Zamanın ruhu değişiyor. Dün sokaklarda yankılanan çocuk sesleri, bugün dijital ekranların sessizliğine hapsolmuş durumda. Her şey hızlandı: haberler, ilişkiler, tüketim, hatta duygular… Ama insanın özü değişmedi. İnsanın kalbi hâlâ aynı kalp; sevinci de aynı, acısı da. İşte bu yüzden bugünün gençlerine söylenecek sözler, aslında asırlardır söylenen hakikatin yeniden hatırlatılmasından ibaret.
Sevgili gençler… Sizler zor bir çağın çocuklarısınız. Seçeneklerin çoğaldığı ama anlamın azaldığı bir dönemde büyüyorsunuz. Herkes konuşuyor ama az insan dinliyor. Herkes gösteriyor ama az insan yaşıyor. Böyle bir çağda ayakta kalmak için sadece bilgi yetmez; sağlam bir karakter, güçlü bir iman ve diri bir vicdan gerekir.
İslam, sadece belli zamanlarda hatırlanan bir kimlik değildir. O, hayatın tamamına yayılan bir duruştur. Sabah kalkışınızdan gece başınızı yastığa koyuşunuza kadar sizi şekillendiren bir rehberdir. Namaz, günün içinde açılan bir mola değil; kalbin yeniden ayarlandığı bir merkezdir. Secde, insanın Allah’a en yakın olduğu an olduğu kadar, dünyaya en uzak olduğu andır da. O yüzden secdelerinizi çoğaltın; çünkü insan, en çok secdede kendini bulur.
Oruç ise sabrın en güzel öğretmenidir. Açlıkla terbiye edilen nefis, hayata karşı daha dirençli olur. Her istediğini elde eden değil, gerektiğinde vazgeçebilen insan güçlüdür. Bugün size sürekli “daha fazlasını iste” diyen bir dünya var. Ama İslam size “kendine hâkim ol” der. İşte gerçek özgürlük tam da burada başlar.
Bugünün en büyük imtihanlarından biri de gözlerdir. Gözünüzü neye alıştırırsanız, kalbiniz de oraya akar. Sosyal medya size sürekli başka hayatlar sunar; daha güzel yüzler, daha zengin yaşamlar, daha “mutlu” görünen insanlar… Ama unutmayın, her görünen gerçek değildir. Başkalarının hayatına bakarak kendi hayatınızı küçültmeyin. Sizin değeriniz, kaç kişinin sizi beğendiğiyle ölçülmez. Allah katındaki değerinizi, ekranlar değil amelleriniz belirler.
Ahlak meselesine gelince… Belki de en çok burada zorlanıyorsunuz. Çünkü çevreniz size “dürüst olursan kaybedersin” diyor. “Kendi çıkarını düşünmezsen ezilirsin” diyor. Ama bilin ki, kısa vadede kayıp gibi görünen dürüstlük, uzun vadede en büyük kazançtır. Yalanla kazanılan her şey, bir gün sahibini utandırır. Ama doğruluk, insanın yüzünü her zaman ak eder.
Anne ve babalarınıza karşı tavrınız, sizin karakterinizin aynasıdır. Onlar her zaman sizi anlayamayabilir, bazen sizi kırabilir de. Ama unutmayın, sizin için uykusuz kalan, sizin için dua eden, sizin için endişelenen insanlardır. Bir gün hayatta en çok arayacağınız şey, onların samimi duası olacak. O yüzden sesinizi değil, saygınızı yükseltin.
Arkadaşlık… Belki de gençliğin en belirleyici alanı. Kiminle yürüdüğünüz, nereye varacağınızı belirler. Sizi günaha çağıran değil, iyiliğe teşvik eden dostlar edinin. Sizi Allah’tan uzaklaştıran değil, O’nu hatırlatan insanlarla vakit geçirin. Çünkü insan, farkında olmadan arkadaşının rengini alır.
Bir de yalnızlık meselesi var… Kalabalıklar içinde yalnız hissediyorsunuz bazen. Herkesin olduğu yerde bile kendinizi eksik hissediyorsunuz. İşte o an bilin ki, bu dünyanın kalabalığı kalbinizi doldurmaz. Kalbi dolduran şey, Allah ile kurulan bağdır. Dua edin. Samimi olun. İçinizden geldiği gibi konuşun. Çünkü Allah, en çok içtenliği sever.
Sevgili gençler… Umutsuzluk size yakışmaz. Bu ülkenin, bu toplumun, hatta bu dünyanın size ihtiyacı var. Siz sadece kendiniz için yaşamıyorsunuz. Sizin doğruluğunuz bir başkasına örnek olacak. Sizin sabrınız bir başkasına güç verecek. Sizin ahlakınız bir başkasına yol gösterecek.
Küçük iyilikleri küçümsemeyin. Birine selam vermek, bir kalbi kırmamak, bir yalanı söylememek… Bunlar basit şeyler gibi görünür ama aslında büyük dönüşümlerin başlangıcıdır. Çünkü iyilik, büyüyen bir tohum gibidir. Bir kalpte yeşerir, sonra başka kalplere yayılır.
Ve unutmayın… Bu dünya geçici. Bugün çok önemli sandığınız şeyler, yarın anlamını yitirecek. Ama yaptığınız iyilikler, gösterdiğiniz sabır, koruduğunuz ahlak sizinle kalacak. Asıl mesele, geriye nasıl bir iz bıraktığınızdır.
Kalbinizi kirletmeyin. Vicdanınızı susturmayın. İnancınızı ertelemeyin.Çünkü insan, en çok kalbini kaybettiğinde kaybolur.
Ve insan, en çok Allah’a yaklaştığında kendini bulur.
Sağlıcakla kalın.