Sosyal hizmet uzmanı olmak isteyen birinin karşısına tek bir yol çıkmıyor. Önce bir lisans programı var, ardından KPSS, ardından da kurumların kendi ilanları. Bunların her birinin içinde dikkat edilmesi gereken ayrıntılar bulunuyor. Bu yazıda o ayrıntıları, resmi ilanlarda yazanları esas alarak anlatmaya çalışacağım. Puan, kontenjan ve yaş sınırı gibi rakamlara ise özellikle yer vermedim. Çünkü bu rakamlar her yıl, hatta her ilanda değişiyor ve yanlış anlaşılmaya çok açık. Başvuru yapacak herkesin güncel ilanı kendi gözüyle okuması gerekiyor.
Her şey lisans eğitimiyle başlıyor. Sosyal hizmet uzmanı unvanı için dört yıllık sosyal hizmet lisans programından mezun olmak gerekiyor. Bölüme eşit ağırlık puanıyla girilir ve taban puanlar her yıl değişir. Tercih yapacak gençlerin güncel YKS verilerini kendi gözleriyle kontrol etmesini öneririm. Bu bölümlerin en önemli özelliklerinden biri, kuramsal derslerin yanında staj ve uygulamaya da yer vermesi. Süre ve staj kurumu üniversiteden üniversiteye değişiyor, ama bir öğrencinin mezun olmadan önce sahayla tanışması bence mesleğin en değerli yanlarından biri. Çünkü bu iş, ders notundan çok insanla kurulan ilişkiyle öğreniliyor.
Doğrudan sınavla girmek tek seçenek değil. Sosyal hizmetler, çocuk gelişimi, yaşlı bakımı ya da engelli bakımı ve rehabilitasyon gibi ön lisans programlarından mezun olanlar, ÖSYM kılavuzunda yazan koşullara göre DGS ile sosyal hizmet lisansına geçebiliyor. Hangi ön lisans programının hangi lisans bölümüne başvurabildiği kılavuzdaki tabloda yer alıyor ve bu tablo yıldan yıla değişebiliyor. Geçiş yapacak biri için önce kendi diplomasının satırını güncel kılavuzda bulması gerekiyor. Geçişten sonra hangi yarıyıldan devam edileceği ve hangi fark derslerinin alınacağı ise yerleşilen üniversitenin kararına bağlı.
Diploma elinize geçtikten sonra kamuda çalışmak istiyorsanız karşınıza KPSS çıkıyor. İlk bilmeniz gereken şey, kamu ilanlarında kadro adının çoğunlukla “sosyal çalışmacı” olarak geçmesi. Meslek unvanıyla kadro unvanı her zaman aynı kelimelerle karşımıza çıkmıyor, bu yüzden ilan ararken yalnızca “sosyal hizmet uzmanı” yazmak yetmeyebilir.
Her ilanın kendi şartlarını taşıdığını da hatırlamak lazım. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gibi kurumlar personel alırken hangi KPSS puan türüne bakacaklarını, en düşük puanın ne olacağını, kaç kişinin alınacağını ve hangi bölümlerden mezunların başvurabileceğini ilanda ayrıca yazıyor. Daha önceki bir sosyal çalışmacı ilanında sosyal hizmet, sosyal çalışma ya da sosyal hizmetler lisans programlarından biri aranmış, başvurular Cumhurbaşkanlığı Kariyer Kapısı üzerinden alınmıştı. Bu ayrıntılar bugün aynı olmayabilir. Bu yüzden baraj puanını ya da kontenjanı bir yazıdan öğrenmek yerine, başvuru döneminde yayımlanan ilandan öğrenmek en doğrusu.
Atama kelimesinin her zaman memurluk anlamına gelmediğini de belirtmem gerekiyor. Kadrolu alımlar ile sözleşmeli personel alımları ayrı ilanlarla yapılıyor ve iki statünün hakları ile çalışma koşulları birbirinden farklı. İlana bakarken yalnızca kontenjana değil, personelin hangi statüde istihdam edileceğine de bakmak gerekiyor. Önceki yıllarda yapılan bir sosyal çalışmacı alımında, örneğin, adaylar sözleşmeli personel olarak değerlendirilmiş ve KPSS puanına göre sıralanmıştı.
Kamuda bir başka kapı daha var: uzman yardımcılığı. Bakanlık zaman zaman Aile ve Sosyal Hizmetler Uzman Yardımcılığı ilanı açıyor ve sosyal hizmet mezunları da bu ilanlara başvurabiliyor. Bu ilanlarda genellikle yabancı dil belgesi ve yaş sınırı gibi ek şartlar yer alıyor, giriş sınavı ise sözlü olarak yapılıyor. KPSS sıralamasına göre kadro sayısının belirli bir katı kadar aday sözlüye çağrılıyor. Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Baraj puanını geçmek başvuru yapmaya yetiyor, ama sözlüye çağrılmak için gereken puan çoğu zaman bundan daha yüksek oluyor. Önceki yıllarda sözlüye çağrılan adayların en düşük puanlarına bakıldığında bu farkı görmek mümkün. İlgilenenlerin Bakanlığın duyurularını düzenli olarak takip etmesi gerekiyor.
Kamu dışındaki seçenekler de küçümsenecek gibi değil. Bazı belediyeler sosyal yardım, yaşlı ve engelli hizmetleri ya da aile destek merkezi gibi birimlerinde sosyal hizmet uzmanı çalıştırıyor, ancak her belediyede böyle bir kadro bulunmuyor. Sivil toplum kuruluşları ile uluslararası kuruluşlar çocuk, kadın, göç ve yoksullukla mücadele alanlarında projeler yürütüyor ve genellikle yabancı dil ile saha deneyimi arıyor. Özel bakım ve rehabilitasyon merkezleri ise kendi başvuru süreçleri üzerinden çalışan alıyor. KPSS yolu yaygın ve güvenilir bir yol olarak görülüyor, ama mesleği yalnızca ona indirgemek haksızlık olur.
Akademik yolu da ayrıca anmak istiyorum. Tezli yüksek lisans için ALES ve yabancı dil puanı isteniyor, üniversiteler bu şartları kendi ilanlarında farklı belirleyebiliyor. Kamu kadrosuna girmek için lisans diploması yeterli olsa da yüksek lisans, uzmanlaşmak ve alanda derinleşmek isteyenler için ciddi bir fark yaratıyor.
Bu yolu bu kadar ayrıntılı yazmamın nedeni şu: Eski ya da eksik bilgiyle yola çıkmak insanın en çok zaman kaybettiği yer. Bir ilanın şartını yanlış okumak, bir başvuru süresini kaçırmak ya da DGS tablosuna bakmadan karar vermek, aylar süren bir gecikmeye yol açabilir. Rakamları yazıya koymamamın sebebi de tam olarak bu. Her adımda güncel ilanı ve kılavuzu açıp kendi gözünüzle okumanızı tavsiye ederim.
Sosyal hizmet uzmanı olmak, bir diploma ya da KPSS sıralamasından ibaret değil. Eğitim, sınav ve atama yalnızca kapıyı açıyor. Asıl sınav, o kapıdan girdikten sonra bir ailenin, bir çocuğun ya da yaşlı bir insanın karşısında dururken başlıyor. Bu mesleğe girmeden önce teknik ayrıntıları öğrenmek kadar, neden girmek istediğinizi kendinize sormak da önemli diye düşünüyorum.
Ilgın Öztürk