Teknolojinin hayatımızın her alanına girdiği, birçok alışkanlığımızın değiştiği günümüzde geçmişe dönüp baktığımızda yüzümüzde tebessüm oluşturan nice hatıralar vardır. İşte bunlardan biri de okul sezonu başladığında kitaplarımızı kendi ellerimizle kapladığımız günlerdir. Bugünün çocukları için belki sıradan hatta gereksiz görülebilecek bu uğraş, bizim neslimiz için sadece bir kitap koruma yöntemi değil, aynı zamanda sabrın, emeğin ve sorumluluğun öğretildiği küçük bir hayat dersiydi.
Okullar açılmadan önce kırtasiyeden alınan şeffaf kaplıklar, renkli etiketler ve makaslar evlerimizin en önemli malzemeleri haline gelirdi. Yeni alınan kitapların kokusu eve yayılırken, herkes kendi kitaplarını en güzel şekilde kaplamaya çalışırdı. Kimi cetvelle ölçer, kimi annesinden yardım ister, kimi de arkadaşlarının kitaplarına bakarak daha düzgün yapmaya uğraşırdı. Bazen kaplık eğri kesilir, bazen hava kabarcıkları oluşur, bazen de etiket yanlış yere yapıştırılırdı. Ama her şeye rağmen o kitaplar bizim emeğimizi taşırdı.
Aslında kitap kaplamak yalnızca kitapları korumak değildi. O küçük uğraşın içinde dikkat vardı, düzen vardı, özen vardı. Daha çocuk yaşta sahip olduğumuz eşyalara değer vermeyi öğreniyorduk. Bir kitabın köşesi kıvrılmasın, kapağı yıpranmasın diye gösterdiğimiz hassasiyet, hayatın ilerleyen dönemlerinde birçok konuda bize rehber oldu. Çünkü insan önce eşyasına değer vermeyi öğrenir, sonra emeğe ve insana saygı duymayı öğrenir.
Bugün her şey hazır geliyor. Birçok iş birkaç dakikada tamamlanıyor. Ancak kolaylaşan hayatımızın içinde kaybettiğimiz bazı güzellikler de oldu. Kitap kaplamak gibi basit görünen işler, aslında aile bireylerini bir araya getiren özel anlardı. Annelerimizin yardım ettiği, babalarımızın kontrol ettiği, kardeşlerimizle yarıştığımız o akşamlar şimdi tatlı birer anı olarak hafızalarımızda yaşıyor. Belki o günlerde sıkılarak yaptığımız işler, yıllar sonra özlemle hatırladığımız en değerli hatıralara dönüştü.
Bir kitabın üzerine ismimizi yazarken duyduğumuz heyecanı, ilk ders gününde tertemiz kitaplarımızı sıranın üzerine koyduğumuzdaki gururu unutmak mümkün değil. Çünkü o kitaplar sadece eğitim aracımız değildi; hayallerimizin, umutlarımızın ve geleceğe dair beklentilerimizin de bir parçasıydı. Her kaplanan kitap, yeni bir eğitim yılının başlangıcını müjdeliyordu.
Dönüp geriye baktığımızda, kitap kaplarken gösterdiğimiz sabrın ve emeğin bize birçok değer kattığını görüyoruz. Sahip olduğumuz eşyaya özen göstermeyi, düzenli olmayı ve küçük işlerden keyif almayı öğreniyorduk. Belki o günlerde sıradan gelen bu uğraşlar, bugün özlemle andığımız güzel çocukluk anılarının ayrılmaz bir parçası oldu.
İyi ki kitaplarımızı kendimiz kaplamışız. Çünkü o şeffaf kapların arasında sadece kitaplar değil; emek, sorumluluk, paylaşım, sabır ve çocukluğumuzun en güzel hatıraları saklıydı. Bugün ne zaman eski bir ders kitabı görsek, aslında sayfalar arasında yalnızca bilgileri değil, kaybolmaya yüz tutmuş bir dönemin sıcaklığını da buluyoruz.
Sağlıcakla kalın.