Anne Baba Boşanır, Peki Çocuk Kiminle Ayrılır?

Barış GÜRBÜZ
Google'da Abone Ol
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Anne Baba Boşanır, Peki Çocuk Kiminle Ayrılır?

Bir evlilik bitebilir. Peki bir çocuğun annesine ve babasına duyduğu ihtiyaç, o evlilikle birlikte sona erer mi?

Barış Gürbüz

Boşanma, iki yetişkinin birlikte sürdürdükleri hayatı sonlandırma kararıdır. Bazen uzun süren anlaşmazlıkların, bazen tükenen bir ilişkinin, bazen de artık aynı hayatın içinde yürüyememenin sonucudur. Her ayrılığın kendine özgü bir hikâyesi vardır. Bu hikâyelerin hiçbirini dışarıdan bakarak bütünüyle anlamak kolay değildir.

Ancak boşanma söz konusu olduğunda, çoğu zaman gözden kaçırdığımız bir soru vardır: Anne ve baba birbirinden ayrılırken çocuk neyin içinden geçer?

Çünkü yetişkinler ilişkilerini bitirmeye karar verebilir. Çocuk ise anne ve babasının ayrılık kararını veren taraf değildir. Buna rağmen hayatındaki en temel düzenlerden biri değişir. Evi, alışkanlıkları, birlikte geçirilen zaman, hatta bazen kendisini güvende hissettiği dünya yeniden şekillenir.

Ve bütün bunlar yaşanırken çocuk, çoğu zaman kendisine sorulmayan bir hikâyenin içinde yaşamaya devam eder.

Çocuk, anne ve babası arasında seçim yapmak zorunda değildir

Boşanma sonrasında çocukların karşılaşabileceği en ağır duygusal yüklerden biri, anne ve babaları arasında seçim yapmak zorunda hissetmeleridir.

Bazen bu durum açıkça yaşanır. Çocuktan diğer ebeveyn hakkında yorum yapması istenir, bir tarafın söylediklerini diğerine aktarması beklenir ya da diğer ebeveyni sevdiğini göstermesi bile bir sadakat meselesine dönüşür.

Bazen de hiçbir şey doğrudan söylenmez. Bir ebeveynin adı geçtiğinde yüzün değişmesi, çocuğun diğer ebeveynle geçirdiği güzel bir günü anlatırken hissedilen huzursuzluk veya ayrılık sonrasında sorulan masum bir soruya verilen sert tepki, çocuğa sözcüklerden daha fazlasını anlatabilir.

Çocuk, iki insan arasındaki çatışmayı anlamlandırmaya çalışırken kendi duygularını da denetlemeye başlayabilir.

Annesini özlediğinde babasını üzmekten, babasıyla mutlu olduğunda annesini incitmekten korkabilir. Zamanla kendi hislerini ifade etmek yerine yetişkinlerin duygularını yönetmeye çalışabilir.

Oysa çocuk, anne ve babasının duygusal yükünü taşımak zorunda değildir. Onun görevi taraf tutmak, hakemlik yapmak veya yetişkinlerin birbirlerine anlatamadıklarını iletmek değildir.

Bir çocuk, anne ve babasının ikisini de sevebilmek için birinden vazgeçmek zorunda kalmamalıdır.

Boşanmanın kendisi mi, yoksa çatışmanın biçimi mi?

Burada önemli bir ayrımı gözden kaçırmamak gerekir: Her boşanma çocuğa aynı şekilde yansımaz. Her çocuk aynı tepkiyi vermez. Aynı şekilde, sırf aile bir arada kalsın diye her koşulda evliliğin sürdürülmesi gerektiğini söylemek de doğru değildir.

Şiddetin, yoğun çatışmanın veya sürekli güvensizliğin yaşandığı bir ortamda ayrılık, çocuk ve ebeveynler açısından daha güvenli bir yaşamın başlangıcı olabilir.

Çocukların uyum sürecini etkileyen unsurlar arasında ebeveynler arasındaki çatışmanın düzeyi, çocuğun bakım ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması, günlük yaşamındaki istikrar ve ebeveynlerin ayrılık sonrasında kurabildikleri iletişim bulunur.

Bu nedenle asıl mesele yalnızca anne ve babanın aynı evde yaşayıp yaşamaması değildir. Çocuğun nasıl bir duygusal ortamda büyüdüğü ve ayrılık sonrasında kendisini ne kadar güvende hissettiğidir.

Bazen aynı evde yaşayıp birbirine sürekli öfke duyan iki yetişkinin yanında büyümek de çocuk için zorlayıcı olabilir. Bazen ayrı evlerde yaşayan, ancak çocuklarının ihtiyaçları konusunda iş birliği yapabilen ebeveynler daha sakin bir düzen kurabilir.

Burada tek bir doğru aile modeli yoktur. Fakat çocuğun güvenliğini, duygusal ihtiyaçlarını ve ebeveynleriyle kurduğu ilişkinin niteliğini merkeze almak zorundayız.

Çocukların önünde tartışmamak yeterli mi?

Çoğu ebeveyn, çocuklarının yanında tartışmamaya özen göstererek onları koruduğunu düşünür. Bu çaba değerlidir. Ancak çocuklar yalnızca söylenen sözcüklerden etkilenmez.

Evdeki gerginliği, değişen davranışları, konuşulmayan konuları ve ebeveynlerinin birbirlerine karşı tutumlarını da fark edebilirler. Elbette her çocuk bunları aynı şekilde algılamaz; her sessizlik de mutlaka bir sorun olduğu anlamına gelmez.

Yine de çocuğu korumak, yalnızca tartışmaları onun duymayacağı bir yerde yapmakla sınırlı değildir.

Onun yaşına uygun açıklamalar yapmak, sorularını geçiştirmemek, belirsizliği azaltmak ve ayrılığın kendi suçu olmadığını anlatmak da önemlidir.

Çocuğa şu cümleyi kurabilmek bile büyük bir anlam taşır:

“Bu karar senin yüzünden alınmadı. Annenle ya da babanla kurduğun ilişkiyi sürdürmen bizim için önemli. Seni seviyoruz ve ihtiyaç duyduğunda yanında olacağız.”

Elbette sözlerin inandırıcılığı davranışlarla desteklenmelidir. Verilen sözlerin tutulması, bakım düzeninin mümkün olduğunca öngörülebilir olması ve çocuğun duygularını rahatça ifade edebilmesi, güven duygusunun yeniden kurulmasına yardımcı olabilir.

Çocuğun davranışının arkasında ne var?

Boşanma sürecindeki bir çocuk daha öfkeli, daha sessiz, daha huzursuz veya daha içine kapanık görünebilir. Bazı çocuklarda uyku sorunları, okul başarısında değişiklikler ya da ayrılıkla ilgili yoğun sorular ortaya çıkabilir. Bazılarıysa dışarıdan bakıldığında hiçbir şey olmamış gibi davranabilir.

Bu tepkilerin hiçbiri tek başına çocuğun yaşadığı duygunun kesin bir göstergesi değildir. Çocuğun davranışlarını yalnızca boşanmaya bağlamak da doğru olmaz.

Ancak yetişkinlerin kendilerine sormaları gereken önemli bir soru vardır: Çocuğun davranışını yalnızca düzeltmeye mi çalışıyoruz, yoksa onun ne yaşadığını anlamaya da çaba gösteriyor muyuz?

Her öfkenin arkasında üzüntü, her sessizliğin arkasında korku bulunmayabilir. Fakat çocuğun davranışını hemen yaramazlık, şımarıklık veya ilgisizlik olarak etiketlemek, asıl ihtiyacı gözden kaçırmamıza neden olabilir.

Çocuğun duygularını ifade etmesine alan açmak, gerektiğinde okuldan ve çocuk ruh sağlığı uzmanlarından destek almak, bu dönemin daha sağlıklı yönetilmesine katkıda bulunabilir.

Eş olmak bitebilir, ebeveyn olmak bitmez

Belki de boşanma sürecinde hatırlamamız gereken en temel gerçek budur.

İki yetişkin birbirine karşı eş olma sorumluluğunu sonlandırabilir. Birlikte yaşamak zorunda olmayabilir, geçmişte yaşanan sorunlar nedeniyle iletişim kurmakta zorlanabilirler. Her ayrılığın koşulları farklıdır ve bazı durumlarda doğrudan iletişim kurmak güvenli de olmayabilir.

Ancak çocukların bakımına ilişkin sorumluluklar, koşullar elverdiği ölçüde, yetişkinlerin birbirlerine duydukları kırgınlıktan bağımsız olarak ele alınmalıdır.

Çocuk, anne ve babasının geçmişte yaşadığı sorunların çözüm aracı değildir. Bir ebeveyni cezalandırmak için diğerinden uzaklaştırılmamalı, yetişkinlerin arasındaki hesaplaşmanın içine çekilmemelidir.

Çünkü çocuklar yalnızca bugün yaşadıklarımızı deneyimlemez; ilişkiler hakkında da bir şeyler öğrenirler. Anlaşmazlıkların nasıl ele alındığını, sınırların nasıl korunduğunu, özrün ve sorumluluğun ne anlama geldiğini gözlemlerler.

Bu nedenle boşanma sonrasında kurulan ebeveynlik ilişkisi, yalnızca bugünün düzenini değil, çocuğun gelecekteki ilişki anlayışını da etkileyebilecek bir deneyimdir.

Peki çocuk kiminle ayrılır?

Belki de soruyu biraz değiştirmeliyiz.

Anne ve baba birbirinden ayrılırken çocuk, birinden ayrılmak zorunda mı kalmalı?

Hayır. Çocuğun anne ve babasıyla ilişkisi, güvenlik ve çocuğun üstün yararı gözetilerek korunmalıdır. Bunun biçimi her ailede farklı olabilir; önemli olan çocuğun ihtiyaçlarının yetişkinlerin çatışmasının gerisinde kalmamasıdır.

Boşanma, bir ailenin eski biçiminin sona ermesi olabilir. Fakat çocuğun sevgiye, güvene, ilgiye ve tutarlı bir yetişkin desteğine duyduğu ihtiyaç sona ermez.

Belki de yetişkinler olarak kendimize şu soruyu daha sık sormalıyız:

Biz birbirimizden ayrılırken çocuğumuzu da kendi kırgınlığımızdan yana bir taraf seçmeye mi zorluyoruz, yoksa onun çocuk kalabilmesine izin veriyor muyuz?

Çünkü çocukların anne ve babalarının evliliğini kurtarmak gibi bir görevi yoktur. Onların görevi çocuk olmaktır.

Bizim görevimizse hayatımızda hangi kararları alırsak alalım, onların omuzlarına taşıyamayacakları yükler bırakmamaya çalışmaktır.

Anne Baba Boşanır, Peki Çocuk Kiminle Ayrılır?
1

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. Mustafa Doğan
    • 29 Ekim 2026, 16:40

    onların omuzlarına bırakılan yükler bir ömür sürer bu sebeple bazı seyleri iyi düşünmeliyiz

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!