Bahar Ayhan Balcıoğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. KADRAJIN ARKASINDAKİ SINIF

KADRAJIN ARKASINDAKİ SINIF

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Milli Eğitim Bakanlığı’nın son dönemde sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlemeleri ve okullara yaptığı hatırlatmalar, çocukların mahremiyetinin korunmasız kaldığı ile ilgili gerçeği bir kez daha gündeme getirmektedir.

Sınıf içinde veya dışında çocukların görsellerinin öğretmen ya da veliler aracılığıyla paylaşımlarının yayımlanmasının artarak devam etmesi ve bu paylaşımların hızla yayılması bu kararın uygulanmasını gerekli kılmıştır.

Öğretmenden fenomen olur mu?

Fenomenlik kavramı çok sık karşımıza çıksa da, bunun eğitim yuvasında ve çocuklarla edinilmesi çocuğun mahremiyetiyle ve eğitim anlayışıyla zıtlık barındırmaktadır. Fakat bütün bunlara rağmen ‘fenomen öğretmen’ adı altında bir olgu oluşmaya başlamış ve bunun sonucunda eğitimin her safhası, çocukların her anı sosyal medya aracılığıyla gözler önüne serilmeye başlanmıştır. Dijital medya araçlarının ulaşılabilirliği sayesinde, bu olgu ülkenin her okulunda ve her seviye sınıfta karşımıza çıkabilmektedir.

Çocuk dijital içerik değildir!

Günümüzde sosyal medya, yapılan işleri daha görünür hale getiren bir araç olarak da kullanılmaktadır. Öğretmenlik mesleğini yapan kişilerin de yaptığı çalışmaları göstermek ve bu çalışmaların herkese ulaşması adına böyle sayfalar açtığını görmekteyiz. Fakat buradaki ince çizgi öğrencilerin yüzlerinin, seslerinin, açık kimliklerinin paylaşılması ve mahremiyetin aşılarak bu görsellerin herkese ulaşabilmesidir. Oysa ki bir öğretmenin sınıf içinde veya dışında öğrencilerinin mahremiyetini koruması görevidir.

Anı yaşayarak, anı biriktir.

Çocukların zaman zaman güldüren, mutlu eden ya da umut veren anları vardır.  Bu anlar elbette ki kayıt altına da alınabilir anı kalması için. Ama bir kadrajın arkasından baktığımız her an, gerçekten çıplak gözle izlediğimizin yerini tutabilir mi? Peki en özel günlerini veya mutluluklarını kayıt altına alırken çocukların gözünün içine mi, telefonun ekranına mı bakıyoruz? Anı biriktirirken, ne kadar anı yaşayabiliyoruz?

Sözün özü;

Çocukları dijital zarar verici etkenlerden korumak evde ailenin, okulda öğretmenin ve bittabi toplumun görevidir.  Bugün çocukların mahremiyetini koruyan her adım, yarının dijital dünyasında onların haklarını koruyacak güçlü bir adımdır.

KADRAJIN ARKASINDAKİ SINIF
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Türkiye Aktüel ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!