Şaban Bozbal
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. DEĞERLERİMİZİ KAYBEDİYORUZ.

DEĞERLERİMİZİ KAYBEDİYORUZ.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Toplumun çöküşü bazen savaşla olmaz.Top sesleri duyulmadan, şehirler yıkılmadan, bayraklar inmeden de bir millet içten içe çözülmeye başlayabilir. Çünkü toplumları ayakta tutan sadece beton binalar, ekonomik rakamlar ya da siyasi güç değildir. Asıl mesele; insanların birbirine duyduğu güven, vicdan, ahlak ve ortak değerlerdir.

Bugün dönüp etrafımıza baktığımızda büyük bir değişim görüyoruz.Ama bu değişim her zaman ilerleme anlamına gelmiyor.

Eskiden insanlar fakirdi belki ama gönülleri zengindi. Bir kapı çalındığında içeriden “Kim o?” değil, “Buyur evladım” sesi yükselirdi. Mahalle kültürü vardı. Komşu açken tok yatmak ayıptı. Büyüklerin yanında ses yükseltilmez, küçüklere kötü örnek olunmazdı. İnsanlar makamıyla değil, karakteriyle ölçülürdü.

Şimdi ise bambaşka bir dönemin içindeyiz.İnsanlar birbirinin yüzüne bakmadan yaşıyor.Aynı evde yaşayan aile bireyleri bile aynı masada telefona gömülüyor.

Kalabalıklar büyüyor ama yalnızlık derinleşiyor.Bilgi artıyor ama hikmet azalıyor.İmkân çoğalıyor ama merhamet eksiliyor.

Toplumun en büyük yarası da burada başlıyor.Çünkü değer kaybı sessiz ilerler.Bir gün ansızın ortaya çıkmaz.

Önce utanma duygusu azalır. Sonra yalan normalleşir. Ardından haksızlık sıradanlaşır. Daha sonra insanlar “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışına teslim olur. Ve en sonunda toplum, kötülüğe alışır.

Bugün kötülüğün en tehlikeli hali; normal görünmesidir. Televizyon ekranlarında ahlak erozyonu eğlence diye sunuluyor.Sosyal medyada saygısızlık cesaret sanılıyor.

Dürüst insanlar saf yerine konulurken, çıkarcı insanlar “uyanık” diye övülüyor.Gençler rol model ararken karşılarına emek değil şöhret, karakter değil gösteriş çıkarılıyor.

Bir millet için bundan daha büyük bir tehdit olabilir mi?Çünkü ahlakını kaybeden toplum, pusulasını kaybeder. Vicdanını kaybeden toplum, adaleti de kaybeder.Adaletin olmadığı yerde ise güven kalmaz.Güvenin olmadığı yerde devlet de toplum da yara alır.

Bugün çocuklarımızın elinden sadece oyuncakları değil; masumiyetleri de kayıp gidiyor.

Aile kavramı zayıflıyor.

Sadakat küçümseniyor.

Fedakârlık aptallık gibi gösteriliyor.

İnsanlar birbirini anlamak yerine birbirini yok etmeye çalışıyor.

Oysa bir medeniyet; teknolojiyle değil, karakterle yükselir.Tarih bunun örnekleriyle doludur. Nice güçlü devletler ordularıyla değil, ahlaki çöküşleriyle yıkıldı. Çünkü içeriden çöken toplumları dışarıdan hiçbir güç kurtaramaz.

Bugün hâlâ elimizde bir fırsat var.Kaybettiğimiz değerleri yeniden hatırlamak zorundayız. Çocuklara sadece başarıyı değil dürüstlüğü öğretmek zorundayız. Gençlere sadece kariyeri değil vicdanı anlatmak zorundayız.

İnsanlara sadece haklarını değil sorumluluklarını da hatırlatmak zorundayız.Çünkü değerler; bir toplumun görünmeyen omurgasıdır. O omurga kırıldığında ayakta kalmak mümkün olmaz.

Belki bugün herkes birbirini suçluyor.Siyaseti, ekonomiyi, sistemi, medyayı…Ama gerçek şu ki; değişim önce insanın içinde başlar.Bir baba evladına dürüstlüğü öğretirse…

Bir öğretmen vicdanı anlatırsa… Bir genç haksızlığa sessiz kalmazsa…Bir toplum yeniden ayağa kalkabilir.

Çünkü değerlerini koruyan milletler kolay yıkılmaz.Bugün ihtiyacımız olan şey; daha fazla öfke değil, daha fazla ahlaktır.

Daha fazla kavga değil, daha fazla vicdandır.Daha fazla gösteriş değil, daha fazla samimiyettir.Ve belki de en çok ihtiyacımız olan şey şudur:

İnsan kalabilmek…

Sağlıcakla kalın.

DEĞERLERİMİZİ KAYBEDİYORUZ.
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!