Gül Akpınar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Çaresizlik mi, Çare-Sizlik mi?

Çaresizlik mi, Çare-Sizlik mi?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir kelime… Bazen koca bir ömrü anlatmaya yeter.

Hayatın içinde en sık kullandığımız kelimelerden biridir “çaresizlik”. Yaşamımız boyunca hepimiz en az bir kez bu duygunun gölgesinde kaldık. Bir kapının yüzümüze kapandığını, tüm yolların tükendiğini, artık yapacak hiçbir şey kalmadığını düşündüğümüz o anlarda durduk.

Peki, gerçekten öyle miydi? Yoksa biz, yaşadığımız o karmaşayı biraz yanlış mı adlandırdık?

Geçenlerde bu kelimeyi uzun uzun düşündüm. Sonra onu ikiye ayırdım: Çare-Sizlik.

İşte o an, kelime bana bambaşka bir şey fısıldamaya başladı. Belki de insanı tüketen şey, çarenin sahiden yokluğu değildir. Belki de bizler, çareyi hep “siz” diye seslendiğimiz yerlerde; bir insanda, bir makamda, bir düşüncede ya da kendimizden daha güçlü olduğuna inandığımız bir otoritede aradığımız için yoruluyoruzdur. Oysa insan, kendi iradesini başkasına teslim ettiği ölçüde özgürlüğünden de vazgeçiyor.

Zaman içinde anladım ki; insanı dönüştüren şey, hazır cevaplar değil, cesaretle sorduğu sorulardır. Çünkü cevaplar çoğu zaman bir noktada biter; ancak iyi sorular, insanı içeriden dönüştürmeye devam eder. Bu yüzden artık şu soruyu kendimize sormanın vaktidir: Çaresiz olan kimdir? Hiç yolu kalmayan mı? Yoksa kendi yolunu aramaktan vazgeçen mi?

İnsan, varoluşunun sorumluluğunu başkasına devrettiği an, kendi özünden uzaklaşmaya başlar. Unutmayalım; özgürlük, bütün imkânlara sahip olmak demek değildir. Özgürlük, imkânların tükendiği yerde bile insanın kendi vicdanıyla yeniden bir yön bulabilmesidir.

Artık “çaresizlik” kelimesine eskisi gibi bakamıyorum. Çünkü mesele çoğu zaman gerçekten çaresiz olmak değil; mesele, çareyi hep dışarıda, yani o “siz”lerde aramaktır. İnsan, kendi içindeki sesi susturdukça, dışarıdaki bütün gürültüleri bir kurtuluş çaresi sanır.

Oysa vicdan, insanın en sessiz ama en güvenilir yol arkadaşıdır.

Gerçek çare, dışarıdan uzanacak bir eli beklemekten ibaret değildir. Çare; düşünmeye devam edebilmek, sorgulamaktan yorulmamak ve en önemlisi kendi vicdanına yabancılaşmamaktır.

Belki de kelimeyi yeniden birleştirmenin zamanı gelmiştir. Çünkü hakikati arayan insan, hiçbir zaman bütünüyle çaresiz değildir; gerçek çare, en başta kendi içinde susturduğu sesi yeniden duymaktır.

Çaresizlik mi, Çare-Sizlik mi?
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!