Hayatın kırılma noktalarında, bazı insanların hayatımızdan sessizce çıktığını, bazılarının da hayatımıza sessizce girdiğini deneyimleriz. Hayatın kırılma noktalarını hissetmek, muhtemelen hayatın yavaş yavaş değiştiğinin habercisidir. Olayları ve insanları takıntı haline getirmediğimizdeyse, bu alan daha kolay açılarak, başka bakış açıları kazanmaya ve deneyimler yaşamaya izin verir.
Ruhsal ve zihinsel gelişme çoğu kez fark edilir. Yeni versiyonlarımızı yaşamaya dair duyduğumuz iştah, hayatın dönüşümünde önemli bir farkındalıktır. Eskiden hayatımızda varlığını hissettiğimiz, bizi derinden etkilediğini düşündüğümüz kişilerin ve olayların artık odağımızda olmadığını hissettiğimizde, bu iştahı da derinden hissederiz. Kendimizi hayatın ritmine daha kolay bıraktığımızı fark ettiğimizde, ruhumuz gerçek huzura kavuşur. Bu da artık olgunluk seviyemizin arttığının göstergesi olarak, hayatın kırılma noktalarında bize yeşil ışık yakar.
Geçmişte yaşanan olaylar ve insanlar, giderek hayatımızı sıkıştırmaya devam ettiğinde, hayata dair blokajlar yaratmaya da devam ederiz. Bu da adeta suyun yavaş yavaş donma noktasına gelmesi gibi, enerji akışımızın giderek azaldığı anlamına gelir. Yaşanılan olayların ve iz bırakmış insanların hayatımıza etkisini uzaktan izlemeyi başardığımızda, buz kütlesi giderek erimeye ve hayat yavaş yavaş çözünür ve çözülür hale gelmeye başlar.
Başkalarının ruhsal ve zihinsel dengesi bizim enerjimize yön vermeye devam ettikçe, hayatın kaskatı kaldığını izlemek, kendimiz üzerindeki hakkımıza girdiğimizin en büyük göstergelerinden biridir. Bazen tek bir insana veya tek bir olaya sabitlendiğimizde, buz kütlesinin çözülmesi için, o olayın veya kişinin gelip zihnimizdeki varlığını oda sıcaklığına almasını bekleriz. Beklentilerin ruhumuzu giderek üşütmesi de bundandır.
İnsanlar hayatımızdan çıkar…İnsanlar hayatımıza girer. Biz sadece bunun doğal akışında ilerlediğimizde, ilişkiler takıntı olmaktan çıkar ve keyifli birer yolculuk halini alır. İnsanlarla bir süre yol arkadaşlığı yaptığımızı ve bunun etrafında hayatımızda iyi veya kötü olaylar yaşandığını kabul etmek, ruhumuzu hapsettiğimiz donuk enerjilerden uzak kalmamızı sağlar. Bu da hayatımızla ilgili blokaj yaratmamak için, kendimize yapacağımız en büyük iyiliklerin başında gelir.
Enerji tıkanıklığı yaratmamak ve hayatımızla ilgili belki çocukluğumuzdan gelen blokajlara yenisini eklememek; enerjilerimizin değişebileceğini kabul edip, ruhumuzun tekamülüne kulak vermekten geçer çoğu kez. Bazen donmuş buz kütlesinin yavaş yavaş çözülmesi için, tıpkı zihnimizdeki olayları ve insanları geride bırakıp, yeni deneyimler için hayatımızda yer açmamız gerekir. Bu da oda sıcaklığına geçen insanlar ve olaylar demek olabilir çoğu kez.