İlhan EZEL
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KÜLTÜR SANAT
  4. Ayşe’nin Masum İntikamı.

Ayşe’nin Masum İntikamı.

Okul Yıllarından kalma bir hatıra.

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uyuyan Prenses

Bali paşa İlkokulu beşinci sınıf öğrencisi olduğumuz yıllardı. O yıl İki ayrı heyecan içinde yaz tatilini bekliyorduk. Birincisi büyük bir şölenle yapacağımız yıl sonu müsamaremiz, diğeri alacağımız kırmızı kordelalalı diplomamız.

O gün haftanın son günüydü, Cumartesiydi. Okul yarım gündü o zamanlar. Öğretmenimiz, Feriha Hanım ve Başöğretmenimiz Müzeyyen Hanım, müsamere içeriğini hazırlamışlardı. Bu sene çok meşhur bir çocuk masalı olan “Uyuyan Prenses” Sahneye konulacaktı.“Uyuyan Prenses” piyesi için rol dağıtımı yapıyor, bunun için hepimizi tepeden tırnağa uzun, uzun süzüyordu. Başrol doğal olarak sınıfın en güzel kızı olan Armağan’a verildi. Armağan öğretmenimizin sağında, “seçilmişler” noktasına giderken sıra prens rolüne geldi. O da sınıfın en yakışıklı çocuğu olan Ali’nin payıydı. O rol de ona verildi.

Başroller tamamdı, figüranlar da seçildi ve piyesin metni okundu, herkes rolüne ait olan sayfayı alarak ezberlemek üzere yerine oturdu.

Bir an sınıfın sessizliği Ayşe arkadaşımızın hıçkırıkları ile bozuldu. Ayşe öğretmenimizden izin isteyerek dışarı çıktı.

Öğretmenimiz, “Ne oldu? Ayşe neden ağlıyor çocuklar. İçinizde sebebini bilen var mı? “diye sordu. Hiç kimseden tık çıkmadı. Armağanla Ali piyesin metni hakkında konuşuyor, diğer arkadaşlarda sus, pus oturuyordu. Hiç kimse Ayşe’ nine neden ağladığını bilmiyor ve susuyorlardı.

Ama ben biliyordum. Ayşe özürlü bir arkadaşımızdı. Doğarken bir kazaya uğramış, boynunun sol tarafında Tortokolis denilen bir hasar oluşmuştu. Bu nedenle boynu daima sola doğru eğik duruyordu. Okulda onunla “Eğri boyun, eğri boyun” diyerek alay edenler bile vardı.

Ayşe buna çok üzülüyor, bu sebeple de kimseyle arkadaşlık yapmıyordu, ama bizim aramız iyiydi. Bana her derdini anlatırdı. Tabii ki ben de ona anlatırdım. İşte bu yüzden onun neden ağladığını bir tek ben biliyordum.

Biraz sonra Ayşe sınıfa geri döndü ve öğretmenimizden özür dileyerek sırasına oturdu. “Sen biliyorsun neden ağladığımı” der gibi bana baktı ve başını öne eğdi. Zil çalana kadar öylece kaldı. Hiç kimse de ona neden ağladığını sormadı ve konu öylece bir Ayşe’nin, bir de benim zihnimize çakıldı kaldı.

Yılsonu müsamere yapıldı, diplomalarımızı aldık ve her birimiz bir yere dağılıp gittik. Ama bizim Ayşe ile arkadaşlığımız devam etti.

Tatil bittiğinde sıra Ortaokula kaydımızın yapılmasına geldi. Biz de tatilde gittiğimiz yazlıktan döndük. Ayşe’yle aynı okula kayıt yaptıracağımıza söz vermiştik. Bunu konuşmak için onlara gittim. Kapıyı Ayşe açtı. Yüzünde güller açıyor, gözlerinin içi gülüyordu. “Ne oldu Ayşeciğim, hayırdır çok neşelisin” dediğimde boynuna doladığı yemeniyi çıkardı ve bana “Bak burada ne var” dedi. Gösterdiği yerde 8-9 dikişli bir yara izi vardı. Gözlerimi yaraya bakmaktan ayırıp şaşkın, şaşkın arkadaşımın yüzüne baktım. “Ameliyat oldum bak artık boynum eğri değil” diye bana müjdeyi verdi. Çok ama çok sevinmiştim. Sarmaş dolaş birbirimize sarılıp bu güzel gelişmeyi kutladık.

Okullar açıldı, İkimiz de aynı okula ve aynı sınıfa düşmüştük. Çok seviçliydik. Artık kimse ona “Eğri boyun” demiyordu. Ayşe de bizimle beraber koşup oynuyordu.

Nihayet sene sonu geldi. Yine müsamere yapılacak ve bu sefer karne alacaktık.

Sınıf öğretmenimiz, bu konuda bir şey düşünen var mı çocuklar diye bizim fikrimizi sordu. Sınıfta çıt çıkmıyor, herkes bir birine bakıp duruyordu. O anda Ayşe “Benim var hocam” diyerek ayağa kalktı. Hepimiz merak içinde ona döndük ve ne diyecek diye dikkat kesildik.

“Öğretmenim benim bu konuda bir fikrim var”. Öğretmenimiz bu temiz yüzlü, masum bakışlı kıza “Hadi söylesene” der gibi baktı.

Ayşe “Öğretmenim biz geçen sene okulda (Uyuyan Güzel) piyesi ile müsamereye katılmıştık. Ben o piyesi çok severim. Bütün yaz tatilimde düşündüm, çok çalıştım ve piyesin metnini yazdım. İsterseniz bu piyesi organize de edebilirim. Sizin de yardımınızla onu bir daha sahneye koyabiliriz.” Dedi.

Ayşe bir sene önceki düş kırıklığına böyle bir çare bulmuştu. Çünkü o rolün kendisine verilmesini çok istiyordu. Ağlaması da bundandı. Ve Ayşe başrolü kendine ayırarak rol dağıtımı yaptı

 Öğretmenimizin eşliğinde yaptıkları provalarla sene sonu müsameresi şahane oldu.

Ayşe o günkü talihsizliğinin intikamını, şahane pembe tuvaleti ve pırıl, pırıl şeffaf ayakkabıları ile göz doldurmuş, hem oyuncu hem de senarist yeteneği ile üstün bir başarı sağlamıştı.

{Bu başarı, kalbi kırık bir masumun son derece anlamlı bir intikamıydı.}

 

 

Ayşe’nin Masum İntikamı.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!