Bir ses var içimizde, çocukluğumuzda var olan ve hala susmak istemeyen. İnatçı bir yankı: “Ya yapamazsam!
Bugünün ‘Ben”ine baktığımızda, dünkü ‘Ben’i görüyorsak ve duyuyorsak yeni bir ‘Ben’ e dönüşmek için öz şefkat duygusunu tanımamız gerekir.
Nedir öz şefkat?
Bireyin; hata yaptığında, bir durum karşısında zorlandığında ya da bir hayal kırıklığı yaşadığında kendine acımasızca değil, destekleyici bir pencereden bakmasıdır.
Öz şefkat duygusunun temelleri çocukluk çağında çevremizdeki yetişkinlerin davranışları ve yaklaşımları ile atılır. Bir başarısızlık karşısında annenin söylediği ” beceriksizim” sözü ya da babanın kendisine ağır eleştiriler yöneltmesi çocuk için yansıtıcı görevi görür.
Bu bağlamda; yetişkin önce kendi iç sesini farkederek, kendine öz şefkat göstermeli ki, çocuk ebeveyninde izlediği davranışı taklit edebilsin. Bu davranışla örnek olma noktasında elzemdir.
Öz şefkat nasıl yeşertilir?
Yetişkinler olarak tohumu iç sesimizi ve davranışlarımızı değiştirerek attıktan sonra çocuğun öz şefkatinin çiçek vermesi için davranıştan sonra sözler sihir etkisi yaratır.
Örneğin;
” İstediğim gibi olmadı ama sonra yine denerim.”
” Herkes hata yapabilir.”
” Şu anda dinlenmeye ihtiyacım var.” gibi cümleler çocuk için değerlidir ve anne babanın da hata yapabileceğini ve başarısız olmanın kendini suçlamak olmadığının farkına varır.
Çocuk hata yaptığında ne hisseder?
Çocuklar hayatı keşfederken, bir oyun oynarken ya da bir problemi çözmeye çalışırken sayısız hata yapabilir. Bir hata karşısında annesine babasına ya da öğretmenine bakar ve onların gözünde ve sözünde kendi iç sesini düzenler. Defalarca denemek ve başarmak için destek bekler.
İşte bu noktada yargılayıcı, eleştirel, yüksek beklentili ve aşağılayıcı sözler öz şefkatin oluşmasında bir bariyer gibi durur. Bunun yerine çocuğun duygularını tanımalarına fırsat verilmeli ve olumsuz bir durum içinde olduğu duygusunu ona tanıtmalıyız.
Örneğin;
“Bunu başaramamış olabilirsin ama tekrar deneyebilirsin.”
“Bu durum seni üzdü ama üzülmen normal.”
“Hata yapabiliriz ama bu bizim değersiz olduğumuz anlamına gelmez.” gibi cümlelerle hem rahatlamalarını, hem de duygularını tanıyarak kendi iç seslerini şefkat ile oluşturmalarına destek olabiliriz.
Özetle;
Hayatın bütün zorluklarına, başarısızlıklarına, ayrılıklarına ve hayal kırıklığına karşı çocuklarımızı koruyamayabiliriz belki. Hiç hata yapmamalarını da sağlayamayız. Ama zorluklar karşısında yıllar boyu söylediğimiz cümleler onların iç sesi olacak ve önce kendine şefkat duymanın, karşısındakine de bulaşacağının farkındalığına erişecektir.
“Çocuklarımıza yalnızca başarılı olmayı değil, başarısız olunduğunda, kendilerine nasıl davranmaları gerektiğini de öğretmeliyiz.”