Şaban Bozbal
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN EN KIYMETLİ MİRAS

GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN EN KIYMETLİ MİRAS

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir milleti millet yapan yalnızca üzerinde yaşadığı topraklar değildir. Toprağa vatan olma vasfını kazandıran; o toprak uğruna dökülen alın teri, verilen emek, ödenen bedeller ve nesilden nesile aktarılan ortak değerlerdir. Tarih boyunca nice devletler güçlü ordular kurmuş, büyük şehirler inşa etmiş, ekonomik bakımdan zirveye ulaşmıştır. Ancak millî ve manevi değerlerini kaybetmeye başladıklarında, sahip oldukları bütün maddi güçler de zamanla anlamını yitirmiştir. Çünkü medeniyetlerin gerçek temeli,ahlaktır, karakterdir.

Bugün içinde bulunduğumuz çağ, teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği, bilgiye ulaşmanın saniyeler aldığı bir çağdır. Ancak bütün bu gelişmelere rağmen insanlığın huzur arayışı sona ermemiştir. Aksine, maddi imkânlar arttıkça manevi boşlukların da büyüdüğüne şahit oluyoruz. Bu noktada millî ve manevi değerlerin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Millî değerler; bir milletin tarihini, dilini, kültürünü, örf ve adetlerini, bayrağını, vatan sevgisini ve bağımsızlık ruhunu kapsayan ortak mirastır. Manevi değerler ise inancımızı, ahlak anlayışımızı, vicdanımızı, merhametimizi, adalet duygumuzu ve insanlık sorumluluğumuzu şekillendiren temel ilkelerdir. Bu iki kavram birbirinden ayrı düşünülemez. Çünkü biri milleti ayakta tutarken, diğeri insanı insan yapan özellikleri yaşatır.

Bugün çocuklarımızı yalnızca akademik başarılarla yetiştirmenin yeterli olmadığını artık hepimiz görüyoruz. Yüksek puanlar alan ama dürüstlükten uzaklaşan, meslek sahibi olan ama vicdanını kaybeden bireyler yetiştirmenin topluma faydası olmayacaktır. Gerçek eğitim; bilgiyi ahlakla, başarıyı karakterle, zekâyı merhametle buluşturabilmektir.

Aile, millî ve manevi değerlerin ilk öğretildiği yerdir. Anne ve babanın davranışları, çocukların karakterini şekillendirir. Saygıyı gören çocuk saygılı olur, sevgiyi yaşayan sevgiyi çoğaltır, dürüstlüğü öğrenen yalanı reddeder. Bu nedenle güçlü aile, güçlü toplumun temelidir.

Okullar yalnızca bilgi verilen kurumlar değil, aynı zamanda değerlerin yaşatıldığı eğitim yuvaları olmalıdır. Öğretmenler sadece ders anlatan kişiler değil; davranışlarıyla örnek olan, karakter inşa eden rehberlerdir. Eğitim sistemi; tarihini bilen, kültürüne sahip çıkan, vatanını seven, çalışkan, üretken ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmeyi hedeflemelidir.

Toplumu şekillendiren en önemli unsurlardan biri de medyadır. Basın ve yayın organları sadece haber veren kurumlar değildir; aynı zamanda toplumun düşünce dünyasını etkileyen güçlü araçlardır. Yayınlanan her haber, her program ve her içerik toplumun değer dünyasına katkı sağlayabileceği gibi zarar da verebilir. Bu nedenle medya kuruluşlarının sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.

Millî birlik ve beraberlik, zor zamanlarda en büyük gücümüz olmuştur. Tarihimiz bunun sayısız örneğiyle doludur. Milletimiz, ne zaman ortak değerleri etrafında kenetlenmişse, karşısına çıkan engelleri aşmayı başarmıştır. Birlik ruhu zayıfladığında ise toplumsal huzur da zarar görmüştür. Bu nedenle ayrıştıran değil birleştiren bir dil kullanmak, ortak değerlerimizi güçlendirmek hepimizin görevidir.

Manevi değerler sadece ibadetlerden ibaret değildir. Kul hakkına riayet etmek, emanete sahip çıkmak, adaletli davranmak, ihtiyaç sahibine yardım etmek, yaşlıya hürmet etmek, komşusunu gözetmek ve yetimin başını okşamak da maneviyatın ayrılmaz parçalarıdır. İnanç, güzel ahlakla birleştiğinde hem bireyi hem toplumu yüceltir.

Gençlerimiz, ülkemizin en büyük zenginliğidir. Onlara güvenmeli, sorumluluk vermeli ve köklerini unutmadan geleceğe hazırlamalıyız. Kendi tarihini bilen, kültürünü tanıyan, bilim ve teknolojiyle donanmış, ahlaklı ve üretken bir gençlik; Türkiye’nin yarınlarını daha güçlü inşa edecektir.

Küreselleşen dünyada farklı kültürlerle etkileşim kaçınılmazdır. Ancak başka toplumları tanımak, kendi kimliğimizi kaybetmek anlamına gelmemelidir. Gelişmek ile özünü korumak birbirine zıt değildir. Asıl başarı, çağın gereklerini yerine getirirken millî ve manevi değerlerinden taviz vermeden ilerleyebilmektir.

Bugün hepimize düşen görev; çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirasın mal ve mülk değil, sağlam bir karakter, güçlü bir inanç, vatan sevgisi ve yüksek ahlak olduğunu unutmamaktır. Çünkü servet tükenebilir, makamlar değişebilir, güç el değiştirebilir; fakat değerlerine sahip çıkan milletler varlıklarını asırlar boyunca sürdürebilir.

Sonuç olarak millî ve manevi değerler, geçmişin nostaljik hatıraları değil, geleceğin en sağlam teminatıdır. Bir milletin gerçek zenginliği sahip olduğu doğal kaynaklarda değil; yetiştirdiği ahlaklı insanlarda, koruduğu kültüründe ve yaşattığı ortak değerlerindedir. Bu değerleri yaşatmak yalnızca devlet kurumlarının değil, ailelerin, eğitimcilerin, basının, sivil toplum kuruluşlarının ve her bir vatandaşın ortak sorumluluğudur.

Gelin; ayrılıklarımızı değil ortak değerlerimizi büyütelim. Birbirimizi daha çok dinleyelim, daha çok anlayalım ve daha çok sevelim. Çünkü birlikten kuvvet doğar, ahlaktan güven doğar, maneviyattan huzur doğar. Millî ve manevi değerlerine sahip çıkan bir millet, dün olduğu gibi bugün de yarın da geleceğe güvenle yürümeye devam edecektir.

Sağlıcakla kalın.

GEÇMİŞTEN GELECEĞE UZANAN EN KIYMETLİ MİRAS
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!