Sağlıklı nesil yetiştirme dönemi galiba üzülerek söylüyorum, sonunu tüketti. Artık ebeveynlerin çocuklarını yönlendirme dönemi geçti, çocuklar herşeye hakim ve hayatı yönlendirir duruma geldiler. Eskiden “yemedim yedirdim içmedim içirdim” diye büyüklerimizin meşhur lâfları vardı, imkânlar kısıtlı yaşam daha zordu. Mesela büyüklerimiz kaybetmekden çok korkarlardı, günümüzde olduğu gibi ayakkabı değiştirir gibi iş, okul, kurs vb. değiştirilemezdi. Şimdi hayat çok değişti, insanlar popüler kültürün de etkisi ve dijital dünyanın verdiği imkânlar sayesinde herşeyi çabucak değiştirir ve tüketir oldular.
Son dönemlerde gözlemlediğimiz bu durumlara örnek verecek olursak, bir liseye başlayan öğrenci bir dönemde hemen beğenmeyip başka bir okula, yeni işe giren bir yetişkin üç ay sonra başka işe, bir yıl önce araba değiştiren biri hemen başka bir araç alma veya değiştirme psikolojisi, evi olan bir aile hemen bankaların kredi imkânlarını da kullanarak hemen bir yazlık alma eylemine, çalışanlarda sürekli sektör değiştirme, yeni telefon alan bir genç hemen üst modeli çıkınca altı ayda bir cihaz değiştirme gibi gibi birçok örnekler verilebilir. Nedir bu tatminsizlik, doyumsuzluk ve sıkılganlık…
Çağımızın en büyük hastalığı galiba bu oldu. Gelişen dünya koşulları ile beraber, psikolojik hastalıklar, saplantılar da aldı başını gitti. Daha iyisini al, hep daha üstüne ulaş, kendini en büyük yap, herşeye hakim ol, en büyük sen olacaksın, benim yavrum en iyi yerlere gelecek, en iyisini hak ediyor gibi sözler benim görüşüme göre içimizde dolaşan şeytanın en sevdiği telkinlerdir. Temelinde kibir barındırır, öfke barındırır, haset barındırır, şehvet barındırır, şöhret arzusu barındırır… Ne kadar bunları yazsak da anlatsak da pek işe yaramayacağını bilmek ile mütevellit, yine de değinmek istedim.
Aile içi eğitim sıfır durumunda, insanlar eğitim dendiği zaman eline soru bankasını verip çocuğa akşama kadar test çözdürmek veya eline tableti verip sessiz sessiz odasına çekilip oyunlar oynamasına müsade etmek zannediyorlar. Aileler günümüzde eğitimi, tablete ve bilgisayara devretmiş konumdalar. Bu formasyon yıkımı daha çok canlar yakar. Ebeveyn olarak dur demeyi bilmek, herşeyin her zaman alınamayacağını evlatlarına öğretmeleri gerekiyor. Bizim nesillerimiz doksanlar kuşağı, o kadar zengin koşullarda büyümedi, haftada bir izlenen çizgi film bize ödül olurdu. Hayat gittikçe kötüleşiyor klişesini biraz açımlamak istedim. Aslında hayat kötüleşmiyor, ebeveynler kötüleşiyor, bireyler kötüleşiyor, toplum kötüleşiyor… Çünkü çocuklardaki doyumsuzluk, ebeveyn de başlıyor. “Çocuğum da çocuğum, çocuğum da çocuğum” triplerinden kurtulamayan hastalıklı bir güruh türedi 2000′ lerden sonra…
Şımarmak, şımartılmak en sevmediğim kavramlardır oldum olası… Biz öyle çok şımartılmadık, şımartılamazdık da, o günkü toplum buna müsait değildi. Bizim kuşakta satın alınmaz örnek alınırdı. Karakteri güzel insanlar bizlere örnek gösterilirdi ve öyle olmamız beklenirdi. Şimdilerde ise o insanlardan eser kalmadı. Bayramdan bayrama alınan kıyafetler, okul başlangıcında alınan yeni elbiseler, herşeyimizin bir alınma dönemi ve zamanı vardı. Yeni bir ayakkabı aldığımızda, arkadaşlarımızın gözüne sokmazdık, kantinden dondurma bile alamazdık paramız olsa da, çünkü okul daki diğer arkadaşlarımız alamazlar ve gözü kalır diye pek insanca bir düşünceyle. Şimdi artık tam aksini yaşıyoruz, ebevenyler özellikle alıyor ve akranlarının gözüne soka soka giydiriyorlar, yediriyorlar, içiriyorlar… Ne oldu bu dünya ya. Ne değişti, neyi unuttuk, neden bu konuma geldik? Hepimiz şapkamızı önümüze alıp düşünmeliyiz, tabiki eğer bir gram içimizde vicdan varsa!
Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’ da okullarda meydana gelen vahşi saldırılarda hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar, diğer öğrenci ve öğretmenlerimize de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Yazımın içerisinde gerçekleşen bu saldırıların benim penceremden psikolojik ve sosyolojik sebeplerini bulabilirsiniz tabi ki bu gibi durumlar bir iki sayfa ile özetlenemez ayrıca bir tez konusu fakat ben genel hatları ile kavramsal yönlerine vurgu yapmak istedim…
Hepimizin başı sağolsun, geçmiş olsun ve bu son olsun, Sevgi ve Barış her yeri kaplasın temennisinde bulunuyorum…