklerde saklıdır.
✒️ Tuba Nazlı
Akıllı Şehir Teknolojileri ve Dijital Toplum Üzerine Çalışan Araştırmacı & Yazar
Şehircilik – Sosyal Bilimler – Yeni Nesil Kent Modelleri