Gül Akpınar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Aynı Masadaki Işıklar

Aynı Masadaki Işıklar

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bazen bazı sorular gelir ve zihnimizde yer eder. Bu soruları cevaplamak için değil, belki de doğru soruyu sormak için peşinden gideriz. Benim için bu tür sorulardan biri şudur: Bir insanı değerli yapan şey, sadece düşünce mi, yoksa düşüncenin arkasında nasıl durduğu mu?

Hayatımızda birçok fikir ortaya çıkar. Kimisi çok konuşulur, kimisi anlaşılmaz, hatta tepki çeker. Ancak beni hep etkileyen şey, bir fikrin ne kadar yaygın olduğu değil, o fikrin içindeki samimiyetidir.

Düşünmek sadece zihnimizin işi değil. Bazen kendine bakmak, herkesin kabul ettiği şeylere “ya peki?” diyebilmek, herkesin baktığı yere başka bir açıdan bakabilmektir.

Zihnimde hep bir sahne vardır: Bir masa. Ben masaya küçük bir mum koyuyorum. Mum belki çok yeri aydınlatmıyor, ancak karanlıkta bir yol işaretidir. Sonra başkası gelir, bir gaz lambası bırakır. Bir başkası el fenerini getirir. Biri de çok daha güçlü bir ışık koyar masaya.

Hepsi farklıdır. Ancak kimse diğerinin ışığını gereksiz saymıyor. Çünkü amaç, hangi ışığın daha iyi olduğunu bulmak değil, karanlıkta ne kadar çok yer görünür hale gelirse, o kadar iyidir.

Bir fikri savunmak, ona bağlanıp kalmak değildir. Düşünen insan değişir, öğrendikçe başkalaşır. Bugün doğru bildiğimiz her şey, dün birilerinin sorduğu sorularla şekillendi. Bir fikir, başka fikirlerle karşılaştıkça netleşir; eleştiriden kaçan fikir körelir ve kendi içinde döner durur. Bence asıl sorun, farklı düşüncelerin olması değil, birbirini yok etmek istemeleridir.

İnsan kendini sadece kendi düşüncelerine bakarak göremez; kör noktasını ancak başkasının ışığı gösterir. Belki de en büyük yanılgı, elindeki tek ışığın tüm karanlığı söndüreceğini sanmaktır. Herkes kendi baktığı yeri bilir, gördüğünü anlatır. Onun için masaya oturmak, aynı şeyi görmek değil, aynı karanlığı paylaşmaktır.

O yüzden bir düşünceyi reddetmeden önce anlamaya çalışmak iyi gelir. Eksik olabilir, tamamlanmamış olabilir; ancak içinde hep bir arayış izi vardır. Ben farklı görüşlerden korkmam. Bence bir fikrin sağlamlığı, ancak sorularla yüzleşince belli olur. Sorular fikrin düşmanı değil, tam tersine onu diri tutan şeylerdir.

Ben mumumu koydum masaya. Ve biliyorum ki başkasının ışığı, benim göremediğim yeri aydınlatacak.

Çünkü doğru, tek bir kişinin cebine sığacak kadar dar değil. Belki de doğru, farklı insanların, farklı fikirlerin, farklı hayatların aynı masada birbirini çoğalttığı yerde görünür. Ve insan olmanın iyi yanlarından biri de şudur: Herkes aynı şeyi düşünmeyecek. Ancak aynı masada huzurla oturabilecekler.

Aynı Masadaki Işıklar
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!