Bir yanda manevi huzurun, paylaşmanın ve dayanışmanın en güçlü hissedildiği günler başlıyor; diğer yanda ise insanların omzundaki ekonomik yük her geçen gün biraz daha ağırlaşıyor. Bayramlar toplumların ortak vicdanıdır. İnsanlar bu özel günlerde sadece ibadetlerini yerine getirmez; aynı zamanda kırgınlıklarını unutur, sofralarını paylaşır, ihtiyaç sahiplerini gözetir ve kardeşlik duygusunu yeniden hatırlar. Kurban Bayramı da tam olarak böyle bir anlam taşır.
Kurban ibadeti, sadece bir hayvan kesmekten ibaret görülmez. İnancın, teslimiyetin, paylaşmanın ve yardımlaşmanın sembolüdür. Yüzyıllardır insanlar imkanları ölçüsünde kurban kesmiş, etini komşusuyla paylaşmış, yoksulun kapısını çalmış ve bayram sevincini büyütmüştür. Çünkü bu bayramın ruhunda gösteriş değil, gönül kazanmak vardır. Bir çocuğun yüzündeki tebessüm, yaşlı bir insanın hayır duası ve sofraya giren bir lokmanın bereketi vardır.
Yaşadığımız ekonomik gerçekler maalesef pek çoğumuzu derinden sarsıyor. Temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları her geçen gün katlanarak artarken, alım gücümüzün bu hıza yetişmesi neredeyse imkansız bir hal aldı. Artık pazara çıktığımızda da, market arabasını doldurmaya çalıştığımızda da ya da en basitinden çocuklarımızın bir eksiğini kapatmak istediğimizde de hepimiz aynı geçim derdini ve burkulmayı yüreğimizde hissediyoruz.
Özellikle dar gelirli aileler için, o eski heyecanla ve kolaylıkla yapılan bayram hazırlıkları ne yazık ki geride kaldı. İnsanlar haklı olarak bir sonraki ayın kirasını, kapıya dayanacak faturaları, mutfak masrafını ve evlatlarının temel ihtiyaçlarını ilk sıraya koymak zorunda kalıyor. Hal böyle olunca, inancı gereği kurban ibadetini yerine getirmek ve bu maneviyatı yaşamak isteyen pek çok kişi, bütçesini sonuna kadar zorlayan çok ciddi bir maddi yükün altında kalıyor.
Bu yıl dünyada ardı arkası kesilmeyen savaşların ve çatışmaların yarattığı sarsıntı, küresel ekonomik dengeleri de temelinden sarstı. Bölgesel düzeyde başlayan kavgalar; tırmanan enerji maliyetlerine, ticaret yollarının tıkanmasına ve hepimizi saran devasa bir küresel belirsizliğe dönüştü. Artık çok iyi görüyoruz ki savaş sadece cephedeki insanları vurmuyor; o yangının sıcaklığı dönüp dolaşıp evimizdeki sofraya, çıktığımız pazara, üretime ve her birimizin günlük koşturmacasına kadar ulaşıyor.
Akaryakıt fiyatlarındaki önlenemeyen artışlardan tutun da en temel gıda maddelerinin maliyetlerine kadar hayatın her alanına yansıyan bu zamlar, dünya genelinde milyonlarca insanı çok zor bir yaşam mücadelesiyle baş başa bırakıyor. Yaşanan bu belirsizlik ortamı yüzünden, insanlar artık yarınlarına güvenle bakamıyor ve geleceğe dair adımlarını çok daha temkinli, çok daha kaygılı atmak zorunda kalıyor.
Kurban pazarlarında gezen vatandaşların çoğu aynı cümleyi kuruyor: “Eskiden daha rahattık.” Bu söz aslında toplumun genel ruh halini anlatıyor. Çünkü insanlar ibadetlerini yerine getirmek isterken bir yandan bütçesini hesaplıyor, bir yandan da ailesinin geçimini düşünmek zorunda kalıyor. Bazıları ortak kesim arayışına giriyor, bazıları borçlanmayı tercih ediyor, bazıları ise bu yıl kurban kesememenin burukluğunu yaşıyor. Buna rağmen insanların büyük bölümü yine de paylaşmanın bir yolunu arıyor. Kimi küçük bir yardım paketi hazırlıyor, kimi bir çocuğu sevindiriyor, kimi de sofrasında bir kişilik daha yer açıyor.
Aslında bayramların en güçlü tarafı tam da burada ortaya çıkıyor. Zor zamanlarda toplumun birbirine daha sıkı sarılması… İnsanların yalnız olmadığını hissettirmesi… Bir tabak yemeğin, samimi bir ziyaretin veya içten bir telefonun bile büyük anlam taşıması… Çünkü ekonomik sıkıntılar insanları yorabilir ama dayanışma duygusu toplumu ayakta tutar.
Bugün neredeyse tüm insanlığın en büyük ortak özlemi; huzurlu, güvenli ve yarınından emin bir yaşama kavuşmak. İnsanlar artık çocuklarının geleceğine kaygıyla değil, umutla bakmak; her damla alın terinin karşılığını alıp bayramları o eski, tasasız neşesiyle yaşamak istiyor. İçimizi sızlatan bu tablonun ortasında hepimiz aynı şeyi arzuluyoruz: Silahların sustuğu, savaşların bittiği, ekonominin düzlüğe çıktığı ve insanların birbirine yeniden güvenle sarılabildiği bir dünya…
Çünkü biliyoruz ki savaşın vurduğu yerde sadece binalar, şehirler yıkılmıyor; o enkazın altında insanların umutları da un ufak oluyor. Ekonomik dalgalanmalar da ekranlardaki kuru rakamlardan ibaret değil; gelip tam kalbimize dokunuyor. Sabahımızdan gecemize kadar günlük hayatımızı, ruh sağlığımızı ve sevdiklerimizle olan ilişkilerimizi bile derinden yaralıyor.
Kurban Bayramı’nın özünde paylaşmak olduğu unutulmamalıdır. İmkanı geniş olanın ihtiyaç sahibini gözetmesi, komşusunu hatırlaması ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmesi bu bayramın en değerli yönlerinden biridir. Belki herkes kurban kesemeyecek, belki eski bayramların rahatlığı hissedilmeyecek; fakat insanlar birbirine destek oldukça bayramın manevi tarafı yaşamaya devam edecektir. Çünkü bazen en büyük yardım, bir insanın gönlüne dokunabilmektir.
Bu bayram, kırgınlıkları bir kenara bırakıp sofralarımızı bereketle paylaşmak ve birbirimize karşı daha anlayışlı olmak her zamankinden çok daha kıymetli. Çocukların neşeyle gülümsediği, büyüklerin hürmetle kapısının çalındığı ve darda olanların unutulmadığı o samimi bayram havası, hepimizin kırılan moralini yeniden düzeltecektir. Maddi imkansızlıklar ve hayat şartları belimizi ne kadar bükerse büksün, içimizdeki o güçlü birlik ve dayanışma ruhu, yarınlara olan umudumuzu diri tutmanın en büyük anahtarıdır.
Temennimiz; savaşların sona erdiği, ekonomik sıkıntıların hafiflediği, insanların geleceğe güvenle baktığı günlerin yakın olmasıdır. Kurban Bayramı’nın ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa huzur, bereket ve kardeşlik getirmesi en büyük dileklerden biridir. Çünkü bayramlar, insanlığın vicdanını yeniden hatırladığı özel zamanlardır.
Saygılarımla.
Sayın M Kuşcu,
Kurban Bayramı’nın anlamını ve önemini çok güzel ifade etmişsiniz. Duyarlı ve anlamlı yazınız için sizi tebrik ediyor, bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Sağlık, huzur ve bereket dolu nice bayramlar diliyorum.
Sayın Kuşcu,
Kurban Bayramı’nın manevi değerlerini, toplumsal dayanışmanın önemini ve yaşadığımız ekonomik zorlukları böylesine içten, duyarlı ve etkileyici bir dille kaleme aldığınız için sizi gönülden tebrik ederim.
Bu güzel ve düşündürücü satırlar vesilesiyle sizin ve tüm sevdiklerinizin Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; bayramın ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik getirmesini temenni ediyorum. Nice bayramlara, umutla ve dayanışmayla…