Fatma YILDIZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kurban İbadetinin Mahiyeti

Kurban İbadetinin Mahiyeti

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

​İslam dininin temel ibadetlerinden biri olan kurban, hem bireysel kulluk vazifemizi hem de toplumsal hayatımızı düzenleyen önemli bir ibadettir. Kurban; kulun, kendisini var eden Rabbine olan bağlılığının, şükrünün ve yardımlaşma bilincinin fiili bir göstergesidir.

​Bu ibadetin mahiyetini ve önemini doğru kavramak, öncelikle şer’î delillerini ve vacip oluşundaki hikmetleri idrak etmekle mümkündür. İslam fıkhına göre, maddi imkanı yerinde olan, yani nisap miktarı mala sahip olan hür ve mukim her Müslümanın kurban kesmesi vaciptir. Bu yükümlülük, ilahi emirle ve sünnetle sabittir. Nitekim Yüce Rabbimiz, Kevser Suresi 2. ayet-i kerimede, “Şimdi sen Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyurmuş ve bu amelin doğrudan Allah rızası için yerine getirilmesini emretmiştir. Hanefi mezhebinin bu ibadet vacip olarak nitelendirmesi, emrin kesinliğine ve kulun üzerindeki şükür borcunun edasına işaret eder. Nitekim insan, kendisine verilen can, mal, sağlık ve rızık gibi nimetlerin asıl sahibinin Cenab-ı Allah olduğunu bu ibadetle beyan ederek sahip olduğu maddi varlığı, yine o varlığın gerçek sahibinin emri doğrultusunda harcamak suretiyle Rabbinin rızasını kazanmaya gayret eder. Bu yönüyle kurban, Hz. İbrahim’in sadakati ile oğlu Hz. İsmail’in teslimiyetinin günümüze kadar ulaşan en canlı örneğidir. Kul, kurban ibadetiyle sözle değil fiille, en kıymetli dünyalıkları bile Allah rızası için feda edebileceğini göstermiş olur.

​Aynı zamanda kurban, toplumsal adaleti ve dayanışmayı pekiştiren müstesna bir ibadettir. İnsanı bencillikten ve cimrilikten uzaklaştırarak, elindekini başkasıyla paylaşma ahlakını topluma yerleştirir. Fıkhi olarak kesilen kurban etinin muhtaçlara, akrabalara ve komşulara paylaştırılması tavsiye edilmiştir. Bu taksimat sayesinde, toplumun farklı kesimleri arasında köprüler kurulur; varlık sahipleri ile maddi imkanı yetersiz olanlar aynı ikramda ve aynı mutlulukta bir araya gelir. Bu güzel paylaşım, gönüller arasındaki mesafeleri kısaltarak toplumsal barışı, sevgiyi ve kardeşliği kuvvetlendirir. Üstelik bu mübarek günlerin getirdiği iktisadi hareketlilik, hayvancılıktan ticarete kadar geniş bir alanda ciddi bir canlılık meydana getirir; böylece bu ibadetin bereketi hayatın her alanına yayılmış olur. Nihayetinde kurban ibadeti, bu mübarek bereketin ve dayanışmanın toplumun her tabakasına adaletle ulaşmasını sağlayan ilahi bir ölçüdür.

Fakat ne yazık ki günümüzde, bu ilahi ölçüyü doğrudan hedef alan bazı İslam karşıtı söylemlerle de karşılaşmaktayız. Et tüketiminden asla ödün vermeyenlerin, sıra kurban ibadetine geldiğinde merhamet havarisi kesilmeleri, kendi yaşantılarıyla düştükleri apaçık bir tezat ve büyük bir samimiyetsizliktir. Bu iddialar, ibadetin özündeki ilahi hikmeti gölgeleyemez. Zira Müslümanlar için kurban, sadece bir ibadet değil; kalpleri birbirine yakınlaştıran, toplumsal adaleti ve paylaşma şuurunu ihya eden bir dayanışmadır.

​Öte yandan bu ibadet, insanın iç dünyası ve ahlaki tekamülü açısından da ruhu arındıran derin bir etkiye sahiptir. İnsanın en büyük huzursuzlukları; aşırı dünya hırsından, tamahkarlıktan ve bencillikten kaynaklanır. Kurban ibadeti, insanın içindeki bu maddi arzuları ve menfaat duygusunu dizginlemesini sağlar. Kişi, elindeki imkanı bir muhtaçla paylaştığında ve onun mutluluğuna şahit olduğunda, fıtratında var olan şefkat ve merhamet duygularını harekete geçirir. Başkasına faydalı olmak, insana hakiki bir kalbi huzur ve dinginlik sağlar.

​Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu ibadetin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:

​”Âdem oğlu kurban bayramı günlerinde, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir amel işlememiştir. O kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelecektir. Kurbanın kanı henüz yere düşmeden Allah katında yüce bir makama ulaşır. Öyleyse kurbanlarınızı gönül hoşnutluğuyla kesin.” (Tirmizî, Edâhî, 1; İbn Mâce, Edâhî, 3)

​Bu hadis-i şerif, niyetin safiyetini ve ibadeti Allah’ın rızasını kazanmak için eda etmenin ehemmiyetini açıkça göstermektedir.

​Nihayetinde kurban; yalnızca belirli kurallarla yerine getirilen mali bir mükellefiyet değil, kulun ilahi emre teslimiyetini, takvasını ve şükrünü açığa çıkaran kulluk nişanesidir. Şer’î delillerle sabit olan bu ibadet, bir yandan insanı dünyevi ihtiraslardan arındırıp ahlaki tekamüle ulaştırırken, diğer yandan İslam coğrafyasında gönüller arasında kardeşlik bağları inşa eder. Bayram günlerinde kesilen kurbanlar, yeryüzünde bereketin ve yardımlaşmanın her haneye adaletle ulaşmasına vesile olan ilahi bir ölçünün tecellisidir. Bizler için esas olan, Hz. İbrahim’in sadakati ve Efendimiz’in (s.a.v.) sünneti üzere, bu ibadeti tam bir gönül hoşnutluğu ve ihlasla eda edebilmektir.

​Bu vesileyle, mübarek Kurban Bayramı’nın gönüllerimizdeki teslimiyet ve sadakati pekiştirmesini; evlerimize, aziz milletimize ve tüm İslam âlemine huzur, bereket ve saadet getirmesini Yüce Rabbimizden niyaz eder; kıymetli okurlarımızın bayramını en kalbi hürmetlerimizle tebrik ederiz.

​FATMA YILDIZ

Kurban İbadetinin Mahiyeti
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!